Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Her Şeyi Kontrol Etme İhtiyacı ve Belirsizliğe Tahammül Edememek

5 gün önce · · 0 yorum

Her Şeyi Kontrol Etme İhtiyacı ve Belirsizliğe Tahammül Edememek

Bazen insan ne kadar kontrol etmeye çalışsa da içindeki tedirginlik geçmez. Zihin sürekli “Ya şöyle olursa?” diye yeni ihtimaller üretir. Belki de burada asıl mesele kontrolü kaybetmek değil, belirsizliğin yarattığı kaygıyla kalmanın zor gelmesidir.

Dışarıdan bakıldığında bu durum planlı olmak, sorumluluk sahibi olmak ya da tedbirli olmak gibi görünebilir. Hatta çoğu zaman kişi de kendisini böyle tanımlayabilir. Oysa bazen mesele, düzeni sevmek değildir. Asıl mesele, belirsizliğin yarattığı kaygıyla baş edememektir.

Çünkü kontrol etme ihtiyacı çoğu zaman sadece kontrol etmeyi istemekten kaynaklanmaz. Daha çok kontrolü kaybettiğinde ne olacağından, o durumla nasıl baş edeceğinden ve neler hissedeceğinden korkmakla ilgilidir. İşte bu yüzden kişi yalnızca davranışlarını değil; insanları, ilişkileri, geleceği, hatta kendi duygularını bile kontrol etmeye çalışabilir.

İlk başta bu kontrol etme çabası rahatlatıyor gibi gelebilir. Ama bir süre sonra tam tersi olur. Kişinin kontrol etmeye çalıştığı şeyler arttıkça, kaygı da azalmak yerine büyümeye başlar. Çünkü hayatın tamamını kontrol etmek mümkün değildir.

Hayır Diyememe Sorunu ve Kişisel Sınırlar

4 hafta önce · · 0 yorum

Hayır Diyememe Sorunu ve Kişisel Sınırlar

Hayatın bazı dönemlerinde ya da genel olarak kendimizi sürekli birilerine uyum sağlayarak ve bir şeylere “evet” derken bulabiliriz. Örneğin, aslında yapmak istemediğimiz bir işi kabul edebiliriz. Yorgun olduğumuz halde bir buluşma davetine hayır diyemeyip katılabiliriz. Yapmayı istemediğimiz bir talebi geri çeviremeyebiliriz. Karşımızdakini kırmamak için kendi ihtiyaçlarımızı erteleyebilir ya da bu ihtiyacımızdan vazgeçebiliriz. Tüm bunlar olurken de çoğu zaman dışarıdan uyumlu, anlayışlı ve fedakar biri olarak görülürüz. Fakat bu esnada içeride başka bir şeyler yaşanır; yorgun hissederiz, öfke duyabiliriz, kendimize kızabiliriz.

  • “Yine hayır diyemedim.”
  • “Yine kendimi ikinci plana attım.”
  • “Ben kendime bunu neden yapıyorum?” gibi düşünceler, sorular zihinde dönmeye başlar.

Çoğu zaman kişi hayır diyemediğini bilir. Hatta bunun kendisini zorladığını da fark eder, ama o an geldiğinde yine aynı şeyi yapar. Çünkü mesele çoğu zaman sadece “hayır” kelimesini söyleyememek değildir. Asıl mesele, o “hayır”ın kişi için ne anlama geldiğidir. Bazı insanlar için hayır demek;

  • Bencillik anlamına gelir.
  • Birini kırmak anlamına gelir.
  • İlişkiyi riske atmak anlamına gelir.

Reddedilme Korkusu Nedir? İlişkilere ve Günlük Hayata Etkileri

1 ay önce · · 0 yorum

Reddedilme Korkusu Nedir? İlişkilere ve Günlük Hayata Etkileri

Ortada çok net bir şey olmasa da bir mesajın geç gelmesi, ses tonunda fark edilen küçük bir değişim, hissedilen bir mesafe, uzaklık bile bazı kişilerde içeride büyük bir huzursuzluğun başlamasına neden olabilir. Zihin hemen düşünmeye başlar:

Acaba yanlış bir şey mi yaptım?

Benden sıkıldı mı?

Beni istemiyor olabilir mi?

Beni artık beğenmiyor mu?

