6 ay önce · Serap Bilgen · 0 yorum
Bağımlılık, Travma ve Bağlanma: Görünmeyen Bağlantılar
Bağımlılığı yalnızca “maddeye” ya da “davranışa” indirgemek, çoğu zaman büyük resmi kaçırmamıza neden olur. Kumar, alkol, madde, internet, ilişki ya da başka bir bağımlılık biçimi… Hepsinin görünen yüzü farklı olsa da, altta yatan dinamikler çoğu zaman birbirine benzer. Klinik gözlem ve araştırmalar bize şunu söylüyor: Bağımlılık, çoğu zaman travma ve bağlanma deneyimleriyle yakından ilişkilidir.
Birçok kişi bağımlılıkla ilgili şunu söyler:
“İstemiyorum ama onsuz da duramıyorum.”
Bu cümle, bağımlılığın sadece keyif arayışı değil, aynı zamanda bir regülasyon ihtiyacı olduğunu gösterir.
Travma: Sinir Sisteminde Donup Kalan Deneyimler
Travma, her zaman büyük ve sarsıcı olaylar olmak zorunda değildir. Bazen uzun süreli duygusal ihmal, bazen görülmeme, bazen yalnız bırakılma hissi de travmatik etki yaratabilir. Travmatik deneyimler, beynin bilgi işleme kapasitesini zorlar ve anılar işlenmeden, “ham” hâlde sinir sisteminde depolanır.
Bu tür anılar tetiklendiğinde kişi bugün, geçmişteki duyguyu tekrar yaşıyormuş gibi hisseder. Kaygı yükselir, boşluk hissi belirir, beden huzursuzlaşır. İşte bağımlılık davranışı çoğu zaman tam burada ortaya çıkar. Bağımlılık, travmatik duyguyu bastırmanın, uyuşturmanın ya da kısa süreliğine düzenlemenin bir yolu hâline gelir.
Bağlanma: İlişkilerde Öğrendiğimiz Duygu Düzenleme Biçimleri
Bağlanma stilimiz, erken çocukluk döneminde bakım verenle kurulan ilişkiyle şekillenir. Bu ilişkide kişi; ihtiyaç duyduğunda görülmüş mü, sakinleştirilmiş mi, anlaşılmış mı?
Güvenli bağlanma geliştiren bireyler, zorlandıklarında başkalarına yaslanabilmeyi ve duygularını düzenlemeyi öğrenirler. Güvensiz bağlanma stillerinde ise kişi ya aşırı yakınlık arar ya da tam tersine duygusal olarak geri çekilir.
Bağımlılık, güvensiz bağlanmanın sık görülen bir eşlikçisidir. Çünkü kişi, ilişkide bulamadığı regülasyonu bir maddeye ya da davranışa yönelerek sağlamaya çalışır. Kumar oynarken gelen kontrol hissi, madde kullanırken gelen uyuşma ya da ekran karşısında geçirilen saatler… Hepsi bir şekilde bağlanma ihtiyacının dolaylı bir ifadesi olabilir.
Bağımlılık: Bir Baş Etme Yolu Olarak Öğrenilen Davranış
Bağımlılık çoğu zaman kişinin “zayıflığı” değil, hayatta kalma stratejisidir. Bir noktada işe yaramış, kişiyi ayakta tutmuş bir çözüm olarak öğrenilmiştir. Ancak zamanla bu çözüm, yeni sorunlar üretmeye başlar.
Travma tetiklendiğinde sinir sistemi alarm verir. Bağlanma figürüyle regüle olamayan kişi, kendi kendini regüle edebilmek için bağımlılık davranışına yönelir. Bu nedenle bağımlılığı bırakmak, çoğu zaman yalnızca “bırakmaya karar vermekle” mümkün olmaz. Çünkü bırakılan şey, aynı zamanda kişinin duygusal dayanağıdır.
Terapide Bu Üçlü Nasıl Ele Alınır?
Bağımlılık, travma ve bağlanma birlikte ele alınmadığında tedavi eksik kalabilir. Sadece davranışı durdurmaya odaklanmak, alttaki duygusal sistemi gözden kaçırır. Bu nedenle terapide şu sorular önemlidir:
•Bu bağımlılık hangi duygularla baş etmeye çalışıyor?
•Hangi anılar bugün hâlâ aktif?
•Kişi duygusal olarak nasıl regüle oluyor?
•İlişkilerde yakınlık ve güven nasıl deneyimleniyor?
EMDR gibi travma odaklı terapi yaklaşımları, bu noktada önemli bir rol oynar. İşlenmemiş travmatik anılar çalışıldıkça, bağımlılık davranışının taşıdığı yük azalır. Kişi, duygularıyla kalabilme ve onları başka yollarla düzenleyebilme kapasitesi kazanır.
Bağlanma Onarıldıkça Bağımlılık Zayıflar
Terapötik ilişki, çoğu zaman kişinin yaşadığı ilk güvenli bağlanma deneyimi olabilir. Yargılanmadan, acele edilmeden, olduğu hâliyle kabul edilmek… Bu deneyim, sinir sistemi için dönüştürücüdür.
Kişi, zamanla şunu fark etmeye başlar:
“Duygularım dayanılmaz değil.”
“Yalnız değilim.”
“Başka yollar mümkün.”
Bu farkındalıklar arttıkça, bağımlılık davranışı işlevini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Çünkü artık tek regülasyon yolu değildir.
Özetle, bağımlılık; travmanın, bağlanma yaralarının ve sinir sistemi yükünün bir sonucudur. Bu nedenle değişim, yalnızca davranış düzeyinde değil, duygusal ve ilişkisel düzeyde gerçekleştiğinde kalıcı olur.
Geçmişte öğrenilmiş olan, bugün yeniden öğrenilebilir.
Bağımlılık bir kader değildir.
Doğru destekle döngü kırılabilir.
Etiketler: bağımlılık, travma ve bağlanma Kategoriler: Bağımlılık