3 hafta önce · Serap Bilgen · 0 yorum
Reddedilme Korkusu Nedir? İlişkilere ve Günlük Hayata Etkileri
Ortada çok net bir şey olmasa da bir mesajın geç gelmesi, ses tonunda fark edilen küçük bir değişim, hissedilen bir mesafe, uzaklık bile bazı kişilerde içeride büyük bir huzursuzluğun başlamasına neden olabilir. Zihin hemen düşünmeye başlar:
Acaba yanlış bir şey mi yaptım?
Benden sıkıldı mı?
Beni istemiyor olabilir mi?
Beni artık beğenmiyor mu?
Beni artık arzulamıyor mu?
Beni artık sevmiyor mu?
Bu düşüncelerle beraber kişi, karşı tarafın gerçekten ne hissettiğinden çok içeride tetiklenen kendi duygusuyla uğraşmaya başlar. Kaygı, huzursuzluk, reddedilme, terkedilme, bırakılma, sevilmeme korkusu….
Olay sadece reddedilmekten korkmak değildir. Görülmemek, istenmemek, yeterli bulunmamak, dışlanmak ya da değersiz hissetmekle ilgili daha derin bir mesele vardır. Bu yüzden bu durum çoğu zaman yalnızca ilişkileri değil; kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de etkiler. Bazı insanlar bunu çok yoğun yaşar. Bazıları ise farkında bile olmadan hayatını buna göre şekillendirir:
Hayır diyememek, kendi isteğini rahatça dile getirememek, fazla açıklama yapmak, kızgınlığı ifade edememek, kendi olamamak, sürekli onay aramak, ilişkilerde aşırı hassas olmak, eleştiriyi kaldıramamak ya da reddedilme korkusunun büyüklüğünden kimseyle yakınlık kuramamak, derinleşememek… Bazen bütün bunların altında reddedilme korkusu olabilir. Onun da altında sevilmeyeceğine dair inanç ya da değersiz olduğuna dair inanç olabilir.
Reddedilme Korkusu Neden Gelişir?
Reddedilme korkusu, sadece bugüne ait değildir. Geçmiş yaşantılarla, özellikle de çocukluk döneminde birincil bakım verenlerle kurulan ilişkilerle bağlantılıdır. Çocuklukta sık eleştirilen, duyguları küçümsenen, yeterince görülmeyen, koşullu sevgi hisseden ya da sık sık dışlanan bir çocuk; zamanla kendisiyle ve ilişkilerle ilgili bazı inançlar geliştirebilir:
“Yeterince iyi değilim.”
“Eksiğim.”
“Değersizim”
“Olduğum halimle yeterli ve iyi değilim”
“Sevilmek için kusursuz olmalıyım.”
“Sevilmek için çaba göstermeliyim”
“İnsanları memnun etmeliyim”
“Hata yaparsam terk edilirim.”
“Herkes sonunda gider.”
Bu inançlar yetişkinlikte her zaman açık şekilde fark edilmez, ama kişi ilişkilerde yaşadığı birçok durumda bu inançların etkisini hissedebilir. Bazen tek bir olay değil; uzun süre hissedilen yalnızlık, duygusal ihmal, görülmeme ya da anlaşılmama hissi de reddedilme korkusunu besleyebilir. Ve bugün yaşanan küçük bir mesafe bile geçmişteki benzer duyguları yeniden harekete geçirebilir.
İlişkilerde Reddedilme Korkusu Nasıl Davranışlara Yol Açar?
Reddedilme korkusu olan kişiler çoğu zaman ilişkilerde yoğun bir hassasiyet yaşarlar.
Örneğin;
Karşı tarafın ses tonunu fazla analiz edebilirler.
Mesajlara geç dönüşler yoğun kaygı yaratabilir.
Sürekli onay ihtiyacı hissedebilirler.
Eleştiriyi ya da herhangi bir konuyla ilgili ‘hayır’ı kişisel algılayabilirler.
“Hayır” denildiğinde yoğun incinme yaşayabilirler.
Hayır denilen durum benliğin reddi olarak algılanır.
