Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

6 yıl önce · · 0 yorum

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

      1. Stres altındayken dilin ve öngörü kapasitesinin baskılanması

Araştırmalar, travmatik durumlar ya da uyarılmanın yüksek olduğu durumlarda beynimizde konuşma bölümünden sorumlu olan Broca bölgesinin ketlendiğini gösteriyor. Peki, bu ne anlama gelir?

Duygularımızı söze dökemediğimiz zaman beynimizde travmatik olayla ilgili bilişsel ve duygusal nöral ağlarının bütünleştirilmesi sağlanamaz. Söze dökülüp olay anlatılamadığı için hazmedilemez ve bu olay bellekte donmuş ve işlevsiz bir şekilde kaydedilir. Dil kullanılmadığında, çevredeki kişilerle kurulan olumlu ilişkilerin iyileştirici etkisinden de birey mahrum kalır.

Terapide, duyguların söze dökülmesi, broca bölgesinin ketlenmesini azaltır; beynin sağ ve sol yarım kürelerinin birbirleriyle daha uyumlu ve dengeli çalışmasını sağlar.

 

    2. Beynimizdeki sağ ve sol yarımkürenin birbiriyle uyumsuz çalışması

Beynimizin sağ ve sol yarım küreleri farklı alanlarda uzmanlaşmıştır. Konuşmadan ve bilinçli farkındalıktan sorumlu bölge sol yarımküre; duygular ve bedensel kendilikten ise sağ yarımküre sorumludur. Sol yarımküre, sağ yarımküreyi aşırı ketlerse aleksitimi yani duyguların söze dökülememesi yaşanırken; yetersiz ketlenmesi ise aşırı duygusallığa neden olur. Travmadan sonra, sağ ve sol yarımküre arasındaki uyum ve dengenin bozulduğu düşünülmektedir. TSSB hastalarında görülen ‘flashback’ler (istenmeden zihne gelen geçmişe ait görüntüler) sol yarımkürenin sağ yarımküreden gelenleri filtreleyememesinin bir sonucudur.

Terapide bilişsel ve duygusal tarafı dengelemeye ve bütünleştirmeye çalışırız. Bir kişi, bilişsel  yanını fazla kullanıyorsa duygularını keşfetmeye teşvik edilir; depresyon, kaygı ve korku gibi duygularla fazla haşır neşir ise bu duyguları dengelemek amacıyla sol yarımküreden yardım alarak bilişsel tarafı da kullanmaları için yol gösteririz.

 

     3. Erken dönemde öğrenilenleri yapmaya eğilimli olmak

Erken çocukluk dönemindeki anne babamızla olan ilişkilerimiz ve erken dönemdeki yaşantılarımız, deneyimlerimiz, beynimizde yaşam haritamızı oluşturur. Ancak, genellikle beynimizi şekillendiren ilk deneyimlerimizi hatırlamayız, (0-3 yaş) erken çocukluğa dair yaşantılar ve anılar örtük belleğe kaydolur.

Erken dönem yaşantılarımız, beynimizi yaşamımız boyunca etkileyecek olan bağlanma şeklimizi, duygu düzenlememizi ve kendimizle ilgili değer duygumuzu şekillendirir. Bunlar da nasıl yakın ilişkiler kuracağımızı, stresle başa çıkma becerimizi ve kendimizi sevilebilir ve değerli biri olarak görebilme durumumuzu belirler. Yani, aslında hayatımızın büyük bir bölümünü, kontrol edemediğimiz bir yaşam dönemi ve bu dönemde şekillenen beynimiz belirliyor. Yaşamımızın ilk yıllarındaki deneyimlerimiz gen ifadesini etkiliyor; gen ifadesi duygularımızı düzenleme becerimizi, öğrenme becerimizi ve ileride çocuklarımıza nasıl bakacağımızı belirleyen en önemli unsurlardandır. Yani, ebeveynlerimizin yaşamımız üzerindeki etkisi çok yüksektir.

Terapide bu nedenle erken dönem yaşantıları ve anıları çalışmak, şimdiki yaşamın değişiminde anahtar görevi görür.

