Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Kedi Korkusu Neden Olur? Kedi Korkusu ve Kedi Fobisini Anlamak

1 ay önce · · 0 yorum

Kedi Korkusu Neden Olur? Kedi Korkusu ve Kedi Fobisini Anlamak

Bir şeyin tehlikeli olmadığını bilmekle, onun yanında kendimizi güvende hissedebilmek aynı şey değildir.

Yoğun kedi korkusu yaşayan biri sokakta karşıdan bir kedi geldiğinde yolunu değiştirebilir. Kedi bulunan bir eve gitmek istemeyebilir. Bir kafede kedi olduğunu gördüğünde başka yere oturabilir. Hatta bazı kişiler bir yere gitmeden önce “Orada kedi var mı?” diye sorma ihtiyacı duyabilir ve kedi olan bir yere gitmekten kaçınabilir.

Kedi Korkusu Neden Olur?

Kedi korkusunun herkes için geçerli tek bir nedeni yoktur. Bazen korkunun başlangıcında hatırlanan kötü bir deneyim bulunabilir. Çocukken bir kedinin tırmalaması, üzerine atlaması ya da beklenmedik bir anda korkutması sonraki yıllarda kedilere karşı duyulan korkuyla ilişkili olabilir.

Bazı kişiler ise “Ben kendimi bildim bileli kedilerden korkuyorum.” diyebilir ve korkunun başladığı belirli bir anı hatırlamayabilir.

Kediden korkmak için kişinin mutlaka kediyle ilgili kötü bir deneyim yaşamış olması gerekmez. Bazen başkasının yaşadığı bir olaya tanık olmak, çevreden öğrenilen korkular veya zaman içerisinde kediyle ilişkilendirilen bazı duygu ve anlamlar da korkunun oluşmasında rol oynayabilir.

Uçak Korkusu: Uçaktan Korkarken Aslında Neden Korkuyor Olabiliriz?

1 ay önce · · 0 yorum

Uçak Korkusu: Uçaktan Korkarken Aslında Neden Korkuyor Olabiliriz?

Uçak korkusu her zaman uçağın düşeceği düşüncesiyle ilişkili değildir. Bazı kişiler uçağın güvenli olduğunu bilir, düşeceğini de düşünmez; ancak kapılar kapandığında ve uçak hareket etmeye başladığında yoğun bir korku hisseder.

Böyle durumlarda korkunun görünen nesnesinden çok, uçakta olmanın kişi için ne anlama geldiğine bakmak önemli olabilir. Kontrolü başka birine bırakmak, istediği zaman dışarı çıkamamak, bir sorun olduğunda müdahale edememek, belirsizliğin içinde kalmak ya da başkasına güvenmek bazı kişiler için korkunun asıl kaynağı olabilir.

Varoluşçu Perspektiften Kaygı

2 ay önce · · 0 yorum

Varoluşçu Perspektiften Kaygı

Kaygı hayatımızın bir parçası. Geleceği düşündüğümüzde, önemli bir karar vermemiz gerektiğinde, sevdiğimiz birini kaybetme ihtimaliyle karşılaştığımızda ya da hayatımızda bir şeyler değişirken kaygılanabiliriz. Kaygılandığımızda çoğu zaman bu duygudan hemen kurtulmak isteriz. Daha az düşünmek, daha rahat olmak, gelecekle ilgili kötü ihtimalleri zihnimizden hemen uzaklaştırmak isteriz. Kaygı çok yoğun olduğunda gerçekten zorlayıcı olabilir; günlük hayatımızı, ilişkilerimizi ve aldığımız kararları etkileyebilir. Ama kaygı her zaman yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir duygu mudur?

Utangaçlık Neden Ortaya Çıkar ve Nasıl Değişebilir?

2 ay önce · · 0 yorum

Utangaçlık Neden Ortaya Çıkar ve Nasıl Değişebilir?

Bir ortama girdiğinizde söyleyecek çok şeyiniz olduğu halde sessiz mi kalıyorsunuz? Yeni biriyle tanışırken, bir topluluğa girerken ya da herkesin dikkatinin size yöneldiğini hissettiğinizde içinizde bir şey sizi geri mi çekiyor? Belki de mesele konuşacak bir şey bulamamak değil; konuştuğunuzda nasıl görüneceğinizden, ne düşüneceklerinden ya da yanlış bir şey yapmaktan kaygılanmanızdır.

Utangaçlık bazen dışarıdan sakinlik, mesafelilik ya da içe dönüklük gibi görünebilir. Oysa kişinin içinde çok daha hareketli bir dünya olabilir. Söylemek istediği şeyleri zihninden geçirir, konuşmaya hazırlanır, uygun anı bekler; ancak sıra kendisine geldiğinde geri çekilebilir. Sonrasında ise “Keşke söyleseydim.”, “Neden yine sustum?” ya da “Aslında ben böyle biri değilim.” diye düşünebilir.

