Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

İzmir Psikolog | Uzman Psikolog Serap Bilgen

1 hafta önce · · 0 yorum

İzmir Psikolog | Uzman Psikolog Serap Bilgen

İzmir psikolog arayışında olan birçok kişi, aslında yalnızca bir uzman değil; kendini güvende hissedebileceği, anlaşılabileceği bir alan aradığını fark edebilir.

Bazen hayat dışarıdan bakıldığında tamamen “yolunda” görünür… Günlük hayat devam eder, işe gidilir, sorumluluklar yerine getirilir, sosyal ilişkiler sürer; ama içeride bir şeylerin değiştiği hissedilir… Ve o değişen şey, sizi yavaş yavaş rahatsız etmeye başlar.

Örneğin;

  • Daha çabuk yorulmaya başlamışsınızdır, toleransınız düşmüştür.

  • Küçük şeylerden tetiklenir hale gelmişsinizdir.

  • Kendinizi dalıp giderken ya da bir şeyleri tekrar tekrar düşünürken bulursunuz.

  • Bazen daha çok düşünür, daha az hissedersiniz…

  • Bazen de tam tersi, duyguların içinde kaybolursunuz.

Ve kendinizi şöyle derken yakalayabilirsiniz:

“Ben böyle değildim…”

Topluluk Önünde Konuşma Fobisi Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Çözüm Yöntemleri

3 ay önce · · 0 yorum

Topluluk Önünde Konuşma Fobisi Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Çözüm Yöntemleri

Topluluk önünde konuşma fikri bazı insanlar için heyecan vericiyken, bazıları için yoğun bir kaygı ve kaçınma nedeni olabilir. Kalbin hızlanması, sesin titremesi, zihnin boşalması, yüzün kızarması ya da “rezil olacağım” düşüncesi… Çoğu kişi bu belirtileri yaşadığı için kendisini yetersiz, güçsüz ya da “utangaç” olarak etiketler. Oysa topluluk önünde konuşma korkusu, sandığımızdan çok daha yaygın ve anlaşılabilir bir psikolojik deneyimdir.

Bu korku, sadece sunum yapmakla sınırlı değildir. Toplantıda söz almak, kalabalıkta kendini ifade etmek, sınıfta konuşmak ya da bir grup içinde dikkatlerin üzerine çevrildiğini hissetmek de benzer kaygıları tetikleyebilir. Zamanla kişi, konuşurken yaşayacağı duygulardan ve bedensel duyumlardan korkmaya başlar.

Yalnız Kalamama Sorunu Nedir?

3 ay önce · · 0 yorum

Yalnız Kalamama Sorunu Nedir?

Nedenleri, Belirtileri ve Psikolojik Etkileri

Bazı kişiler için yalnız kalmak bir dinlenme alanıdır. Zihnin yavaşladığı, bedenin rahatladığı, kendiyle temas edebildiği bir alan… Ama bazıları için tam tersidir. Sessizlik büyüdükçe içte bir huzursuzluk, bir boşluk, yerinde duramama hatta bir panik duygusu ortaya çıkar. Telefonu eline alma, birini arama, sosyal medyada kaybolma ya da hemen birinin yanına gitme ihtiyacı belirir. Çünkü yalnız kalmak, dışarıdan göründüğü kadar basit bir “tek başına olma” hali değildir; çoğu zaman derin bir içsel temas anlamına gelir.

Yalnız kalamamak, aslında insanın kendisiyle baş başa kalamamasıyla ilgilidir.

