Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Tutsaklıktan Özgürlüğe

6 yıl önce · · 0 yorum

Tutsaklıktan Özgürlüğe

Bazen farkında olarak ancak çoğunlukla farkında bile olmadan kendimize koyduğumuz sınırlar, zincirler var; başarıyla ilgili, ilişkilerle ilgili, aslında tüm yaşamımızla ilgili. Kendimize ne kadar izin verirsek o kadarına erişebiliyoruz. Neye inandığımız, kendimize ve yaşamımıza nasıl baktığımızı da etkiliyor. Sınırlarınızın, alanınızın genişlediğini; zihninizde size engel olan bazı inançların ve duyguların değişmeye başladığını, kendinizi daha özgür hissettiğinizi bir düşünsenize…

Bize, hayallerimize, yaşamımıza engel olan yetersizlik, güçsüzlük, kusurluluk, değersizlik gibi kök inançlar ve duygular vardır. Bu inanç ve duyguların kökleri genellikle erken dönem yaşantılarımızla ilişkilidir. Geçmiş yaşantılarımızla bugün kendimiz hakkında neye inandığımız arasındaki bağlantılara bakmak ve bunlar üzerinde çalışmak, geçmişte oluşmuş bazı olumsuz inançların zamanla gücünü kaybetmesine ve kişinin kendisine bugün daha farklı bir yerden bakabilmesine alan açabilir.

Olumsuz Çocukluk Yaşantılarının Yetişkinlikteki Etkileri Neler Olabilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Olumsuz Çocukluk Yaşantılarının Yetişkinlikteki Etkileri Neler Olabilir?

Çocukken yaşanılan ve bir çocuk için zorlayıcı olarak adlandırabileceğimiz deneyimler, yıllar sonra bile hatırlanabilir ya da yetişkinlikte bazı duygu, düşünce ve davranışlarla ilişkili olabilir. Bu travmatik olarak adlandırabileceğimiz yaşantı; fiziksel ya da cinsel bir istismar olabileceği gibi utandırılma, ad takma gibi duygusal bir istismar, fiziksel ya da duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı bir ihmal de olabilir.

Duygusal istismar ve ihmal bireyin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişki üzerinde uzun süreli etkiler bırakabilir. Bazı kişilerde bu tür yaşantılar, yetişkinlikte yaşanan kaygı, endişe ya da terk edilme korkusu gibi güçlüklerle ilişkili olabilir.

Geçmişte yaşananlarla bugün yaşadığımız sorunlar arasında her zaman doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değildir. Ancak çocukluk yaşantılarımızın kendimizle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili geliştirdiğimiz bazı düşünce ve inançlarla ilişkili olabileceğini biliyoruz. Bu nedenle bugün tekrar tekrar yaşadığımız bazı duyguların ve davranışların geçmişimizle nasıl bir bağlantısı olduğunu anlamaya çalışmak önemli olabilir.

Bununla birlikte, aşağıdaki durumlar tek başına geçmişte olumsuz ya da travmatik bir yaşantı bulunduğunu göstermez. Aşağıda listelenen durumların çoğu aynı zamanda başka durumlarla da ilişkili olabilir. Örneğin, çocukken zorlayıcı bir deneyim yaşamadan da bugüne dair endişe yaşayabilirsiniz. Yine de bazı kişilerde bazı duygu ve davranışların geçmiş yaşantılarla olası bağlantıları üzerinde durmak anlamlı olabilir. Gelin, geçmiş yaşantılarla ilişkili olabilecek bazı duygu, düşünce ve davranış örüntülerine daha yakından bakalım.

Fobi Nedir? Korku ve Fobi Arasındaki Fark Nedir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Fobi Nedir? Korku ve Fobi Arasındaki Fark Nedir?

Korku yaşamımız için gerekli ve işlevsel bir duygudur. Bizi tehlikelerden korur ve gerektiğinde uzaklaşmamızı sağlar. Ancak bazen ortada gerçek bir tehlike olmadığı halde belirli bir nesne ya da durum karşısında oldukça yoğun bir korku yaşayabiliriz.

Fobi; belirli bir nesne ya da durum karşısında ortaya çıkan yoğun korku ve bu korkuyla ilişkili kaçınma davranışlarıyla tanımlanabilir. Kişi çoğu zaman korkusunun içinde bulunduğu durumla orantılı olmadığını bilir. Buna rağmen korktuğu nesne ya da durumla karşılaştığında hissettiği korkuya engel olmakta zorlanabilir.

Örneğin köpeklerden korkan biri, karşısında hırlayan ve kendisine doğru yaklaşan bir köpek olduğunda korkabilir. Buradaki korku, gerçek bir tehlikeye karşı verilen anlaşılır bir tepkidir. Ancak sahibinin yanında tasmasıyla yürüyen küçük bir köpeği uzaktan görmek bile kişide yoğun bir korku yaratıyorsa durum farklıdır. Köpek korkusu olan bazı kişiler için köpeğin kendilerine ulaşamayacak kadar uzakta olması bile yeterince korkutucu olabilir. Aynı durum kedi korkusu, uçak korkusu, asansör korkusu ya da başka korkular için de geçerli olabilir.