Hatta bazen utangaçlık nedeniyle ortaya çıkan mesafelilik, dışarıdan kibirlilik ya da tepeden bakma olarak bile algılanabilir. Kişi aslında nasıl iletişim kuracağını bilemediği, çekindiği ya da kendini rahat hissetmediği için geri duruyordur; ancak karşı taraf bu sessizliği ve mesafeyi ilgisizlik ya da kendini beğenmişlik olarak yorumlayabilir.

Utangaç olmak tek başına bir sorun değildir. Hepimiz yeni bir ortama girdiğimizde, tanımadığımız insanlarla karşılaştığımızda ya da kendimizi değerlendirilirken hissettiğimizde bir miktar çekingenlik yaşayabiliriz. Hatta bazı insanların mizacı daha sessiz, gözlemci ve temkinli olabilir. Burada önemli olan utangaçlığın varlığı değil, kişinin hayatında ne kadar yer kapladığı ve yapmak istediği şeylere ne kadar engel olduğudur. Çünkü utangaçlık kişinin yapmak istediği şeyleri yapmasını engellemeye başladığında başka bir anlam kazanır. Yeni insanlarla tanışmaktan kaçınmak, iş toplantısında fikrini söyleyememek, hoşlandığı birine yaklaşamamak, yardım isteyememek, hakkını savunamamak ya da yalnızca dikkat çekmemek için kendini sürekli geri planda tutmak kişinin yaşam alanını giderek daraltabilir.

Peki bazı insanlar neden daha utangaçtır?

Her Şeyi Kontrol Etme İhtiyacı ve Belirsizliğe Tahammül Edememek

3 ay önce · · 0 yorum

Her Şeyi Kontrol Etme İhtiyacı ve Belirsizliğe Tahammül Edememek

Bazen insan ne kadar kontrol etmeye çalışsa da içindeki tedirginlik geçmez. Zihin sürekli “Ya şöyle olursa?” diye yeni ihtimaller üretir. Belki de burada asıl mesele kontrolü kaybetmek değil, belirsizliğin yarattığı kaygıyla kalmanın zor gelmesidir.

Dışarıdan bakıldığında bu durum planlı olmak, sorumluluk sahibi olmak ya da tedbirli olmak gibi görünebilir. Hatta çoğu zaman kişi de kendisini böyle tanımlayabilir. Oysa bazen mesele, düzeni sevmek değildir. Asıl mesele, belirsizliğin yarattığı kaygıyla baş edememektir.

Çünkü kontrol etme ihtiyacı çoğu zaman sadece kontrol etmeyi istemekten kaynaklanmaz. Daha çok kontrolü kaybettiğinde ne olacağından, o durumla nasıl baş edeceğinden ve neler hissedeceğinden korkmakla ilgilidir. İşte bu yüzden kişi yalnızca davranışlarını değil; insanları, ilişkileri, geleceği, hatta kendi duygularını bile kontrol etmeye çalışabilir.

İlk başta bu kontrol etme çabası rahatlatıyor gibi gelebilir. Ama bir süre sonra tam tersi olur. Kişinin kontrol etmeye çalıştığı şeyler arttıkça, kaygı da azalmak yerine büyümeye başlar. Çünkü hayatın tamamını kontrol etmek mümkün değildir.

Hayır Diyememe Sorunu ve Kişisel Sınırlar

4 ay önce · · 0 yorum

Hayır Diyememe Sorunu ve Kişisel Sınırlar

Hayatın bazı dönemlerinde ya da genel olarak kendimizi sürekli birilerine uyum sağlayarak ve bir şeylere “evet” derken bulabiliriz. Örneğin, aslında yapmak istemediğimiz bir işi kabul edebiliriz. Yorgun olduğumuz halde bir buluşma davetine hayır diyemeyip katılabiliriz. Yapmayı istemediğimiz bir talebi geri çeviremeyebiliriz. Karşımızdakini kırmamak için kendi ihtiyaçlarımızı erteleyebilir ya da bu ihtiyacımızdan vazgeçebiliriz. Tüm bunlar olurken de çoğu zaman dışarıdan uyumlu, anlayışlı ve fedakar biri olarak görülürüz. Fakat bu esnada içeride başka bir şeyler yaşanır; yorgun hissederiz, öfke duyabiliriz, kendimize kızabiliriz.

  • “Yine hayır diyemedim.”
  • “Yine kendimi ikinci plana attım.”
  • “Ben kendime bunu neden yapıyorum?” gibi düşünceler, sorular zihinde dönmeye başlar.

Çoğu zaman kişi hayır diyemediğini bilir. Hatta bunun kendisini zorladığını da fark eder, ama o an geldiğinde yine aynı şeyi yapar. Çünkü mesele çoğu zaman sadece “hayır” kelimesini söyleyememek değildir. Asıl mesele, o “hayır”ın kişi için ne anlama geldiğidir. Bazı insanlar için hayır demek;

  • Bencillik anlamına gelir.
  • Birini kırmak anlamına gelir.
  • İlişkiyi riske atmak anlamına gelir.