İzmir Psikolog: Anksiyete ve Depresyonda Etkili Yöntemler / Terapi Yaklaşımları

11 ay önce · · 0 yorum

İzmir Psikolog: Anksiyete ve Depresyonda Etkili Yöntemler / Terapi Yaklaşımları

Bazen zihnimizde dönüp duran düşünceler olabilir. Neden bu kadar kaygılıyım?”, “Hep böyle mi devam edecek?”, Artık hiçbir şey yapmak istemiyorum.”, Neden böyle hissediyorum?” ya da Bu duygular ne zaman geçecek?” Bazen bu düşünceler geldikten bir süre sonra dağılır gider. Ama bazen öyle ısrarcı olur ki yaşam kalitemizi etkiler. İlişkilerimiz, iş hayatımız, günlük rutinimiz… Hepsi bu ruh halimizden etkilenir. İşte tam da bu noktada destek alma ihtiyacı oluşabilir. İzmirde yaşıyorsanız doğru uzmanı bulmak ve bilimsel temelli yaklaşımlarla çalışmak bu sürecin en önemli adımıdır. Peki hangi terapi yöntemleri etkilidir ve hangi yaklaşım sizin için daha uygun olabilir?

İzmir Online Psikolog: Ruh Sağlığınızı Evinizin Konforunda Destekleyin

1 yıl önce · · 0 yorum

İzmir Online Psikolog: Ruh Sağlığınızı Evinizin Konforunda Destekleyin

Günümüz koşullarında birçok insan için psikolojik destek almak, hayatın karmaşıklığında bir ihtiyaç haline geldi. Ancak, iş yoğunluğu, trafik ya da fiziksel mesafe gibi sebeplerle yüz yüze terapiye katılmak her zaman mümkün olmuyor. Online terapi, teknolojinin sunduğu imkanlar sayesinde, geleneksel yüz yüze terapiye alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

Peki online terapi süreci nasıl işler ve size ne gibi avantajlar sağlar? Gelin, detaylara birlikte bakalım.

Duygusal Yeme Psikodrama Grubu

2 yıl önce · · 0 yorum

Duygusal Yeme Psikodrama Grubu

Yemek yeme dünya ile kurduğumuz en temel ilişki. Yemekle nasıl bir ilişkim var? Yeme davranışımızı belirleyen içsel dinamiklerimiz neler? Duygusal Yeme; duyguları bastırma, duygularla baş edebilmek için yemek yeme ve besinler yoluyla kendini sakinleştirme hali. Peki, hangi duygu/lar fazla geliyor ve yatışma ihtiyacı duyuyorum? Hangi duyguma katlanamıyorum? Yiyerek aslında ne yapmaya çalışıyorum?

Duygusal yeme davranışımın işlevi ne? Ne zamanlar tetikleniyorum? Yeme davranışım kendimle ilgili neler söylüyor olabilir? Bedenime zarar verdiğimi bilmeme ve hiç istemiyor olmama rağmen neden yemeye devam ediyorum? Beslenme tarzımı neden değiştiremiyorum? Nasıl değiştirebilirim?

Pandemi Sürecinde Ruh Sağlığı

5 yıl önce · · 0 yorum

Pandemi Sürecinde Ruh Sağlığı

Pandemi halen sürüyor ve belirsizlik devam ediyor. Yaşam durdu ya da başka türlü akıyor diyebiliriz. Pandeminin uzaması, çaresizlik ve umutsuzluk duygularını da arttırıyor maalesef. 

Pandemi devam ederken; siz, ruh sağlığınızı korumak için neler yapıyorsunuz?

21 Gün Kuralı ve Yeni bir Alışkanlık Kazanmak

5 yıl önce · · 3 yorum

21 Gün Kuralı ve Yeni bir Alışkanlık Kazanmak

21 gün istenmeyen bir alışkanlığı bırakıp yeni bir alışkanlık kazanmak için yeterli bir süre mi?

Danışanlarımdan ya da çevremdeki kişilerden sıklıkla duyduğum şey, 21 gün sabredebilsem yapacağım. Örneğin, ilk bir kaç gün sigara içmesem bir daha içmem zaten… İlk bir kaç günü atlatsam… Biraz dayansam, katlansam geçecek, alışacağım.

21 gün şekerli bir şeyler yemesem zaten canım istemeyecek… 21 gün dişimi sıksam olacak aslında…

21 gün kuralı nereden geliyor?