Bazen de tam tersi olarak; işi reddedilmemek için kimseye tam yaklaşamaz, yakınlık kuramaz. Mesafeli görünür. Duygularını belli etmekten kaçınır. Çünkü yakınlaşmanın beraberinde incinme ihtimalini de getirdiğini ve reddedilme ihtimaliyle başa çıkmayacağını hisseder. Bazı insanlar ilişkide sürekli verici hale gelir. Kendi ihtiyaçlarını, isteklerini geri plana atar. Karşı tarafın sevgisini kaybetmemek için fazla anlayışlı, fazla fedakar ya da fazla kontrollü olabilir. Tüm bunlar kişiyi yorar. Çünkü kişi ilişkide kendisi gibi davranmak, kendi olmak yerine, reddedilmemek için sürekli kendini ayarlamak ve kontrol etmek zorunda hisseder.
Reddedilme Korkusunun Günlük Hayata Etkileri Nelerdir?
Reddedilme korkusu sadece romantik ilişkilerde ortaya çıkmaz. Günlük hayatın pek çok alanına yayılabilir.
Örneğin;
Topluluk içinde konuşmaktan kaçınmak,
Yeni bir ortama girerken yoğun kaygı yaşamak,
Eleştirilmekten aşırı korkmak,
Sürekli kendini açıklama ihtiyacı hissetmek,
Bir hata yaptığında günlerce bunun üzerine düşünmek…
Bunların altında bazen “yanlış bulunma” “yargılanma” “rezil olma” ya da “istenmeme” korkusu olabilir.
Bazı kişiler iş hayatında da bunu yoğun olarak yaşar. Yeterince iyi olmadığı düşüncesiyle sürekli daha fazlasını yapmak zorunda hissedebilir. Hata yapmaktan aşırı korkabilir. Takdir edilmediğinde yoğun değersizlik hissedebilir.
Bazen de kişi dışarıdan güçlü, başarılı ve sosyal görünür. Ama içeride sürekli “yeterli miyim?” sorusuyla yaşayan bir taraf vardır. Bu da zamanla kişiyi zihinsel olarak yorar, ilişkileri zorlaştırır ve kişinin kendisiyle temasını azaltabilir.
Reddedilme Korkusu ile Terk Edilme Kaygısı Arasındaki Farklar
Bu iki kavram birbiriyle çok bağlantılıdır ve çoğu zaman birlikte görülür. Ama tamamen aynı şey değildir.
Reddedilme korkusu daha çok yeterli bulunmamak, beğenilmemek, istenmemek ve onaylanmamak gibi duygularla ilişkilidir.
Terk edilme kaygısı ise daha çok yalnız kalmak, bırakılmak, kaybetmek ve ilişkinin bitmesi üzerine yoğunlaşır. Kişi ilişkide zaman zaman “Acaba beni artık istemiyor mu?” diye düşünürken; “Bir gün kesin gidecek” korkusuyla da yaşar. Ortak nokta ise kişinin ilişkilerde kendini güvende hissetmekte zorlanmasıdır. Bu nedenle kişi bazen çok yoğun bağlanabilir, bazen de incinmemek için ilişkiden tamamen uzak durabilir.
Reddedilme Korkusu ile Baş Etmek İçin Neler Yapılabilir?
İlk önemli adım, yaşanan şeyi fark edebilmektir. Çünkü çoğu zaman kişi sadece kaygıyı yaşar ama duygunun altındakinin ne olduğunu tam göremez. Çoğunlukla mesele gerçekten bugünkü olay değil; bugünün geçmişteki bir duyguyu tetiklemesidir. Bu durumlarda kişi kendine şunları sorabilir:
Bu duygu bana neyi hatırlatıyor?
Burada bu kadar tetiklenen ne?
Bu his tanıdık mı?
Reddedilme korkusuyla çalışırken yalnızca düşünceler değil; özellikle duygular, beden duyumları ve geçmiş deneyimler de önemlidir.
Özellikle EMDR terapisi gibi yöntemlerle, kişide yoğun duygusal yük taşıyan anılar çalışıldığında; bugünkü tetiklenmelerin yoğunluğu azalabilir.
Terapi ile kişinin kendine yönelik algıları, reddedilmekle ilgili inançları çalışılarak gerçeğe ulaşma sağlanır.
Zamanla kişi; terapi ile kendi duygularını daha iyi anlamaya, sınır koyabilmeye, ilişkilerde kendisi gibi kalabilmeye, onay almadan da değerli hissedebilmeye başlar.
Kişi, kendini sürekli kanıtlamaya çalışmadığında…
Sevilmek için sürekli bir şey yapmak zorunda hissetmediğinde…
Reddedilme ihtimali olsa bile kendisi olarak kalabildiğinde…
İlişkiler de yavaş yavaş değişmeye başlar.
Kategoriler: Genel