Korku ile Fobi Arasındaki Fark Nedir?

Her korku fobi değildir. Bir şeyden korkuyor olmamız tek başına fobimiz olduğu anlamına gelmez. Burada korkunun ne kadar yoğun olduğu, gerçek tehlikeyle ne kadar orantılı olduğu, kişinin o durumdan ne ölçüde kaçındığı ve günlük yaşamının bundan nasıl etkilendiği önemlidir.

Fobisi olan kişiler korktukları nesne ya da durumla karşılaştıklarında yoğun kaygı yaşayabilirler. Kalp atışında hızlanma, terleme, titreme, nefes alışverişinde değişiklik, baş dönmesi ya da ortamdan hemen uzaklaşma isteği gibi tepkiler ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu kaygı oldukça yoğun yaşanabilir.

Korkular Günlük Yaşamımızı Nasıl Etkileyebilir?

Korkulan nesne kişinin kolaylıkla kaçınabileceği ve günlük yaşamında pek karşılaşmadığı bir şeyse, bu korku uzun süre yaşamında önemli bir sorun yaratmayabilir. Ancak bazen kaçınmak giderek zorlaşır. Örneğin uçak korkusu olan biri yıllarca uçağa binmeden yaşayabilir. İş ya da başka bir nedenle sık seyahat etmesi gerektiğinde ise uçak korkusu yaşamını belirgin biçimde kısıtlamaya başlayabilir. Uçağa binmemek için uzun saatler araç kullanabilir, bazı seyahatlerden vazgeçebilir ya da daha uçağa binmeden günler önce kaygılanmaya başlayabilir.

Benzer biçimde asansör korkusu olan biri sürekli merdivenleri kullanabilir; kedi veya köpek korkusu olan biri hayvanla karşılaşabileceğini düşündüğü yerlere gitmekten kaçınabilir. Burada önemli sorulardan biri şudur: Korktuğum şeyden kaçınabilmek için hayatımda neleri değiştirmeye başladım?

Kedi Korkusu ve Kedi Fobisi

Kedilerden hoşlanmamakla kedilerden yoğun biçimde korkmak aynı şey değildir. Kedi korkusu yaşayan bazı kişiler bir kedinin bulunduğu ortama girmekte zorlanabilir, kedinin yaklaşmasından endişe duyabilir ya da sokakta bir kedi gördüğünde yolunu değiştirebilir.

Bazen korku yalnızca kediyle karşılaşıldığında değil, karşılaşma ihtimali düşünüldüğünde de ortaya çıkabilir. Kişi gideceği yerde kedi olup olmadığını önceden öğrenmeye çalışabilir veya kedinin bulunabileceğini düşündüğü ortamlardan uzak durabilir.

Uçak Korkusu ve Uçak Fobisi

Uçak korkusu yalnızca Uçak düşecek.” düşüncesinden oluşmayabilir. Bazı kişiler için kontrolün kendisinde olmaması, uçağın içinden istediği zaman çıkamamak, türbülans yaşamak ya da uçuş sırasında kendisine bir şey olacağı düşüncesi korkutucu olabilir.

Uçak korkusu olan biri uzun süre uçmayarak bu korkuyla karşılaşmadan yaşayabilir. Ancak işi, ailesi ya da yaşam koşulları nedeniyle seyahat etmesi gerektiğinde korku yaşamını daha fazla kısıtlamaya başlayabilir. Kişi uçmamak için çok uzun yolları araçla gitmeyi tercih edebilir ya da yapmak istediği bazı seyahatlerden vazgeçebilir.

Mesele yalnızca uçaktan korkmak değil; korkunun kişinin yaşamında ne kadar alan kaplamaya başladığı ve yaşamını ne kadar engellediğidir.

Asansör Korkusu

Asansör korkusunda kişinin korktuğu şey herkeste aynı olmayabilir. Kapalı kalmak, dışarı çıkamamak, asansörün bozulması ya da içerideyken yoğun kaygı yaşamak bazı kişiler için korkutucu olabilir. Asansöre binmemek ve merdivenleri kullanmak kişiyi kısa vadede rahatlatabilir. Ancak bu rahatlama aynı zamanda kaçınma davranışının devam etmesine de katkıda bulunur.

Kaçındıkça Korku Neden Devam Eder?

Fobilerde üzerinde durulan önemli konulardan biri kaçınma davranışıdır. Korktuğumuz bir şeyden uzaklaştığımızda çoğu zaman hemen rahatlarız. Örneğin kedi korkusu olan biri karşıdan bir kedi geldiğini gördüğünde yolunu değiştirirse korkusu azalır. Asansörden korkan biri merdivenleri kullandığında rahatlar. Uçaktan korkan biri seyahatini iptal ettiğinde kaygısı düşer. Bu rahatlama, kaçınmayı bir sonraki sefer için daha güçlü bir seçenek haline getirebilir. Kişi kısa vadede rahatlar ancak korktuğu durumla ilgili farklı bir deneyim yaşama fırsatı da bulamaz. Böylece kaçınma, bazı korkuların devam etmesinde rol oynayan etkenlerden biri haline gelebilir.

