Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

İzmir Psikolog: Zor Duygularla Nasıl Baş Edilebilir?

1 yıl önce · · 0 yorum

İzmir Psikolog: Zor Duygularla Nasıl Baş Edilebilir?

Bazen ne hissettiğimizi biliriz ama neden böyle hissettiğimizi anlamakta zorlanırız.

“Neden bu kadar kaygılıyım?”

“Neden bunu bu kadar kafama takıyorum?”

“Neden birinin söylediği küçücük bir şey beni bu kadar etkiliyor?”

“Neden yine aynı şeyi yaptım?”

Bazen de bizi asıl yoran duygunun kendisi değil, bir an önce ondan kurtulmaya çalışmaktır. Kaygılanmamak, üzülmemek, öfkelenmemek, düşünmemek, takmamak isteriz. Kendimize “Böyle hissetmemeliyim.” deriz. Ama duygularımız oradadır ve çoğu zaman orada olmalarının bir nedeni vardır.

Belki de zor duygularla baş etmenin ilk adımı onları hemen susturmaya çalışmak değil, biraz durup bize ne anlatmaya çalıştıklarını  anlamak olabilir.

Travma ve Değişim

6 yıl önce · · 0 yorum

Travma ve Değişim

Travmatik yaşantılar kişiyi hazırlıksız yakalayabilir ve çaresizlik hissi yaratabilir. Deprem, sel gibi doğa olayları, kazalar, şiddet, istismar, kayıplar ve daha pek çoğu, zorlayıcı etkiler bırakabilir. Böyle bir olaydan sonra günler artık eskisi gibi devam etmeye başlar. Her şey bir anda değişmiştir.

Tedirgin, huzursuz, gergin ve endişeli hissedebilirsiniz. Uykuya dalmakta zorlanabilir, en küçük bir seste irkilebilir ya da bedeniniz sürekli tetikteymiş gibi hissedebilirsiniz. Bazen de yaşanan olayın şokuyla birlikte tam tersi olabilir; donakalmış gibi hissedebilir, ağlayamayabilir ya da duygularınızı hissedemeyebilirsiniz. Yaşadıklarınız karşısında çaresizlik hissedebilir, özellikle kayıplar söz konusu olduğunda kendinizi suçlayabilirsiniz.

Olayla ilgili görüntüler tekrar tekrar zihninize gelebilir. Bazen olay yeniden yaşanıyormuş gibi hissedilebilir. Başınıza gelen şey olağan bir durum olmadığı için bir süre normalden farklı hissetmeniz ve davranmanız anlaşılabilir. Travmatik yaşantılar sonrasında bu tür tepkiler görülebilir.

Psikoterapi ve Beyin

6 yıl önce · · 0 yorum

Psikoterapi ve Beyin

Her birimizin beyni; beslenme, iklim, kültür ve dil aracılığıyla ve tabiki ebeveynlerimiz ya da bize temel bakım verenlerimiz tarafından benzersiz olarak şekillenir. Yaşamımızın ilk yıllarında şekillenen beynimiz yazgımıza dönüşür ve yaşamımızın ilerleyen dönemlerindeki tercihlerimizi, ilişkilerimizi, stres karşısındaki tepkilerimizi ve duygularımızı düzenleme şeklimizi belirler.

Beynimiz her daim hayatta kalmamıza yönelik çalışır.

  • Yaşamın ilk yıllarında bakım aldığımız ebeveynlerimizde psikolojik bir sorun varsa
  • Ebeveynlerimizin sağlıklı olmayan tavırları durumunda,
  • İhtiyaçlarımızın karşılanmadığı durumlarda,
  • Ebeveynlerin yokluğu durumunda,
  • Travmatik olayların olduğu durumlarda
  • Fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar varsa,
  • İhmal varsa;

beynimiz bu durumlarla baş edebilecek şekilde hayatta kalmaya çalışır ve bu durumlara uyum sağlayarak şekillenir. Ancak, bu şekillenmenin, ilerleyen dönemlerde, bozucu etkisi ortaya çıkar.

Sağlıklı olmayan bir aile yapısı içerisinde hayatta kalabilmek için bu yapıya uyum sağlayan çocukların gelişiminde çarpıklıklar meydana gelir. Bu da sorunlara neden olur. Geçmişte sağlıklı olmayan bir duruma uyum sağlamak; şimdiki yaşamda sağlıklı tepkiler verememeye neden olur. Beyin için sürekli maruz kaldığı sağlıksız durum, normal olarak algılanır. Bu nedenle, birey hayata uyum sağlayamaz ya da geçmişte öğrendiği sağlıksız baş etme yöntemlerini kullanır.

