5 ay önce · Serap Bilgen · 0 yorum
EMDR İzmir: Geçmiş Yaşantılar Bugünü Nasıl Etkileyebilir?
Hayatımızda “geçti” sandığımız bazı şeyler aslında tamamen geçmeyebilir. Bazen bir koku, bir ses, bir cümle ya da bir bakış bizi yıllar önce yaşadığımız bir ana götürebilir. Bazen de ortada geçmişi açıkça hatırlatan hiçbir şey yokken kendimizi bir anda kaygılı, huzursuz, yetersiz ya da değersiz hissedebiliriz.
Bazen bir olay ya da durum karşısında neden bu kadar yoğun duygular yaşadığınızı, neden bu kadar fazla tepki verdiğinizi anlamakta zorlanabilirsiniz. Tepkinizin fazla olduğunu fark edersiniz ama o anda bunu durduramayabilirsiniz. Çünkü hissettiğiniz duygu yalnızca o ana ait olmayabilir.
“Bunun beni neden bu kadar etkilediğini anlamıyorum.”
“Neden benzer durumlarda hep aynı duyguyu yaşıyorum?”
“Neden bazı ilişkilerde aynı şeyleri tekrar tekrar yaşıyorum?”
EMDR, geçmiş yaşantılar ile bugün yaşanan duygu, düşünce ve tepkiler arasındaki olası bağlantılar üzerinde çalışırken yararlanılan yapılandırılmış yöntemlerden biridir.
Geçmiş yaşantılar neden bugünümüzü etkileyebilir? EMDR çalışmalarında neler ele alınır? Gelin, birlikte bakalım.
Geçmişte Yaşananlar Bugünü Nasıl Etkileyebilir?
Bazen çocuklukta yaşanan bir an, bir bakış, bir cümle…
Bugünkü duygularımızı, seçimlerimizi, kendimizle ve diğer insanlarla kurduğumuz ilişkiyi etkileyebilir.
Yetişkin olarak baktığımızda “Bu kadar etkilenmiş olmam normal mi?” diye düşündüğümüz pek çok deneyim, aslında geçmişte bizim için oldukça zorlayıcı olabilir.
Çünkü çocukken, yaşananlar karşısında daha savunmasız olabiliriz. Olan biteni anlamlandırmakta zorlanabiliriz. Ve çoğu zaman yaşadığımız şeyi değiştirebilecek güce sahip değilizdir.
Bu nedenle, yalnızca kaza, kayıp, şiddet, istismar gibi büyük olaylar değil;
- Reddedilmek
- Görülmemek
- Eleştirilmek
- Yalnız bırakılmak
- Utandırılmak
gibi deneyimler de çocukken zorlayıcı olabilir. Dolayısıyla, çocukluk ve ergenlik yıllarımızda yaşadığımız deneyimler, yetişkinlikte kendimiz ve diğer insanlarla ilgili geliştirdiğimiz düşünceleri etkileyebilir.
Örneğin sürekli eleştirilen bir çocuk zamanla “Yeterince iyi değilim.” diye düşünmeye başlayabilir. Duyguları görülmeyen ya da küçümsenen bir çocuk, “Hissettiklerim önemli değil.” inancını geliştirebilir. Sık sık reddedilen ya da dışlanan bir çocuk, “Bende bir sorun var.” veya “Kimse beni istemez.” diye düşünmeye başlayabilir. Evde ne zaman neyle karşılaşacağını kestiremeyen bir çocuk için dünya güvenilmez ve öngörülemez bir yer haline gelebilir. Küçük yaşta fazla sorumluluk almak zorunda kalan bir çocuk ise zamanla “Her şeyi ben halletmeliyim.”, “Kontrolü bırakırsam kötü bir şey olur.” gibi inançlar geliştirebilir. Sevgiyi daha çok başarılı olduğunda ya da uyum sağladığında hisseden bir çocuk da “Sevilmek için beklentileri karşılamalıyım.” diye düşünmeye başlayabilir. İhtiyaç duyduğunda yanında kimseyi bulamayan bir çocuk ise zamanla “Kimseye ihtiyacım olmamalı.” ya da tam tersine “Beni bırakmamaları için onlara tutunmalıyım.” gibi farklı yollar geliştirebilir.