Zaman içerisinde kişi yalnızca korktuğu nesneden değil, onunla karşılaşabileceği durumlardan da kaçınmaya başlayabilir. Bu nedenle başlangıçta oldukça sınırlı olan bir korku bazen kişinin yaşamında giderek daha fazla yer kaplayabilir.

Bazı Korkular Neden Bu Kadar Güçlüdür?

Korku ve kaygı aslında yararlı duygulardır. Sahip olduğumuz diğer duygular gibi onların da bir işlevi vardır. Korku, olası bir tehlikeye karşı dikkatimizi yöneltmemize ve kendimizi korumamıza yardımcı olur. Ancak beynimizin tehlike sistemi her zaman yalnızca gerçekten tehlikeli olan şeylere tepki vermez. Geçmişte yaşadığımız bir deneyim, gözlemlediğimiz bir olay, öğrendiğimiz bilgiler ya da zaman içerisinde oluşan bazı çağrışımlar belirli bir nesnenin veya durumun bizde yoğun korku yaratmasına neden olabilir.

Bu nedenle bazen korkunun neden bu kadar güçlü olduğunu anlamak için yalnızca korktuğumuz nesneye ya da duruma değil, onun bizde neyi çağrıştırdığına bakmak gerekebilir. Çünkü korktuğumuz şeyin bizim için anlamı önemlidir. Bir nesne ya da durum bizim için çaresiz kalmak, kontrolü kaybetmek, kontrolün bizde olmaması, güvende hissedememek ya da bir şey olduğunda baş edememek gibi anlamlar taşıyabilir. Bu nedenle, nesnenin gerçekte ne kadar tehlikeli olduğundan bağımsız olarak, bizim için ne anlama geldiği korkunun neden bu kadar güçlü yaşandığını anlamamıza yardımcı olabilir.

***Bu içerik korku ve fobi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler kişiye özel değerlendirme, psikiyatrik tanı veya tıbbi tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tıbbi tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

Sosyal Kaygı Nedir? Neden Olur ve Nasıl Ele Alınabilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Sosyal Kaygı Nedir? Neden Olur ve Nasıl Ele Alınabilir?

Topluluk önünde bir konuşma yaparken aniden söyleyeceklerinizi unuttuğunuz, kendinize güveninizi kaybettiğiniz ya da herkesin size baktığını düşündüğünüz oldu mu?

Sosyal yaşamınızda ya da iş yaşamınızın herhangi bir anında kendinizi yetersiz hissettiğiniz ve sanki çevrenizdeki insanlar sizin ne kadar kaygılı olduğunuzu fark ediyormuş gibi düşündüğünüz oldu mu?

Sosyal kaygı yalnızca topluluk önünde konuşmayla ilgili değildir. Yeni insanlarla tanışmak, bir toplantıda söz almak, kalabalık bir ortamda yemek yemek, fikirlerini ifade etmek, birşeye itiraz etmek ya da dikkatlerin üzerinde olduğunu hissetmek de bazı kişiler için yoğun kaygı yaratabilir.

Birçok kişi bu kaygıyla baş etmek için kaygılandığı durumlardan uzak durmaya çalışır. Konuşmamayı, geri planda kalmayı, toplantıda söz almamayı ya da kendisini göstereceği durumlardan kaçınmayı tercih edebilir. Bu durum kısa süre için rahatlatıcı olabilir. Ancak zamanla kişinin yapmak istediği şeyleri yapmasını, ilişkilerini ve iş yaşamını kısıtlamaya başlayabilir.

Sosyal Kaygının Altında Ne Olabilir?

Brainspotting nedir? Ne işe yarar?

6 yıl önce · · 0 yorum

Brainspotting nedir? Ne işe yarar?

Beynimiz ve bedenimiz sürekli bir etkileşim içindedir. Sinir sistemi, bedenimizin içinden ve dış çevreden gelen çok sayıda bilgiyi aynı anda işler; buna göre zihnimiz, duygularımız, bedensel tepkilerimiz ve davranışlarımız şekillenir.

Brainspotting bu beyin-beden bağlantısını merkeze alan bir yöntemdir. Yaklaşımda, zorlayıcı bir yaşantı ya da duygu üzerinde durulurken kişinin bakış yönüyle içsel deneyimi arasında bir ilişki olabileceği düşünülür. Belirli göz pozisyonları üzerinden duygu ve bedensel duyumlara odaklanılır.

Brainspotting, 2003 yılında  David Grand,PhD. tarafından geliştirilmiştir. Grand, EMDR uygulamaları sırasında bazı göz pozisyonlarının danışanların yaşadığı duygusal ve bedensel deneyimlerle bağlantılı olabileceğini gözlemlemiş ve bu gözlemler zaman içerisinde Brainspotting yaklaşımını geliştirmesine zemin hazırlamıştır.

Yöntemin temelinde sıklıkla kullanılan Where you look affects how you feel”, yani Nereye baktığınız nasıl hissettiğinizi etkiler” düşüncesi yer alır. Peki bir göz pozisyonunun duygularımızla nasıl bir ilgisi olabilir?

error: İçerik Korunuyor!