Reddedilme Korkusu Nedir? İlişkilere ve Günlük Hayata Etkileri

4 ay önce · · 0 yorum

Reddedilme Korkusu Nedir? İlişkilere ve Günlük Hayata Etkileri

Ortada çok net bir şey olmasa da bir mesajın geç gelmesi, ses tonunda fark edilen küçük bir değişim, hissedilen bir mesafe, uzaklık bile bazı kişilerde içeride büyük bir huzursuzluğun başlamasına neden olabilir. Zihin hemen düşünmeye başlar:

Acaba yanlış bir şey mi yaptım?

Benden sıkıldı mı?

Beni istemiyor olabilir mi?

Beni artık beğenmiyor mu?

Beni artık arzulamıyor mu?

Beni artık sevmiyor mu?

Bu düşüncelerle beraber kişi, karşı tarafın gerçekten ne hissettiğinden çok içeride tetiklenen kendi duygusuyla uğraşmaya başlar. Kaygı, huzursuzluk, reddedilme, terkedilme, bırakılma, sevilmeme korkusu….

Öfke Kontrolü Sorunu: Geçmiş Yaşantılar, Duygu Regülasyonu ve EMDR

6 ay önce · · 0 yorum

Öfke Kontrolü Sorunu: Geçmiş Yaşantılar, Duygu Regülasyonu ve EMDR

Bazen bir olay olur… Verdiğiniz tepki, size bile fazla gelir. Sanki o an kontrol sizde değildir.
Bir şey yükselir, taşar, patlar. Sonrasında ise genellikle iki şey olur:
Ya pişmanlık…
Ya da “Haklıydım ama bu kadarına gerek var mıydı?” hissi.

Çünkü bazen verilen tepkinin yoğunluğu, yalnızca o an yaşanan durumla açıklanamaz. Öfke her zaman “şu ana” ait değildir ve biz fark etmeden, sadece o an olan şeye değil; geçmişte birikmiş olanlara da tepki veririz. İşte bu yüzden bazı durumlarda verdiğimiz tepki bize bile fazla gelir.

Eğer geçmişte çok fazla sınır ihlali yaşamışsak, kendimizi sık sık anlaşılmamış, duyulmamış ya da haksızlığa uğramış hissettiysek; bugün yaşadığımız bazı durumlara karşı daha duyarlı olabiliriz. Bazen ortada gerçekten rahatsız edici ya da haksız bir durum vardır. Ancak yine de verilen tepkinin yoğunluğu, sadece bugünkü olayla ilgili olmayabilir. Normalde daha kolay yönetilebilecek bir durum, geçmiş deneyimlerin de tetiklenmesiyle birlikte çok daha yoğun hissedilir. Çünkü o duygu yalnızca bugüne ait değildir. Bu nedenle öfke büyür, kontrol etmek zorlaşır ve kişi kendini yoğun bir duygunun içinde bulabilir.

İzmir Psikolog: Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?

6 ay önce · · 0 yorum

İzmir Psikolog: Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?

Bunun için tek bir doğru zaman olduğunu düşünmüyorum. Her insanın yaşadığı zorluk, onunla baş etme biçimi ve destek ihtiyacı birbirinden farklıdır.

Kaygı, üzüntü, öfke, yalnızlık, çaresizlik ya da tükenmişlik gibi duygular uzun zamandır hayatımızda çok fazla yer kaplamaya başlamış olabilir. Bazen aynı ilişkilerin, aynı çatışmaların ya da aynı döngülerin içinde tekrar tekrar kendimizi buluruz. Ne olduğunu biliriz belki ama bir türlü başka türlü davranamayız. Eskiden daha kolay baş edebildiğimiz şeyler bizi daha fazla zorlamaya ve yormaya başlamış, toleransımız azalmış olabilir. Daha çabuk öfkeleniyor olabiliriz.

Yaşadığınız zorluklar günlük hayatınızı ve ilişkilerinizi etkilemeye başladıysa, kendi çabanıza rağmen aynı yerde sıkışıp kaldığınızı hissediyorsanız ya da sadece kendinizi ve yaşadıklarınızı daha iyi anlamaya ihtiyaç duyuyorsanız psikolojik destek almayı düşünebilirsiniz.

EMDR İzmir: Geçmiş Yaşantılar Bugünü Nasıl Etkileyebilir?

7 ay önce · · 0 yorum

EMDR İzmir: Geçmiş Yaşantılar Bugünü Nasıl Etkileyebilir?

Hayatımızda “geçti” sandığımız bazı şeyler aslında tamamen geçmeyebilir. Bazen bir koku, bir ses, bir cümle ya da bir bakış bizi yıllar önce yaşadığımız bir ana götürebilir. Bazen de ortada geçmişi açıkça hatırlatan hiçbir şey yokken kendimizi bir anda kaygılı, huzursuz, yetersiz ya da değersiz hissedebiliriz.

error: İçerik Korunuyor!