Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Öfke Kontrolü Sorunu: Geçmiş Yaşantılar, Duygu Regülasyonu ve EMDR

4 ay önce · · 0 yorum

Öfke Kontrolü Sorunu: Geçmiş Yaşantılar, Duygu Regülasyonu ve EMDR

Bazen bir olay olur… Verdiğiniz tepki, size bile fazla gelir. Sanki o an kontrol sizde değildir.
Bir şey yükselir, taşar, patlar. Sonrasında ise genellikle iki şey olur:
Ya pişmanlık…
Ya da Haklıydım ama bu kadarına gerek var mıydı?” hissi.

Çünkü bazen verilen tepkinin yoğunluğu, yalnızca o an yaşanan durumla açıklanamaz. Öfke her zaman “şu ana” ait değildir ve biz fark etmeden, sadece o an olan şeye değil; geçmişte birikmiş olanlara da tepki veririz. İşte bu yüzden bazı durumlarda verdiğimiz tepki bize bile fazla gelir.

Eğer geçmişte çok fazla sınır ihlali yaşamışsak, kendimizi sık sık anlaşılmamış, duyulmamış ya da haksızlığa uğramış hissettiysek; bugün yaşadığımız bazı durumlara karşı daha duyarlı olabiliriz. Bazen ortada gerçekten rahatsız edici ya da haksız bir durum vardır. Ancak yine de verilen tepkinin yoğunluğu, sadece bugünkü olayla ilgili olmayabilir. Normalde daha kolay yönetilebilecek bir durum, geçmiş deneyimlerin de tetiklenmesiyle birlikte çok daha yoğun hissedilir. Çünkü o duygu yalnızca bugüne ait değildir. Bu nedenle öfke büyür, kontrol etmek zorlaşır ve kişi kendini yoğun bir duygunun içinde bulabilir.

Öfke çoğu zaman görünen duygudur; ama altında genellikle görülmeyen, fark edilmeyen ve ifade edilemeyen başka duygular vardır. Kırgınlık, incinmişlik, değersizlik, anlaşılmamışlık… O öfkenin nereden beslendiğini ve neden bu kadar yoğun yaşandığını anlayabilmek, dönüşümün önemli bir parçasıdır.

Ben neden bu kadar öfkeliyim?

Öfkenin altında hangi duygu var?

Bu duygu bana neyi çağrıştırıyor?

gibi sorularla öfkenin geçmişle bağlantılarına bakılabilir. Bu bağlantıları fark etmek, kişinin öfkesini ve ona eşlik eden diğer duyguları anlamlandırmasına yardımcı olabilir. Öfke tamamen ortadan kalkmayabilir; zaten amaç bu değildir. Önemli olan, kişinin öfkesini fark edebilmesi, ihtiyaçlarını ifade edebilmesi ve hakkını kendisine ya da ilişkilerine zarar vermeden koruyabilmesidir.

Öfke Kontrolü Sorunu Neden Kaynaklanır?

Öfke aslında gerekli bir duygudur. Uygun şekilde ifade edildiğinde ve doğru yere yöneldiğinde, hakkımızı korumamızı sağlar. Bizi harekete geçirir, sınırlarımızı fark etmemize yardımcı olur ve gerektiğinde kendimizi savunabilmemizi sağlar. Bu anlamda öfke, işlevsel ve hayati bir duygudur. Onu sağlıklı bir şekilde kullanabildiğimizde bizim için koruyucu olabilir. Ancak düzenlemekte zorlandığımızda, çok yoğun yaşandığında ya da asıl kaynağından farklı yerlere yöneldiğinde ilişkilerimizi bozabilir ve günlük yaşamımızı zorlaştırabilir.

Çocukken sınırlarımız ihlal edildiyse, duygularımız yeterince görülmediyse, hayır” dememize alan açılmadıysa; zihnimiz ve bedenimiz bu deneyimleri bir yere kaydeder ve bugün benzer bir durumla karşılaştığımızda, aslında sadece bugüne değil, geçmişte yaşanmış ve o zaman tepki veremediğiniz durumlara da tepki veririz.