Beni artık arzulamıyor mu?

Beni artık sevmiyor mu?

Bu düşüncelerle beraber kişi, karşı tarafın gerçekten ne hissettiğinden çok içeride tetiklenen kendi duygusuyla uğraşmaya başlar. Kaygı, huzursuzluk, reddedilme, terkedilme, bırakılma, sevilmeme korkusu….

Öfke Kontrolünde EMDR Terapisi ile Duygu Regülasyonu

2 ay önce · · 0 yorum

Öfke Kontrolünde EMDR Terapisi ile Duygu Regülasyonu

Bazen bir olay olur… Verdiğiniz tepki, size bile fazla gelir. Sanki o an kontrol sizde değildir.
Bir şey yükselir, taşar, patlar. Sonrasında ise genellikle iki şey olur:
Ya pişmanlık…
Ya da “Haklıydım ama bu kadarına gerek var mıydı?” hissi.

Çünkü bazen verilen tepkinin yoğunluğu, yalnızca o an yaşanan durumla açıklanamaz. Öfke her zaman “şu ana” ait değildir ve biz fark etmeden, sadece o an olan şeye değil; geçmişte birikmiş olanlara da tepki veririz. İşte bu yüzden bazı durumlarda verdiğimiz tepki bize bile fazla gelir.

Eğer geçmişte çok fazla sınır ihlali yaşamışsak, kendimizi sık sık anlaşılmamış, duyulmamış ya da haksızlığa uğramış hissettiysek; bugün yaşadığımız bazı durumlara karşı daha duyarlı olabiliriz. Bazen ortada gerçekten rahatsız edici ya da haksız bir durum vardır. Ancak yine de verilen tepkinin yoğunluğu, sadece bugünkü olayla ilgili olmayabilir. Normalde daha kolay yönetilebilecek bir durum, geçmiş deneyimlerin de tetiklenmesiyle birlikte çok daha yoğun hissedilir. Çünkü o duygu yalnızca bugüne ait değildir. Bu nedenle öfke büyür, kontrol etmek zorlaşır ve kişi kendini yoğun bir duygunun içinde bulabilir.

İzmir Psikolog | Uzman Psikolog Serap Bilgen

3 ay önce · · 0 yorum

İzmir Psikolog | Uzman Psikolog Serap Bilgen

İzmir psikolog arayışında olan birçok kişi, aslında yalnızca bir uzman değil; kendini güvende hissedebileceği, anlaşılabileceği bir alan aradığını fark edebilir.

Bazen hayat dışarıdan bakıldığında tamamen “yolunda” görünür… Günlük hayat devam eder, işe gidilir, sorumluluklar yerine getirilir, sosyal ilişkiler sürer; ama içeride bir şeylerin değiştiği hissedilir… Ve o değişen şey, sizi yavaş yavaş rahatsız etmeye başlar.

Örneğin;

  • Daha çabuk yorulmaya başlamışsınızdır, toleransınız düşmüştür.

  • Küçük şeylerden tetiklenir hale gelmişsinizdir.

  • Kendinizi dalıp giderken ya da bir şeyleri tekrar tekrar düşünürken bulursunuz.

  • Bazen daha çok düşünür, daha az hissedersiniz…

  • Bazen de tam tersi, duyguların içinde kaybolursunuz.

Ve kendinizi şöyle derken yakalayabilirsiniz:

“Ben böyle değildim…”

EMDR İzmir: Travma ve Kaygı İçin EMDR Terapisi Nasıl Uygulanır?

4 ay önce · · 0 yorum

EMDR İzmir: Travma ve Kaygı İçin EMDR Terapisi Nasıl Uygulanır?

 

Hayatımızda “geçti” sandığımız bazı şeyler aslında tamamen geçmez.

Bazen bir koku, bir ses, bir cümle ya da küçücük bir an; geçmişin tetiklemesi için yeterlidir ve bir anda bedenimiz geçmişe döner.

Sanki o an yeniden yaşanıyormuş gibidir.

Üzerinden yıllar geçmiş olsa bile zihnimiz benzer bir durumu yakaladığında geçmişte yaşanan duygular, beden duyumları ve düşünceler yeniden aktive olur ve dolayısıyla tepkimiz de sadece bugüne ait olmaz.

