Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

İzmir Psikolog: Zor Duygularla Nasıl Baş Edilebilir?

1 yıl önce · · 0 yorum

İzmir Psikolog: Zor Duygularla Nasıl Baş Edilebilir?

Bazen ne hissettiğimizi biliriz ama neden böyle hissettiğimizi anlamakta zorlanırız.

“Neden bu kadar kaygılıyım?”

“Neden bunu bu kadar kafama takıyorum?”

“Neden birinin söylediği küçücük bir şey beni bu kadar etkiliyor?”

“Neden yine aynı şeyi yaptım?”

Bazen de bizi asıl yoran duygunun kendisi değil, bir an önce ondan kurtulmaya çalışmaktır. Kaygılanmamak, üzülmemek, öfkelenmemek, düşünmemek, takmamak isteriz. Kendimize “Böyle hissetmemeliyim.” deriz. Ama duygularımız oradadır ve çoğu zaman orada olmalarının bir nedeni vardır.

Belki de zor duygularla baş etmenin ilk adımı onları hemen susturmaya çalışmak değil, biraz durup bize ne anlatmaya çalıştıklarını  anlamak olabilir.

Zor Duygular Bize Ne Anlatır?

Kaygı, korku, öfke, üzüntü, utanç, suçluluk, hayal kırıklığı… Hiçbir duygu nedensiz ortaya çıkmaz. Her duygunun ortaya çıktığı bir bağlam, bizim için taşıdığı bir anlamı vardır. Bu nedenle bazen “Bu duygudan nasıl kurtulabilirim?” yerine başka sorular sormak daha anlamlı olabilir:

“Bu duygu en çok ne zaman ortaya çıkıyor?”

“Beni en çok ne tetikliyor?”

“O anda zihnimden ne geçiyor?”

“Ne olmasından korkuyorum?”

“Bu duygu bana tanıdık geliyor mu?”

“Aslında neye ihtiyacım var?”

Bazen cevap bugündedir. Bazen de bugün yaşadığımız bir şey geçmişten tanıdığımız bir duyguyu yeniden harekete geçirir.

Bazen Bugün Yaşadığımız Şey Yalnızca Bugünle İlgili Değildir

Birinin mesajınıza geç cevap vermesi yalnızca geç cevap vermesi olabilir. Ama siz bunu “Artık beni istemiyor.” diye yorumluyorsanız ortaya çıkan durumun ve kaygının sizin için daha eski bir hikâyesi olabilir.

Bir eleştiri yalnızca bir eleştiri olabilir. Ama eleştirildiğinizde kendinizi bir anda yetersiz, değersiz ya da başarısız hissediyorsanız, o eleştiri, sizin için yalnızca o anda söylenen söz olmaktan çıkmış olabilir.

Bazen bugünkü yetişkin halimizle yaşadığımız bir olay, içeride çok daha eski bir duyguyu ve beraberinde bir anıyı harekete geçirir. Geçmiş, bugün yaşadığımız her şeyin nedeni değildir. Ancak geçmiş deneyimlerimiz kendimizi, diğer insanları ve ilişkileri nasıl anlamlandırdığımız üzerinde etkilidir.

Bu yüzden bazen bugünkü duyguyu anlamanın yolu, onun hayatımızdaki hikayesini merak etmekten geçer.

Bu duyguyu daha önce nerede hissettim?

Bana kimi hatırlatıyor?

O zaman neye ihtiyacım vardı?

Bugün gerçekten aynı yerde miyim?

Bu soruların cevabı bazen bugün verdiğimiz tepkileri çok daha anlaşılır hale getirebilir.

Neden Aynı Döngüleri Tekrar Tekrar Yaşıyoruz?

Bazen kişiler değişir ama ilişkilerde yaşadığımız şeyler değişmez. İlişkilerde terk edilmekten korktuğumuz için fazla fedakarlık yapabiliriz. Hayır diyemediğimiz için istemediğimiz sorumlulukları üstlenebiliriz. Başkalarının ihtiyaçlarını kolayca fark ederken kendi ihtiyacımızı duymakta zorlanabiliriz. Her şeyi kontrol etmeye çalışabilir, hata yapmamak için kendimizi fazlasıyla yorabilir ya da birinin bize kızmasına dayanamadığımız için hemen ilişkiyi düzeltmeye çalışabiliriz.

Sonra dadönüp  kendimize kızarız:

“Ben neden yine aynısını yaptım?”

Oysa bugün bize iyi gelmeyen bazı davranışlar, hayatımızın başka bir döneminde işe yaramış ve bizi korumuş olabilir. Belki  bir ilişkiyi sürdürebilmemizi sağlamış olabilir.