Bu yüzden bazı anlarda;

  • Kendinizi çok fazla savunurken bulabilirsiniz
  • Küçük bir şey çok büyük bir tepkiye dönüşebilir
  • Ya da içinizde biriken şeyler bir anda patlar

Burada üzerinde durulabilecek noktalardan birir şudur:

Geçmişte yaşadığımız bazı deneyimler, bugün belirli durumlara karşı daha hassas olmamızla ilişkili olabilir. Ortada birebir aynı durum olmasa bile kişi kendisini yeniden haksızlığa uğramış, duyulmamış ya da sınırları ihlal edilmiş gibi hissedebilir. Bazen küçücük görünen bir olayın beklenmedik şekilde büyümesinin altında da geçmişten tanıdık bir duygu bulunabilir. Verdiğiniz tepki yalnızca bugüne ait değildir. Geçmişten taşınan birikim de o tepkinin içindedir.

Öfke bazen de dışarı çıkmaz; içte tutulur, bastırılır ve ifade edilemez. Bu durumda öfke içe yönelmiştir. Böyle durumlarda kişinin kendini suçlama, değersizlik veya yetersizlik gibi duygular yaşaması; bedensel sıkışma ve huzursuzluk hissetmesi de mümkün olabilir.

Duygu Regülasyonu Nedir ve Neden Önemlidir?

Duygu regülasyonu dediğimiz şey, duyguları bastırmak ya da yok etmek değildir. Duyguları hissedebilmek, taşıyabilmek ve yönetebilmektir. Yani bir duygu çok yoğun geldiğinde; o duyguyla kalabilmek, taşan bir duyguyu yatıştırabilmek, kendi kendini sakinleştirebilmek; çok düşmüşsek kendimizi biraz yukarı çıkarabilmek, çok yükselmişsek de bununla baş edebilmek, duygunun içinde kaybolmadan onunla kalabilmek diyebiliriz.

Duygularımızı düzenlemeyi öğrenme biçimimizde çocuklukta bakım verenlerle kurduğumuz ilişkilerin önemli bir yeri vardır. Üzüldüğümüzde yatıştırıldıysak, öfkelendiğimizde ya da zorlandığımızda anlaşılmış hissettiysek, korktuğumuzda yanımızda biri olduysa; zaman içinde zor duygularla nasıl kalabileceğimize ilişkin bazı deneyimler ediniriz ve sinir sistemimiz duyguların düzenlenebileceğini öğrenir. Ama her zaman böyle olmaz tabii. Herkes çocuklukta yeterince anlaşılmış, görülmüş ya da sakinleştirilmiş olmayabilir. Bu durumda bazı kişiler yetişkinte; yoğun duyguları düzenlemekte daha fazla zorlanabilir ve tepkilerini zaman zaman kontrol dışı gibi yaşayabilir. Bu yüzden öfke problemi dediğimiz şey, çoğu zaman aslında bir duygu regülasyonu problemidir.

Duygu regülasyonu yalnızca çocuklukta öğrenilen bir şey değildir. Yetişkin yaşamda da öğrenilebilir ve geliştirilebilir. Bazen bunu kendi deneyimlerimizle; sanatla, sporla, ya da arkadaşlıklarla, bir hayvanla kurduğumuz ilişkiyle, doğayla ya da profesyonel destek süreçleri içinde öğrenebiliriz. Yani bunu öğrenmek zorunda olduğumuz tek yer çocukluk değildir ve ayrıca bunu tek başımıza öğrenmek zorunda da değiliz.

Duygularımızı daha iyi tanıyabilmek ve düzenleyebilmek, günlük yaşamımızda ve ilişkilerimizde yaşadığımız bazı zorlanmaları anlamlandırmamıza ve baş etmemize yardımcı olabilir.