Panik Atağa Farklı Perspektiflerden Bakış

4 ay önce · · 0 yorum

Panik Atağa Farklı Perspektiflerden Bakış

 

1. Nörobilimsel yerden:  “Tehlike var” diyen bir sistem

 

  Panik atak anında aslında olan şey çok temel:

  • Amigdala aşırı aktive olur (tehlike algısı)
  • Prefrontal korteks devre dışı kalır (mantık zayıflar)
  • Otonom sinir sistemi (özellikle sempatik sistem) alarm verir

 

Yani beden şunu söyler:

👉 “Şu anda hayatta kalmam gerekiyor.”

Panik Atakla Baş Etmek: Atak Anında ve Sonrasında Neler Yapılmalı?

4 ay önce · · 0 yorum

Panik Atakla Baş Etmek: Atak Anında ve Sonrasında Neler Yapılmalı?

 

Panik atak yaşayan pek çok kişi için yaşadıkları bu deneyim; kontrol kaybı, çaresizlik, bunaltı, sıkışma, yoğun korku ve dehşet duyguları ile tanımlanır. Oysa panik atak, bedeninizin size zarar vermeye çalıştığı bir durum değil; tam tersine bedeni korumaya çalışan bir alarm sistemidir.

Ama bazen bu alarm…

O anda gerçek bir tehlike yokken de çalmaya başlar. Yanlış çalan bir yangın alarmı gibidir. Alarm çok yüksek sesle çalar, sizi korkutur ve ‘tehlike var’ hissi yaratır. Ama ortada gerçek bir yangın yoktur. Ses ne kadar güçlü olursa olsun, bu alarm evi yakmaz. Panik atak da aynı şekilde, öldüren bir durum değil; sadece yanlış zamanda devreye giren bir koruma sistemidir.

Peki beden, bir anda gerçek bir tehlike yokken neden “varmış gibi” alarm durumuna geçer?

Bu yazıda bu soru da dahil olmak üzere panik atakla ilgili başlıca soruları yanıtlıyor ve yanıtlarken de panik atağı anlamaya çalışıyor olacağız.

Topluluk Önünde Konuşma Fobisi Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Çözüm Yöntemleri

6 ay önce · · 0 yorum

Topluluk Önünde Konuşma Fobisi Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Çözüm Yöntemleri

Topluluk önünde konuşma fikri bazı insanlar için heyecan vericiyken, bazıları için yoğun bir kaygı ve kaçınma nedeni olabilir. Kalbin hızlanması, sesin titremesi, zihnin boşalması, yüzün kızarması ya da “rezil olacağım” düşüncesi… Çoğu kişi bu belirtileri yaşadığı için kendisini yetersiz, güçsüz ya da “utangaç” olarak etiketler. Oysa topluluk önünde konuşma korkusu, sandığımızdan çok daha yaygın ve anlaşılabilir bir psikolojik deneyimdir.

Bu korku, sadece sunum yapmakla sınırlı değildir. Toplantıda söz almak, kalabalıkta kendini ifade etmek, sınıfta konuşmak ya da bir grup içinde dikkatlerin üzerine çevrildiğini hissetmek de benzer kaygıları tetikleyebilir. Zamanla kişi, konuşurken yaşayacağı duygulardan ve bedensel duyumlardan korkmaya başlar.

Yalnız Kalamama Sorunu Nedir?

6 ay önce · · 0 yorum

Yalnız Kalamama Sorunu Nedir?

Nedenleri, Belirtileri ve Psikolojik Etkileri

Bazı kişiler için yalnız kalmak bir dinlenme alanıdır. Zihnin yavaşladığı, bedenin rahatladığı, kendiyle temas edebildiği bir alan… Ama bazıları için tam tersidir. Sessizlik büyüdükçe içte bir huzursuzluk, bir boşluk, yerinde duramama hatta bir panik duygusu ortaya çıkar. Telefonu eline alma, birini arama, sosyal medyada kaybolma ya da hemen birinin yanına gitme ihtiyacı belirir. Çünkü yalnız kalmak, dışarıdan göründüğü kadar basit bir “tek başına olma” hali değildir; çoğu zaman derin bir içsel temas anlamına gelir.

Yalnız kalamamak, aslında insanın kendisiyle baş başa kalamamasıyla ilgilidir.

error: İçerik Korunuyor!