Belki kabul görmek, güvende kalmak ya da o günün koşullarında baş edebilmek için geliştirdiğimiz bir yol olmuştur.nBu nedenle bazen “Neden böyleyim?” yerine “Ben buna bir zamanlar neden ihtiyaç duydum?” diye sormak, kendimize başka bir yerden bakabilmemizi sağlar.

Her Zor Duygu Değiştirilmek Zorunda mı?

Bazen kendimizi düzeltmeye çalışıyoruz.

Daha güçlü olmalıyım.

Daha az kaygılanmalıyım.

Bu kadar hassas olmamalıyım.

Bu kadar düşünmememliyim.

Ama belki ilk sorumuz her zaman “Bunu nasıl değiştireceğim?” olmak zorunda değil. Bazen önce: “Ben neden böyle hissediyorum?” diye sormaya ihtiyacımız var. Bir davranışımızı ya da duygumuzu anlamak, onu hayatımız boyunca sürdürmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Bir davranışın neden geliştiğini anlamak da “Ben böyleyim.” deyip bırakmak değildir. Tam tersine, neyi neden yaptığımızı fark ettiğimizde başka türlü davranabilme ihtimalimiz de ortaya çıkabilir. Ayrıca, değiştirmeye çalıştığımız şeyin ne olduğunu bilmeden onunla mücadele etmek yorucudur. Kendimizi anlamak ise nerede olduğumuzu görmemize yardımcı olur.

Zor Duygularla Baş Etmek Ne Demektir?

Zor duygularla baş etmek, hiç kaygılanmamak, hiç üzülmemek ya da hiçbir zaman öfkelenmemek değildir. Bunların hepsi insan olmanın bir parçasıdır. Belki daha gerçekçi olan; bir duygu geldiğinde onun içinde tamamen kaybolmadan kalabilmek, ne olduğunu anlayabilmek ve o duygunun bize yaptırdığı her şeyi otomatik olarak yapmak zorunda olmadığımızı fark edebilmektir. Kaygılanabilirim ama her kaygılı düşünceme inanmak zorunda değilim. Öfkelenebilirim ama öfkemle karşımdaki kişiyi incitmek zorunda değilim. Reddedilmekten korkabilirim ama bu korku nedeniyle kendimden vazgeçmek zorunda değilim. Üzülebilirim ve yine de hayatıma devam edebilirim. Duygularımızla baş etmek biraz da onları yok etmek yerine taşıyabileceğimizi fark etmekle ilgilidir.

Psikolojik Destek Nasıl Bir Alan Açabilir?

Bazen ne yaşadığımızı kendi başımıza anlamakta zorlanabiliriz. Aynı düşüncelerin içinde dönüp durabilir, ne yapmak istediğimizi bildiğimiz halde neden farklı yapamadığımızı anlayamayabiliriz. Çünkü insanın içinde bulunduğu yerden kendisini görebilmesi her zaman kolay değildir. Psikolojik destekte amaç, kişiye ne hissetmesi ya da ne yapması gerektiğini söylemek değildir. Kendi duygularına, ihtiyaçlarına, ilişkilerine ve hayatında tekrar eden örüntülere daha yakından bakabileceği profesyonel bir alan sunmaktır.

Bazen birbirinden tamamen bağımsız sandığımız yaşantılar arasında bağlantılar olduğunu fark ederiz. Bugünkü bir kaygının eski bir çaresizlik duygusuyla, hayır diyememenin reddedilme korkusuyla ya da sürekli güçlü olmaya çalışmanın geçmişte taşıdığımız sorumluluklarla bağlantılı olabileceğini görebiliriz. Her insanın hikayesi farklı olduğu için bu bağlantılar da kişiye özgüdür.

Ben değişimin her zaman “Kendimde neyi düzeltmeliyim?” sorusuyla başladığını düşünmüyorum.

Değişim;

“Ben neden böyle hissediyorum?”

“Neye ihtiyacım var?”

“Neden hep aynı yerde zorlanıyorum?”

“Bugün yaptığım şey bir zamanlar benim için ne işe yarıyordu?”

sorularını gerçekten merak etmeye başladığımızda ve sonrasında anlayabildiğimiz  yerde ortaya çıkar.

Belki de zor duygularla baş etmek, onları hiç hissetmemek değil; duyguları ve neden ortaya çıktığını anlayabilmek, duygunun rehberliğinde ihtiyacımızı giderebilmek ve kendimiz olabilmektir.

İzmir Psikolog Seçerken Nelere Dikkat Edilebilir?

Bir psikologla görüşmeye karar vermek kadar, kiminle görüşeceğinize karar vermek de kolay olmayabilir.