Öfke, Geçmiş Yaşantılar ve EMDR

Çoğu kişi öfke kontrolü için kendi kendine şunları söyler:

  • Sakin olmalıyım”
  • Buna bu kadar tepki vermemeliyim”
  • Kendimi tutmalıyım”

Ama yoğun bir duygu ortaya çıktığında, yalnızca kendini durdurmaya çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü mesele sadece öfkeyi bastırmak değil; o duygunun nereden geldiğini, neyin tetiklediğini ve neden bu kadar yoğun yaşandığını anlayabilmektir.

Geçmiş yaşantılarla bugünkü öfke arasında bir bağlantı olduğu düşünüldüğünde, psikolojik danışmanlık sürecinde bu bağlantılara daha yakından bakılabilir. Kişinin ihtiyaçları ve ele alınan konu uygun olduğunda EMDR yönteminden de bu çalışmalar sırasında yararlanılabilir.

EMDR çalışmalarında öfkeyle bağlantılı olduğu düşünülen yaşantılar, bu yaşantılara eşlik eden duygular, bedensel duyumlar ve kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği inançlar ele alınabilir.

Örneğin öfkenin altında Kimse beni anlamıyor”, Değerli değilim”, Kendimi korumalıyım” gibi inançlar bulunabilir. Bazen bugün yaşanan bir olay, geçmişte benzer duyguların yaşandığı başka deneyimleri hatırlatabilir. Bu bağlantılara bakmak, kişinin bugünkü tepkisini yalnızca Neden kendimi kontrol edemiyorum?” üzerinden değil, daha geniş bir çerçeveden anlamasına yardımcı olur.

Buradaki amaç kişinin öfkesini yok etmek değildir. Öfkenin ne zaman ortaya çıktığını, altında hangi duygu ve ihtiyaçların bulunduğunu, geçmiş deneyimlerle nasıl bir bağlantısının olabileceğini fark etmek ve kişinin bugün sahip olduğu yetişkin kaynaklarına alan açabilmektir.

Danışmanlıkta Öfke ve Duygu Regülasyonu Nasıl Ele Alınabilir?

Her danışmanlık süreci kişiye özeldir. Çünkü herkesin hikâyesi, yaşadığı deneyimler ve duygularla baş etme biçimi farklıdır. Yine de süreç genel olarak şöyle bir akış izler.

İlk görüşmede; sizi danışmanlığa getiren  durum, öfkenin daha çok hangi anlarda ortaya çıktığı, tetikleyiciler, yaşanan zorluklar ve öfkeye eşlik eden kırgınlık, değersizlik, yalnızlık ya da anlaşılmama gibi duygular  ele alınabilir. Gerektiğinde bu duyguların geçmiş yaşantılarla olası bağlantılarına da bakılabilir.

Kişinin ihtiyaçlarına, ele alınan konuya ve sürecin uygunluğuna göre EMDR yönteminden yararlanılması değerlendirilebilir. Öfke ve öfkeye eşlik eden duygularla bağlantılı yaşantılara bakılabilir.

Danışmanlık sürecinde yalnızca öfkenin kendisine değil; kişinin sınır koyma şekline, ihtiyaçlarını nasıl ifade ettiğine, hayır” diyebilmesine, kendisiyle kurduğu ilişkiye ve yoğun duygular karşısında kendisini nasıl düzenlediğine de bakılır.

Bazen öfkenin altında yıllardır ifade edilmemiş bir ihtiyaç, bir kırgınlık ya da geçmişten tanıdık bir duygu bulunabilir. Bunları fark etmek, kişinin öfkesine yalnızca kontrol edilmesi gereken bir sorun olarak değil, kendisi hakkında bir şeyler anlatan bir duygu olarak da bakabilmesine yardımcı olabilir. Amaç öfkeyi susturmak değil; onun ne söylediğini anlayabilmek, ihtiyacı görebilmek, gerektiğinde sınır çizebilmek ve bu duyguyu kendimize ya da ilişkilerimize zarar vermeden ifade edebilmenin yollarını bulabilmektir.

 

 

***Bu içerik öfke, duygu regülasyonu ve EMDR yöntemi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

 

Kategoriler: EMDR

Bir yanıt yazın

error: İçerik Korunuyor!