Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Bedenimiz Bize Neler Anlatıyor?

6 yıl önce · · 0 yorum

Bedenimiz Bize Neler Anlatıyor?

Bir ağrınız, acınız ya da fiziksel bir rahatsızlığınız olduğunda ilk olarak doğal biçimde bedensel bir neden ararsınız. Ve olması gereken de budur. Yeni başlayan, tekrarlayan ya da nedeni bilinmeyen fiziksel belirtilerin öncelikle tıbbi olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Ancak bedenimizle ruhsal yaşantımız birbirinden tamamen bağımsız değildir. Bazen yoğun stres altında olduğumuz dönemlerde bedenimizdeki bazı değişiklikleri daha fazla fark ederiz. Başımız ağrır, kaslarımız gerilir, uykumuz değişir, midemizde bir sıkışma hissederiz. Bazen de zaten var olan bedensel bir yakınmanın stresli dönemlerde arttığını fark ederiz.

Peki bedenimizde olanlarla hayatımızda olanlar arasında bazen bir ilişki olabilir mi?

Hayatımızın bazı dönemleri diğerlerinden daha zorlayıcıdır. Ergenlik, evlenme, çocuk sahibi olma, yeni bir işe başlama, sevdiğimiz birini kaybetme, işimizi kaybetme, boşanma ya da yaşamımızdaki başka önemli değişiklikler yalnızca zihinsel olarak değil, bedensel olarak da bizi etkileyebilir. Çünkü stres yalnızca düşündüğümüz bir şey değildir; aynı zamanda bedenimizin de içinde olduğu bir süreçtir.

Bu nedenle bazen yaşadığımız bedensel bir yakınmaya yalnızca “Bunu nasıl ortadan kaldırırım?” diye bakmak yerine, “Bu dönemde hayatımda neler oluyor?” diye sormak da bize kendimizle ilgili başka bir şey anlatabilir.

Bu, elbette her ağrının, mide sorununun, migrenin ya da başka bir fiziksel belirtinin psikolojik olduğu anlamına gelmez. Fiziksel belirtilerin çok farklı tıbbi nedenleri olabilir. Bir semptomun ortaya çıkması da tek başına kişinin stresli, kaygılı ya da travmatize olduğunu göstermez. Ama bedenimiz bazen içinde bulunduğumuz ruhsal durumdan etkilenebilir.

Örneğin çok gergin olduğumuzda omuzlarımızı sıktığımızı, kaygılandığımızda kalbimizin daha hızlı attığını, utandığımızda yüzümüzün kızardığını ya da korktuğumuzda midemizin kasıldığını fark edebiliriz. Duygular yalnızca zihnimizde yaşanmaz; bedensel karşılıkları da vardır.

yrıca, duygusal olarak tatmin edici, samimi ilişkiler yaşayamadığımızda, karşımızdaki kişiye sınır koyup gereken yerlerde hayır diyemediğimizde, yaşamla ilgili kaynaklarımız sınırlı olduğunda ve baş etme becerilerimiz yetersiz kaldığında bedenimiz bazı belirtiler göstererek kendini ifade etmeye başlayabilir. Örneğin uzun süre hayır diyemediğimiz, istemediğimiz şeyleri yapmaya devam ettiğimiz ya da kendi ihtiyaçlarımızı geri plana attığımız dönemlerde kendimizi daha yorgun, gergin veya bedensel olarak daha zorlanmış hissedebiliriz.

Beden ve Duygular Arasındaki İlişki

Bazen duygularımızı fark etmek ya da ifade etmek kolay değildir. Üzgün olduğumuzu söylemeyebilir, öfkemizi göstermemeye çalışabilir, uzun zamandır istemediğimiz şeylere “evet” diyor olabiliriz. Bazen de hayatımızda çok zorlayıcı bir dönemden geçtiğimiz halde “Ben iyiyim.” diyerek devam ederiz.

Böyle zamanlarda bedensel olarak ne yaşadığımızı fark etmek, duygularımıza ve ihtiyaçlarımıza biraz daha yakından bakmamıza yardımcı olabilir.

Burada amaç bedensel bir belirtinin arkasına mutlaka psikolojik bir neden yerleştirmek değildir. “Başım ağrıyorsa bastırılmış öfkem vardır”, “Midem ağrıyorsa kaygılıyımdır” ya da “Sınır koyamadığım için hastalandım” gibi doğrudan bağlantılar kurmak doğru değildir.

Belki daha anlamlı olan, bedeni bir teşhis aracı gibi kullanmak yerine kendimizi fark etmenin yollarından biri olarak görebilmektir.

Son zamanlarda daha mı gerginim? Dinlenebiliyor muyum? Uzun süredir taşıdığım bir yük var mı? İhtiyaçlarımı fark ediyor muyum? Kendimi sürekli zorladığım bir dönemden mi geçiyorum? Yaşamımda önemli bir değişiklik mi var?

Bazen bu soruların fiziksel belirtimizle hiçbir ilişkisi olmadığını görebiliriz. Bazen ise bedenimizi fark etmek, hayatımızın o döneminde kendimize nasıl davrandığımızı görmemizi sağlayabilir.

Geçmiş Yaşantılarımızın Bedensel Bir Karşılığı Olabilir mi?

Geçmişte yaşadığımız yoğun ve zorlayıcı deneyimler yalnızca hatırladığımız olaylardan ibaret değildir. Bir anıyı düşündüğümüzde onunla ilişkili duyguların yanında bedensel duyumlar da ortaya çıkabilir. Bazen belirli bir ortam, ses, koku ya da durum geçmişte yaşadığımız bir deneyimi çağrıştırdığında bedenimizde de bir tepki fark edebiliriz.

Geçmiş yaşantılarla bugün yaşadığımız bedensel tepkiler arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığına bakılabilir; ancak her fiziksel belirtinin geçmişte yaşanan bir olayın sonucu olduğunu varsaymak doğru değildir.

Bedenimize Kulak Vermek Ne Demektir?

Bedenimize kulak vermek, bedenimizin ihtiyaçlarını fark etmek ve onlara biraz daha dikkatle bakabilmektir. Acıktığımızı, yorulduğumuzu, dinlenmeye ihtiyaç duyduğumuzu ya da uzun zamandır gergin olduğumuzu fark etmek bunun bir parçasıdır. Bazen “Bedenim neden bu kadar gergin?” diye sormak, içinde bulunduğumuz koşullara ve ihtiyaçlarımıza bakmamızı sağlayabilir. Belki dinlenmeye, yavaşlamaya, yatışmaya ya da kendimize biraz daha iyi davranmaya ihtiyacımız vardır. Bazen de bedenimizi dinlemek, yaşadığımız bir ağrıyı ya da fiziksel belirtiyi önemsemek ve bunun için doktora gitmek demektir. Dolayısıyla bedenimize kulak vermek, bedenimizin neye ihtiyacı olduğunu fark etmeye çalışmaktır.

 

***Bu içerik beden, stres, duygular ve bedensel belirtiler arasındaki ilişki hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Fiziksel belirtilerin birçok farklı nedeni olabilir ve burada yer alan bilgiler tıbbi değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez. Yeni başlayan, tekrarlayan, şiddetlenen veya nedeni bilinmeyen fiziksel belirtilerde ilgili hekime başvurulmalıdır.

Etiketler: , , , Kategoriler: Genel

error: İçerik Korunuyor!