 

     4. Korku duygusunun inatçı hali

Korku duygumuzdan sorumlu olan beyin bölgemiz amigdaladır ve bu bölge, doğumda tam olarak gelişimini tamamlamıştır ve amigdala hayatta kalmamız üzerine çalışır. Amigdala asla unutmaz. Düşünsel beynimiz olan korteks ise gelişimini ortalama 24 yaşında tamamlar. Amigdalayı, düşünmeden yaptığınız tüm eylemlerin sorumlusu olarak görebilirsiniz. Amigdala, tehlikeli durumları genelleme eğilimindedir. Aracınızda panik atak geçirmişseniz örneğin; bir daha araca binmekten çekinmenizin ya da tehdit olabilecek kapalı yerlerden uzak kalmanızın nedeni ve korkunuz, amigdalanın genelleme özelliğiyle ilgilidir. Başka bir örnek; önceki ilişkide zarar görmüş ya da aldatılmışsanız, bağlanmaktan korkarak ilişki kuramamanız yine amigdalayla ilgilidir.

Seansta bu bölgeyi ketleyebilmek için öğrenmeyi etkinleştirme amaçlanır.

 

      5. Stres hormonlarının zarar verici etkileri

Stres hormonları uzun süre salgılandığında, hem öğrenmeyi hem de sağlıklı kalmayı bozar. Bu nedenle, psikoterapide stres düzeyini azaltmayla ilgili çalışmak elzemdir.

 

      6. Bilinçdışının hızı ve yaşamımızdaki miktarı

Bir deneyimi bilinçli olarak algılayabilmemiz için 500-600 milisaniye geçmesi gerekirken amigdala yani bilinçli olmayan beyin bölgemiz bir tehdit algıladığında, 50 milisaniyeden daha kısa bir sürede refleksif bir tepki verebilir. Bu şu anlama geliyor; biz bir duruma bilinçli olarak tepki verene kadar ilkel beyin bölgemiz çoktan tepki vermiş olur; örtük anılarımız farkında olmadan etkin hale gelir ve tepkilerimiz üzerinde belirleyici olur. Yani, kontrolümüz dışında davranırız. Geçmiş deneyimlerimiz, şimdiki yaşamımızı sınırlandırır.  Halbuki, biz insanlar, özgür irademizin olduğu ve kontrolün bizde olduğu yanılsamasına kapılarak kişisel yargılarımıza kesin gözüyle bakıyor ve bazen alternatifleri göremiyoruz.

Örneğin, çocukluk döneminde terk edilme duygusu yaşamış bir kişi, yetişkin olduğunda, ilişki sırasında, güvensiz bağlanma anıları tetiklenir ve birey, kendi ilişkisini bloke edecek şekilde davranarak sağlıklı olabilecek bir ilişkiyi bozacak şekilde davranır; ilişkiden kaçar ya da ilişkinin devamına izin vermez. Örtük anıların yol açtığı güçlü kaçma dürtüsüne engel olamaz.

Hani, bazen ‘ne yapmam gerektiğini biliyorum ama engel olamıyorum’ dediğiniz yaşantılar ya da ‘neden böyle yaptım, anlam veremiyorum’ dediğiniz yaşantılar olur; işte bu yaşantılar, bilinçdışı süreçlerin yönettiği ve bilinçli farkındalığın devrede olamadığı ya da düşük düzeyde olduğu ya da farkındalık olsa da karşı konulamayan yaşantılardır.

Bağlanma şemamız; ilişkilerimiz, ilişki tercihlerimiz ve yaşamımız üzerinde çok fazla belirleyicidir, örtük belleğe aittir ve bilindışıdır. Bu nedenle çok sayıda kişi terapiye ilişki sorunlarıyla gelir. Terapide bilinçdışı örüntüleri, örtük belleği çalışmak; şimdiki yaşamla ilgili muazzam bir farkındalık ve değişimle ilgili müthiş bir tetiklenme sağlar. Bağlanmayla ilgili pek çok farklı çalışma bağlanma modelinin ve bağlanmaya bağlı beyin değişiminin psikoterapi ile değişebildiğini göstermektedir. Psikoterapi, bireyin iç dengesini kurmasına ve güvensiz bağlanma modelinin onarılmasıyla ilgili rehber niteliğinde bir bağlanma ilişkisine dönüşür.  Yeterince iyi bir terapistle kurulan iyileştirici ilişki sayesinde bağlanma şeması onarılarak değişebilir, geçmişteki yaralar sarılabilir.

Yararlanılan Kaynak

Cozolino, Louis. 2017. Psikoterapinin Nörobilimi. Psikoterapi Enstitüsü.

 

*Sayfa içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için lütfen hekimize başvurunuz.

Kategoriler: Genel

error: İçerik Korunuyor!