Bu düşünceler zamanla kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünya ile ilgili daha yerleşik inançlara dönüşebilir. Aradan yıllar geçer ve çocuk büyür. Artık yetişkindir; ancak geçmişte kendisiyle ilgili öğrendiği bazı şeyleri bugüne taşımaya devam edebilir. Örneğin küçükken sürekli eleştirilen biri, bugün aldığı küçük bir eleştiriden bile fazlasıyla etkilenebilir. Çocukken reddedilen ya da yeterince görülmeyen biri, ilişkilerinde karşısındaki kişinin en küçük uzaklaşmasını bile terk edilme gibi algılayabilir. Sevilmek için uyum sağlaması gerektiğini öğrenen biri ise yetişkin olduğunda hayır demekte, sınır koymakta ya da kendi ihtiyaçlarını öne almakta zorlanabilir.
Bazen kişi bugünkü tepkisinin geçmişle olan bağlantısını fark etmez. Yalnızca “Neden bunu bu kadar kafama taktım?”, “Neden yine kendimi yetersiz hissettim?”, “Neden onun gitmesinden bu kadar korkuyorum?” diye düşünür. Oysa bugün yaşanan bir olay, geçmişten çok tanıdık bir duyguyu ve onunla birlikte yıllardır taşınan bir inancı yeniden harekete geçirmiş olabilir.
Bu nedenle bazen bugünkü duyguyu anlamak için yalnızca “Şimdi ne oldu?” sorusuna değil, “Bu duygu bana nereden tanıdık geliyor?” sorusuna da bakmak anlamlı olabilir. Geçmişte yaşananları değiştiremeyiz; ancak geçmişle bugün arasındaki bağlantıları fark etmek, bugün kendimizi neden böyle hissettiğimizi ve neden bazı durumlarda aynı şekilde davrandığımızı daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Bazen kişi bugün artık “Yetersiz olmadığımı biliyorum.”, “Bu olay benim suçum değildi.” ya da “Artık kendimi koruyabilirim.” diyebilir. Bunu zihinsel olarak bilir; ama benzer bir durumla karşılaştığında yine de kendisini eski duygunun içinde bulabilir. Çünkü bir şeyi bilmekle, onu duygusal olarak da hissedebilmek her zaman aynı şey değildir.
İşte geçmiş yaşantılarla bugün ortaya çıkan duygu, düşünce ve tepkiler arasında bir bağlantı olduğu düşünüldüğünde, psikolojik danışmanlık sürecinde bu bağlantılar üzerinde çalışılabilir. EMDR de kişinin ihtiyaçları ve ele alınan konu doğrultusunda bu çalışmalarda yararlanılabilecek yöntemlerden biridir.
EMDR çalışmalarında yalnızca geçmişte ne olduğu üzerinde durulmaz. O yaşantının kişide nasıl bir duygu bıraktığına, bedende nasıl hissedildiğine ve kişinin o deneyim sırasında kendisiyle ilgili neye inanmaya başladığına da bakılabilir. Örneğin çocukken yaşadığı bir olayın ardından “Ben çaresizim.” diye düşünen biri, bugün yetişkin olmasına rağmen benzer bir durumla karşılaştığında kendisini yine çaresiz hissedebilir. Oysa bugünkü yetişkinin sahip olduğu imkânlar, seçimler ve kendini koruyabilme gücü, o zamanki çocuğunkinden oldukça farklıdır.
Belki de burada üzerinde durulabilecek önemli noktalardan biri şudur: Geçmişte hissettiğimiz şey bugün hala tanıdık olabilir; ama bugün artık geçmişteki kişi değiliz.
EMDR Yönteminden Hangi Konularda Yararlanılabilir?
Bazen geçmişten bugüne taşıdığımız şey bir korku, bazen kendimizle ilgili olumsuz bir inanç, bazen de ilişkilerimizde tekrar tekrar karşımıza çıkan bir örüntü olabilir. Bu nedenle EMDR’den yalnızca büyük ve travmatik yaşam olaylarında değil; kayıp ve yas, ayrılık, reddedilme ve terk edilme yaşantıları, kaygıyla bağlantılı zorlanmalar, değersizlik ve yetersizlik hisleri, güvenin kırıldığı deneyimler ve tekrar eden ilişki örüntüleri üzerinde çalışırken de kişinin ihtiyaçlarına göre yararlanılabilir.
Bazen de kişi yaşadığı şeyi tek bir olaya bağlayamaz; yalnızca “Neden hep böyle hissediyorum?” ya da “Bunun böyle olmadığını biliyorum ama neden hala böyle hissediyorum?” diye düşünür. Böyle durumlarda bugünkü duygunun geçmişten tanıdık bir tarafı olup olmadığına danışmanlık sürecinde daha yakından bakılabilir.
***Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tanı veya tedavi önerisi niteliği taşımaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlarda doktorunuza başvurunuz.
Kategoriler: EMDR