“Beni anlayabilir mi?”

“Kendimi yanında rahat hissedebilir miyim?”

“Nasıl çalışıyor?”

“Eğitimi ve deneyimi nedir?”

Özellikle ilk kez psikolojik destek almayı düşünüyorsanız neye bakacağınızı bilememeniz oldukça anlaşılır. İzmir’de yüz yüze ya da online psikolog araştırıken öncelikle kişinin eğitim ve mesleki geçmişini inceleyebilirsiniz. Psikoloji lisans eğitimi, sonraki eğitimleri, mesleki deneyimi ve hangi alanlarda çalışmalar yürüttüğü hakkında açık bilgi bulunması seçim yaparken size yardımcı olabilir.

Çalışma Alanlarını İnceleyebilirsiniz

Her psikoloğun ağırlıklı olarak çalıştığı konular ve mesleki deneyimi aynı değildir. Kaygı, ilişkiler, bağlanma, kayıp ve yas, sınırlar ya da duygusal yeme gibi belirli bir konuda destek arıyorsanız, görüştüğünüz kişinin bu alandaki eğitim ve deneyimini inceleyebilirsiniz. Ama yaşadığınız şeyi tam olarak adlandıramıyorsanız da bunun bir sorun olduğunu düşünmeyin. “Bir şeyler yolunda gitmiyor ama ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.” diyerek de başlayabilirsiniz.

İlk görüşmede kendinizi nasıl hissettiğinize bakabilirsiniz.

Eğitim ve mesleki deneyim önemlidir ama psikolojik danışmanlık aynı zamanda iki insan arasında kurulan bir ilişkidir.

Kendinizi ona ifade edebiliyor musunuz?

Dinlendiğinizi hissediyor musunuz?

Soru sorabiliyor musunuz?

Anlaşılmadığınız bir yerde bunu söyleyebiliyor musunuz?

Sınırlarınıza saygı duyulduğunu hissediyor musunuz?

İlk görüşmede hemen çok rahat hissetmek zorunda değilsiniz. Yeni tanıştığınız birine kendinizden söz etmek zaten kolay olmayabilir. Ama zaman içinde kendiniz olabileceğiniz bir alan hissinin oluşup oluşmadığına bakabilirsiniz. İlerleyen görüşmelerde kendinizi rahat ve güvende hissediyor musunuz? Psikoloğun yaklaşımı size uygun geliyor mu? Buralara bakabilirsiniz.

Mesleki sınırlar ve gizlilik önemli.

Psikolojik danışmanlığın nasıl yürütüldüğü, görüşmelerin süresi, gizlilik, iptal koşulları ve iletişim sınırları gibi konuların açık olması önemlidir. Kendinizi güvende hissetmek yalnızca karşınızdaki kişinin sıcak veya samimi olmasıyla değil, çalışmanın sınırlarının ve çerçevesinin belli olmasıyla da ilgilidir.

Online mı, yüz yüze mi?

İzmir’de yaşıyorsanız yüz yüze görüşmeyi tercih edebilirsiniz. Yaşam temponuz, bulunduğunuz yer veya ulaşım koşullarınız nedeniyle online görüşme sizin için daha uygun da olabilir. Burada tek bir doğru yok. Önemli olan sizin koşullarınıza uygun, düzenli olarak sürdürebileceğiniz ve kendinizi rahat hissedebileceğiniz görüşme biçimini seçmenizdir.

Herkes için “doğru psikolog” aynı kişi olmayabilir.

Bir arkadaşınızın çok memnun kaldığı bir psikolog size uygun gelmeyebilir. Sizin rahatça iletişim kurduğunuz biri de başka birine uygun olmayabilir. Bu yüzden yalnızca internetteki yorumlara ya da bir başkasının önerisine değil, kendi deneyiminize de bakmanız önemli. İlk görüşme biraz da bunu anlamak içindir.

Psikolojik destek; yalnızca kullanılan yöntemlerden ibaret değildir.Bazen insan için en kıymetli deneyimlerden biri, yaşadıklarını anlatırken hemen düzeltilmeye çalışılmadan, yargılanmadan ve acele edilmeden kendisine bakabileceği bir alan bulabilmektir. Böyle bir alan yalnızca zorlandığımız şeylere bakmamıza değil; kendimizi daha yakından tanımamıza, ihtiyaçlarımızı fark etmemize, güçlü taraflarımızı yeniden görmemize ve hayatımızda tekrar eden bazı örüntüleri anlamamıza da yardımcı olabilir.

 

***Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; kişiye özel değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir.

 

Etiketler: , Kategoriler: Genel

Bir yanıt yazın

error: İçerik Korunuyor!