Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Bağımlılık, Travma ve Bağlanma: Görünmeyen Bağlantılar

8 ay önce · · 0 yorum

Bağımlılık, Travma ve Bağlanma: Görünmeyen Bağlantılar

Bağımlılığı yalnızca kişinin vazgeçemediği bir davranış üzerinden anlamaya çalışmak, bazen büyük resmi görmemizi zorlaştırabilir. Birçok kişinin bağımlılıkla ilişkisini anlatırken kullandığı bir cümle vardır:

“İstemiyorum ama onsuz da duramıyorum.”

Bu cümle, bağımlılığın sadece keyif arayışı değil, aynı zamanda bir regülasyon ihtiyacı olduğu anlamına gelebilir.

Bir şeyi istemediğimiz halde tekrar tekrar yapıyorsak, o davranışın bizim için nasıl bir işlev gördüğüne bakmak anlamlı olabilir. Bazen bir davranış kısa süreliğine rahatlatabilir, zihni başka bir yere yöneltebilir, yalnızlık ya da boşluk hissinden uzaklaştırabilir ya da zorlayıcı bir duygunun yoğunluğunu azaltmanın yollarından biri olabilir. Elbetteki bu, bağımlılığın yalnızca duygularla baş etmek için ortaya çıktığı anlamına gelmez. Bağımlılık biyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel birçok etkenle ilişkili karmaşık bir durumdur. Ancak bazı kişilerde bağımlılık davranışının zaman içerisinde duygularla baş etmeye çalışmanın yollarından biri haline gelmesi mümkündür.

Travmatik Yaşantılarla Bağımlılık Arasında Bir Bağlantı Olabilir mi?

Travmatik ve zorlayıcı yaşantılarla daha sonraki bağımlılık sorunları arasındaki ilişki uzun süredir araştırılmaktadır. Çocukluk dönemindeki ihmal, istismar ve diğer olumsuz yaşantıların yanı sıra yetişkinlik dönemindeki travmatik deneyimlerin de bazı kişilerde bağımlılık açısından risk oluşturabileceğini gösteren araştırmalar bulunmaktadır. Bununla birlikte travmatik yaşantı yaşayan herkes bağımlılık geliştirmez ve bağımlılığı olan herkesin geçmişinde travmatik bir yaşantı bulunmak zorunda değildir.

Geçmişte baş etmekte zorlandığımız korku, yalnızlık, değersizlik, çaresizlik ya da terk edilme gibi duygular, yetişkinlikte farklı durumlarla yeniden ortaya çıkabilir. Kişi zaman içerisinde bu duygulardan uzaklaşmasını sağlayan bazı yollar öğrenmiş olabilir. Bunlardan biri de bağımlılık davranışı olabilir. Bir davranış hızlı bir şekilde kaçış sağladığında tekrar edilme olasılığı genellikle artar. Zarar verici olsa bile durum değişmeyebilir.

Bağımlılık Geliştirmede Bağlanma Deneyimlerimizin Bir Etkisi Olabilir mi?

Bağlanma, çocukluk döneminde bakım veren kişilerle kurduğumuz ilişkiler içerisinde şekillenmeye başlar. İhtiyaç duyduğumuzda birinin yanımızda olması, sakinleştirilmek, anlaşılmak ve destek görmek; zaman içerisinde hem ilişkilerimizle hem de duygularımızla nasıl baş ettiğimiz üzerinde etkilidir.

Çocukken korktuğumuzda, üzüldüğümüzde ya da ihtiyaç duyduğumuzda yanımızdaki insanların bize karşılık verme şekli, zaman içerisinde hem kendimizi hem de ilişkilerimizi deneyimleme şeklimizi etkiler. Bağımlılık ve bağlanma arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalarda da güvensiz bağlanma örüntüleri ile bağımlılık arasında bağlantılar bildirilmiştir.

Zorlandığımda kendimi nasıl yatıştırıyorum? Birine yaklaşabiliyor muyum, yoksa bunun yerine bir şeye mi yöneliyorum? Sorularının cevapları önemlidir.

Görünen Davranışın Altında Ne Var?

Bir davranışın bize zarar verdiğini bilmek, onu bırakabilmek için her zaman yeterli olmayabilir. Bağımlılık davranışına yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir davranış olarak baktığımızda, o davranışın kişi işlevini gözden kaçırabiliriz. Bu davranışın işlevini anlamak, aslında hangi ihtiyacımızı karşılamaya ya da hangi duyguyla baş etmeye çalıştığımızı fark etmemize ve zamanla bu ihtiyacı karşılamanın farklı yollarını bulmamıza yardımcı olabilir.

Bazı davranışlar zaman içerisinde zorlayıcı duygularla baş etmenin yollarından biri haline gelebilir. Kişi kaygıyla, yalnızlıkla, boşluk hissiyle, öfkeyle, çaresizlikle ya da başka bir zorlayıcı duyguyla kalmakta zorlandığında, bağımlılık davranışı kısa süreliğine bu duygudan uzaklaşmayı ya da daha iyi hissetmeyi sağlayabilir. Bazen kısa süreliğine rahatlatır, bazen zihni meşgul eder, bazen kontrol hissi verir, bazen de kişinin yaşamında kendisine ait küçük bir alan yaratmasının yollarından biri olabilir. Bu nedenle davranışın kendisi kadar, davranıştan hemen önce ne olduğu ve davranışın ardından neyin değiştiği de önemlidir. O anda ne hissediyorum? Neye ihtiyacım var? Neden uzaklaşmaya çalışıyorum? Bu davranış bana ne sağlıyor? Davranışı değiştirebilmek için kişinin kendi bağımlılık hikayesini anlamaya çalışması önemlidir.

Her bağımlılığın altında aynı duygu, aynı ihtiyaç ya da aynı geçmiş yaşantı bulunmaz. Ancak görünen davranışın ötesine bakmak, kişinin o davranışla kurduğu ilişkiyi ve neden vazgeçmenin bazen bu kadar zor olduğunu anlamasına yardımcı olabilir. Bunu anlamaya başladığımızda, o davranışın karşıladığı ihtiyacı başka yollarla karşılayabilmek, zorlandığımız duygularla kalabilmek ve kendimizi rahatlatmanın, yatıştırmanın ya da desteklemenin farklı yollarını bulabilmek de mümkün hale gelebilir.

 

 

***Bu içerik bağımlılık, travmatik yaşantılar ve bağlanma deneyimleri arasındaki olası ilişkiler hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler kişiye özel değerlendirme, tanı veya tıbbi tedavi önerisi niteliğinde değildir. Tanı veya tıbbi tedavi gerektiren durumlarda ilgili hekime başvurulmalıdır.

Etiketler: , Kategoriler: Bağımlılık

Bir yanıt yazın

error: İçerik Korunuyor!