21 gün kuralı, bir plastik cerrahın kendi hastaları üzerinde yaptığı gözlemlerine dayanmaktadır. Dr. Maxwell Maltz, 1960 tarihli “Psycho-Cybernetics” adlı kitabında, burun ameliyatı gibi estetik bir müdahale sonrasında hastanın yeni yüzüne alışmasının yaklaşık 21 gün sürdüğünü, kol ve  bacak gibi bir uzvu kesilen bireylerin yeni durumlarına alışma öncesinde, yaklaşık 21 gün hayalet uzuv (hayalet uzuv: olmayan uzvun hissedilen ağrısı) algılayabileceğine dair gözlemini paylaşmış ve kitabının önsözünde “Bu deneyimler ve yaygın olarak gözlemlenen pek çok fenomen, bir zihinsel görüntünün silinip yerine yenisinin gelebilmesi için minimum 21 gün geçmesi gerektiğini gösterir’  şeklinde görüşünü paylaşmış ve bu kitabı dünya genelinde çok satmış. Sonrasında, bir plastik cerrahın aslında insan bedenine ait bu gözlemleri ve “minimum 21 gün geçmesi gerekir” açıklaması kulaktan kulağa öyle bir yayılmış ki “Yeni bir alışkanlık 21 günde oluşur” mitini ortaya çıkarmış. Mit diyorum, çünkü bu bir mit, yanlış bir inanış. Tek bir cerrahın, üstelik sadece, bedenleriyle ilgili operasyon geçiren kişilerin, bedenlerine ortalama alışma süreleri üzerine bir gözlemini içermekte.  Bu gözlemden, “davranış değişimi için 21 gün geçmesi gerekir” gibi bir yorum ortaya çıkmış ve bu varsayım, her davranış için genellenmiş. 21 Gün, büyülü bir sayı olmuş, ilham verecek kadar kısa, inandırıcı olabilecek kadar uzun… Kim, üç hafta içerisinde hayatını değiştirmenin mümkün olduğu fikrinden hoşlanmaz ki?

Depremin Psikolojik Etkileri ve İyileşme

5 yıl önce · · 0 yorum

Depremin Psikolojik Etkileri ve İyileşme

Depremin hemen sonrasında; kaygı ve kaygıya bağlı olarak uykusuzluk, aşırı irkilme, çarpıntı, nefes almada güçlük gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Kaygı insanı çıldırtmaz, ancak çıldıracakmış, ölecekmiş gibi hissettirir. Yaşadığınız olaya bağlı olarak bu belirtiler ortaya çıkar; kaygınız azaldığında kendiliğinden kaybolur.

Enkaz altından çıkarılan bir kişide yoğun ölüm korkusu oluşabilir. Kişi, uzun bir süre evine giremeyebilir ya da uyku sorunları yaşayabilir. Kişi, tüm gününü tetikte ve yoğun ölüm korkusu yaşayarak geçirebilir. Alkol ya da madde kullanımı görülebilir.

Deprem esnasında bir yakınını kaybeden, ancak kendisi sağ olarak kurtulan kişilerde, suçluluk duyguları görülebilir. Kişi, yakınının ölümünden kendini sorumlu tutarak depresyona girebilir.  Böyle durumlarda, bu kişilerin acilen profesyonel destek almaları uygun olur.

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

6 yıl önce · · 0 yorum

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

      1. Stres altındayken dilin ve öngörü kapasitesinin baskılanması

Araştırmalar, travmatik durumlar ya da uyarılmanın yüksek olduğu durumlarda beynimizde konuşma bölümünden sorumlu olan Broca bölgesinin ketlendiğini gösteriyor. Peki, bu ne anlama gelir?

Duygularımızı söze dökemediğimiz zaman beynimizde travmatik olayla ilgili bilişsel ve duygusal nöral ağlarının bütünleştirilmesi sağlanamaz. Söze dökülüp olay anlatılamadığı için hazmedilemez ve bu olay bellekte donmuş ve işlevsiz bir şekilde kaydedilir. Dil kullanılmadığında, çevredeki kişilerle kurulan olumlu ilişkilerin iyileştirici etkisinden de birey mahrum kalır.

error: İçerik Korunuyor!