6 yıl önce · Serap Bilgen · 2 yorum
Bağlanma Korkusu
Bağlanma korkusu olanlar, bilinçdışında gerçek yakınlaşmanın asla mümkün olamayacağına inanırlar. Bir ilişkiye başlarken her zaman ilişkinin devam etmeme riski ya da terkedilme (kaybetme) riski olabilir. Bağlanma korkusu olmayanlar için bu durum göze alınabilir ve atlatılabilecek bir durumdur. Ancak, bağlanma korkusu olan kişiler için bu durumlar büyük ve baş edemeyecekleri bir tehdit gibi algılanır. Bu bir varoluş meselesidir. Terk edilmek, bilinçdışında ölmekle eşdeğerdir. Bu nedenle, bu kişiler kendilerini güvende hissetmek için çok yakınlaşmadan ve bağlanmadan ilişki yürütürler.
Partnerle yakınlaşmak, bilinçdışında kayıtlı olan korku, terk edilme, yalnızlık ya da baskıyla ilgili anıları tetikler. Bu kayıtlı anılar çoğunlukla konuşma becerisinin henüz gelişmediği, söz öncesi dönemde olduğu için çoğunlukla bilinçli olarak hatırlanmaz, bazen de kişiye sorulduğunda hatırlanmasa da psikoterapi esnasında hatırlanır. Anılar, bilinçli olarak hatırlanmasa da duygular ve beden duyumları yoluyla tetiklenir. Korku, sıkıntı ya da öfke duyguları ortaya çıkar ve kaçma dürtüsüne neden olur.
Başkalarına güvenebilmemiz için önce kendimize güvenmemiz gerekir. Bağlanma korkusu olanlar ilişkiyle ilgili temel korkularının başarısızlık korkusu olduğunun bilincinde değillerdir, fark ettikleri tek şey özgürlüklerini kaybedecekleridir. Bu duygu, ilişki derinleşmeye başladığında su yüzüne çıkmaya başlar. Fazla bağlanmadıkları sürece bir ilişki özlemi içerisindedirler. İlişki içerisindeyken de belli taktiklerle partnerleriyle mesafelerini korumaya çalışırlar. Bu, genellikle işkolikliktir ya da hobilerini bahane ederler. Çok koşturmaca bir hayatları vardır ve tüm zamanları doludur.
Bağlanmaktan kaçınanlar genellikle karar vermeyi sevmezler, bu yalnızca ilişkiyle ilgili değil, tüm yaşam alanlarında böyledir. Hayatları için önemli konularda karar almaktan kaçınırlar; ne evet ne de hayır diyebilirler. Uzun süreli planlardan kaçınırlar.
Bağlanma korkusu olanlarda ilişki iyi gittiğinde ve yakınlaşmanın arttığı dönemde bir iç sıkıntısı başlar. İlişkinin oldukça iyi gittiği ve yoğun mutluluk anlarının arttığı bir dönemde ilişkinin bitirilmesi, bağlanma korkusuyla ilgili bir durum olduğunun göstergesidir. Ayrılık sonrasında ise özgür ancak yalnız olduklarını fark ederler. Terk ettikleri sevgilileriyle yeniden başlamak isterler. Bir ayrı bir barışık bir ilişki modelinin görülme olasılığı sıktır. İlişkiye kendilerini bırakamadıklarından ne sevgiliyle bir olma duygusu yaşarlar ne de ayrılabilirler. Derin bir çelişki içerisindedirler; hem yakınlaşmak isterler hem de yakınlaşmaktan ölesiye korkarlar.
Bağlanma korkusu olmayanlar için basit yakınlaşma hareketleri, bu korkusu olanlar için yoğun yakınlık anlamına gelebilir. Sevgilinin telefonla araması ya da bazen sadece sevgilinin varlığı bile bu kişilere rahatsızlık verebilir. Yakınlık kontrolünü kendi ellerinde tutmak isterler. İstedikleri zaman sevgili gelmeli, istemediğinde uzakta kalabilmelidir.
Aldatma ya da aynı anda birden fazla ilişki yaşama olasılıkları sık görülür. Başka şehirde yaşayanlarla, mesafenin olması nedeniyle daha rahat ilişki yürütürler.
Duygularından genellikle kaçarlar, duyguları hakkında konuşmak onlar için zordur. Duygularını sürekli olarak bastırdıkları ve duygularından kaçtıkları için duygularını tanıyamazlar ve bu nedenle de ne istediklerini genellikle bilmezler. Bu durum, kadınlarda da olmakla beraber erkeklerde daha sık gözlenir.
Sevgiliyle yakınlaşma beklediklerinden fazla arttığında ya da kendini sevgiliye fazla yakın hissettiğinde cinsellikten uzaklaşarak mesafeyi ve ‘dengeyi’ yeniden sağlamak isterler. Yakınlaşma ve uzaklaşma kontrolünü kendi ellerinde tutmak isterler. Bağlanma korkuları güçlü olanlar; geçici, uzak ya da baştan biteceği belli olan kişilerle cinselliği tercih ederler. Bağlanma korkusu çok yoğun olanlar ise fahişeleri tercih eder. Duygusal yakınlıklarını bedensel yakınlıklarıyla birleştiremezler, seks arzuları ilk aşık olma döneminden hemen sonra çok azalır. Kendilerine göre farklı nedenler bulsalar da gerçek neden yakınlık ve bağlanma korkularıdır.
İçlerindeki boşluk duyguları ve yalnızlık hisleri hep vardır. Hiç bir sevgili bu boşluğu dolduramaz. Bu sevgiliyle ilgili değil kendileriyle ilgili bir meseledir. Bu boşluk duygusu erken çocukluk döneminde karşılanmayan duygusal ihtiyaçlarla ilgilidir. Çocukluk döneminde karşılanmamış olan duygusal ihtiyaçları hiçbir sevgili karşılayamayacaktır.