Tutsaklıktan Özgürlüğe

6 yıl önce · · 0 yorum

Tutsaklıktan Özgürlüğe

Bazen farkında olarak ancak çoğunlukla farkında bile olmadan kendimize koyduğumuz sınırlar, zincirler var; başarıyla ilgili, ilişkilerle ilgili, aslında tüm yaşamımızla ilgili. Kendimize ne kadar izin verirsek o kadarına erişebiliyoruz. Neye inandığımız, kendimize ve yaşamımıza nasıl baktığımızı da etkiliyor. Sınırlarınızın, alanınızın genişlediğini; zihninizde size engel olan bazı inançların ve duyguların değişmeye başladığını, kendinizi daha özgür hissettiğinizi bir düşünsenize…

Bize, hayallerimize, yaşamımıza engel olan yetersizlik, güçsüzlük, kusurluluk, değersizlik gibi kök inançlar ve duygular vardır. Bu inanç ve duyguların kökleri genellikle erken dönem yaşantılarımızla ilişkilidir. Geçmiş yaşantılarımızla bugün kendimiz hakkında neye inandığımız arasındaki bağlantılara bakmak ve bunlar üzerinde çalışmak, geçmişte oluşmuş bazı olumsuz inançların zamanla gücünü kaybetmesine ve kişinin kendisine bugün daha farklı bir yerden bakabilmesine alan açabilir.

Kaygı Neden Sürekli En Kötü Senaryoyu Düşündürür?

6 yıl önce · · 0 yorum

Kaygı Neden Sürekli En Kötü Senaryoyu Düşündürür?

Kaygının da diğer duygular gibi bir işlevi vardır. Gerçek bir tehlikeyle karşılaştığımızda bizi uyarır, harekete geçmemizi ve gerekli önlemleri almamızı sağlar. Bu anlamda kaygı hayatımız için gerekli bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehlike olmadığı halde zihnimiz sürekli olabilecek kötü şeyleri düşünüyorsa ne olur?

Telefonla aradığımız çocuğumuz telefonu açmadığında, toplantıda yöneticimiz bizimle konuşmak istediğini söylediğinde ya da bedenimizde daha önce fark etmediğimiz bir şey hissettiğimizde zihnimiz bir anda en kötü ihtimallere gidebilir. Aslında henüz hiçbir şey olmamıştır ama zihnimiz çoktan olabileceklerin peşinden gitmeye başlamıştır. Kaygıyı zorlaştıran şeylerden biri de budur.

Yakın İlişkiler ve Bağlanma

6 yıl önce · · 0 yorum

Yakın İlişkiler ve Bağlanma

Bağlanma

Bağlanma kuramına göre yakın ve romantik ilişkiler üzerindeki en derin etkiler erken çocukluk deneyimleridir.

Yetişkin yakın ilişkileri, erken çocukluk döneminde oluşan bağlanma modelini temel alır.

Bu model, kişinin sevilmeye layık olup olmadığı, başkalarının sevgi ve desteğine güvenip güvenemeyeceği inançlarını şekillendirir.

Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanan kişiler yakınlıktan, bağlanmaktan ve yalnız kalmaktan korkmazlar ya da rahatsız olmazlar. Terk edilmek ve bağlanmak zihinlerini çok fazla meşgul etmez.  İnsanlarla ve romantik ilişkilerde, yakınlaşmak ve bağlanmak onlar için kolaydır. Özgüvenleri yüksektir, insanlara güvenirler.

EMDR’nin Acı Anılar Üzerindeki Etkisi Nedir?

7 yıl önce · · 0 yorum

EMDR’nin Acı Anılar Üzerindeki Etkisi Nedir?

EMDR; Eye Movement Desensitization and Reprocessing kelimelerinin baş harflerinin kısaltmasıdır. Türkçede Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelir.

EMDR; özellikle travmatik ve örseleyici yaşam deneyimleriyle çalışmada kullanılan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır. Uygulama sırasında göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyaranlar gibi çift yönlü uyarımlardan yararlanılır.

EMDR’nin nasıl etki gösterdiğini açıklamaya yönelik farklı bilimsel modeller bulunmaktadır. Etki mekanizmasıyla ilgili araştırmalar günümüzde de devam etmektedir.

EMDR’nin amacı geçmişi silmek değil, geçmişte kalan bir yaşantının bugün üzerindeki etkisini çalışmaktır.

EMDR’nin belki de en çok yanlış anlaşılan taraflarından biri budur.

EMDR anı silme yöntemi değildir.

Geçmişte yaşadığımız bir olay hayat hikayemizin bir parçasıdır. Ama bir olayın hatırlanıyor olmasıyla, o olayı her hatırladığımızda aynı yoğun duyguyu yeniden yaşamak aynı şey değildir. Travmatik veya örseleyici yaşantılarla çalışırken amaç kişinin geçmişini unutması değildir. Üzerinde çalışılan yaşantıyla ilişkili düşünceler, duygular ve bedensel tepkiler ele alınır. Bazen kişinin geçmişiyle ilgili perspektifinde değişiklikler olabilir. Daha önce fark etmediği bağlantıları fark edebilir, olayın kendisi veya kendisiyle ilgili farklı bir bakış açısı geliştirebilir. Olayla ilgili duygu yükü azalabilir ve olayın anlamı değişebilir.

error: İçerik Korunuyor!