Yakınlığa izin verilen anlarda yaşananlar samimi ve gerçektir, bu nedenle partner, bağlanma korkusu olan kişi uzaklaştığında ne olup bittiğini anlayamaz ve kendini kötü hisseder. Bağlanma korkusu olan biriyle romantik ilişki yürütmek çok sancılıdır.
İhtiyaç duyulduğu an ortadan kaybolurlar. O yüzden sırtınızı yaslayacaksanız ilk önce orada olup olmadığını kontrol edin ki düşmeyesiniz.
Bağlanma korkusu olanlar ilişkinin yürümeyeceğine derinden inanırlar ve bu inançlarına göre davrandıkları için de bir şekilde ilişkinin bitmesine neden olurlar. Bu duruma psikolojide kendini gerçekleştiren kehanet adı verilir.
Bağlanma korkusu olanlar, bir ilişki yaşarken bireysel de olabileceklerini hayal dahi edemezler. Fazla yakınlaşma hissettikleri anda korkuya kapılarak kaçmaya başlarlar. Bireyselliklerini ve bağımsızlıklarını kaybettiklerini ve boğulduklarını hissederler. Bu his, çocuklukta hissedilen çok derin bir duygudur.
İlişkiyle ilgili bir sorun olduğunda savunma yöntemi olarak donakalırlar, yani kendilerini kapatarak korumaya alırlar. Mesajlarınıza cevap vermeyebilirler, telefonlarınıza yanıt vermeyebilirler, ev içerisinde ise iletişim kurmayabilirler. Çevrimdışı modda ulaşılamaz durumdadırlar.
Bağlanamayan kişiler konuştuklarında sevgililerinde yalnızlık duygusu uyandırırlar. Kendi duygularıyla tam bir bağ kuramadıkları için doğal olarak partnerleriyle de kuramazlar. Hep yalnız hissederler. İlişkinin en başında aşk duygusunun yoğun olduğu dönemde o yalnızlık hissi kısa bir süreliğine kaybolabilir. Ancak, kısa bir süre sonra yeniden hissedilir.
Bağlanma korkusunun olduğu partnerle ilişki çok tutkulu ve romantik başlar. Yakınlık henüz başlamadığı için korkularını hissetmezler, dolayısıyla kendilerini henüz boğulmuş hissetmedikleri için ilişkinin içindedirler ve ilişkiye tam gaz devam edebilirler. Yakınlaşma evresi başladığında ise ilişkinin içinde kendilerini kaybediyormuş, boğuluyormuş, özgürlüklerini yitiriyormuş gibi hissetmeye başlarlar. Ayrıca sevgilinin bazı özelliklerinden rahatsızlık duymaya da başlarlar. Sevgiliden ayrıldıktan sonra kaygıları hemen yatışır. Özgürlüğe sahip olunduğu anda özgürlük cazibesini yitirir ve yalnızlık hisleri başlar.
Güvensiz bağlanan kişilerde, ayrılıklar çocukluklarında yaşadıkları yalnızlık travmalarını tetikler. Olur da ayrılık olursa, ayrılık acısını yaşamamak için de bağlanmaktan kaçınırlar.
Kendi duygularını tanımadıkları için partnerlerinin duygularını hissetmeleri ve anlayabilmeleri ve empati yapabilmeleri mümkün değildir. Empati yapamamalarının ikinci nedeni ise kendi savunmalarıyla o kadar meşguldürler ki davranışlarının partnerleri üzerindeki etkilerini fark edemezler. Bu nedenlerle, partnerlerine ne kadar acı verdiklerini de anlayamazlar.
Bağlanma korkusu olanların en çok zorlandıkları konu karşılıklı güvendir.
Bağlanma korkusu olanlar evlenebilirler, sadece çeşitli stratejilerle yakınlık mesafelerini kontrol altında tutarlar. Yakınlık, kendi kontrolleri doğrultusunda devam eder. Bu deneyimler eşler için acı vericidir.
Bağlanma korkusu olan biriyle ilişki yürütmek eğer diğer eşte de aynı korku yoksa çok hırpalayıcıdır. Genelde eşler sevgilinin davranışlarını anlamlandırmaya çalışırlar, ama işin içinden çıkamazlar. Bu nedenle, böyle biriyle ilişki yürütüyorsanız ilişki odaklı yaşamak yerine kendi yaşamınıza, arkadaşlarınızla ilişkilerinize, hobilerinize, işinize odaklanmanız sizi rahatlatacaktır.
Yukarıda bağlanma korkusu genel hatlarıyla anlatılmıştır. Bağlanma korkusunun derecesine bağlı olarak yukarıda yazılanlar değişkenlik gösterir. Tamamı görülmeyebilir ya da değişen derecelerde kendini gösterir.
Bağlanma Korkusunun Nedenlerini okumak için tıklayınız.
Kaynaklar
Stahl, Stefanie. Bağlanma Korkusu. Kuraldışı Yayınları.
Levine, Amir – Heller, Rachel. Bağlanma. Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları. Agante Kitap. 2018
Pines, Ayala Malach. Aşık Olmak. Sevgililerimizi Neye Göre Seçeriz? İletişim Yayınları. 2015.
Bilgi ve randevu için tıklayınız.
Etiketler: Aşk acısı, Bağlanma, Bağlanma korkusu, Bağlanma ve Psikoterapi, Güvensiz Bağlanma, İlişki Kategoriler: Bağlanma
2yorum
Çok teşekkürler, harika açıklayıcı bir yazı olmuş 🙂
Rica Ederim. 🙂