Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Sosyal Kaygı Nedir? Neden Olur ve Nasıl Ele Alınabilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Sosyal Kaygı Nedir? Neden Olur ve Nasıl Ele Alınabilir?

Topluluk önünde bir konuşma yaparken aniden söyleyeceklerinizi unuttuğunuz, kendinize güveninizi kaybettiğiniz ya da herkesin size baktığını düşündüğünüz oldu mu?

Sosyal yaşamınızda ya da iş yaşamınızın herhangi bir anında kendinizi yetersiz hissettiğiniz ve sanki çevrenizdeki insanlar sizin ne kadar kaygılı olduğunuzu fark ediyormuş gibi düşündüğünüz oldu mu?

Sosyal kaygı yalnızca topluluk önünde konuşmayla ilgili değildir. Yeni insanlarla tanışmak, bir toplantıda söz almak, kalabalık bir ortamda yemek yemek, fikirlerini ifade etmek, birşeye itiraz etmek ya da dikkatlerin üzerinde olduğunu hissetmek de bazı kişiler için yoğun kaygı yaratabilir.

Birçok kişi bu kaygıyla baş etmek için kaygılandığı durumlardan uzak durmaya çalışır. Konuşmamayı, geri planda kalmayı, toplantıda söz almamayı ya da kendisini göstereceği durumlardan kaçınmayı tercih edebilir. Bu durum kısa süre için rahatlatıcı olabilir. Ancak zamanla kişinin yapmak istediği şeyleri yapmasını, ilişkilerini ve iş yaşamını kısıtlamaya başlayabilir.

Sosyal Kaygının Altında Ne Olabilir?

Sosyal kaygıda kişinin kendisiyle ilgili düşünceleri önemli olabilir. Kişi hata yapacağını, yetersiz görüneceğini, küçük düşeceğini ya da başkalarının kendisini olumsuz değerlendireceğini düşünebilir.

Bazen kişi kendisi hakkında zaten sahip olduğu olumsuz düşünceleri başkalarının da düşündüğünü varsayabilir. Kendisiyle ilgili Yeterince iyi değilim”, Saçma konuşacağım”, Beni beğenmeyecekler” ya da Bir hata yaparsam rezil olurum” gibi düşünceleri varsa, çevresindeki insanların da kendisini bu şekilde değerlendirdiğini düşünebilir. Oysa karşıdaki kişinin gerçekten ne düşündüğünü her zaman bilemeyiz. Bazen sosyal kaygıda en ağır değerlendirmeyi yapan kişi başkaları değil, kişinin kendisi olabilir.

Sosyal kaygı yaşayan kişiler dikkatlerini de çoğu zaman yoğun biçimde kendilerine yöneltirler. Nasıl göründüklerini, seslerinin titreyip titremediğini, yüzlerinin kızarıp kızarmadığını, ne söylediklerini ve karşıdaki kişinin kendilerini nasıl değerlendirdiğini sürekli takip edebilirler. Dikkat bu kadar kişinin kendisine döndüğünde, konuşmaya ya da içinde bulunduğu ortama odaklanmak da zorlaşabilir.

Kişinin yaptığı küçük bir hata kendi gözünde çok büyük görünebilir. Oysa aynı hatayı başka biri yaptığında üzerinde bile durmayabilir. Burada bazen mükemmeliyetçilik de devreye girer. Kişi yalnızca konuşmak ya da kendisini ifade etmek istemez; bunu kusursuz yapmak ister. Kusursuz olamadığında ise kendisini yetersiz hissedebilir.

Sosyal Kaygının Geçmiş Yaşantılarla İlişkisi Olabilir mi?

Sosyal kaygının herkes için tek bir nedeni yoktur. Biyolojik özellikler, mizaca ilişkin farklılıklar, öğrenme yaşantıları, aile ilişkileri ve kişinin yaşam deneyimleri birlikte rol oynayabilir. Bununla birlikte bazı kişilerde bugün yaşanan sosyal kaygının geçmişteki bazı deneyimlerle bağlantıları olabilir. Çocuklukta sık eleştirilmek, hata yaptığında utandırılmak, başkalarının yanında küçük düşürülmek, aile içinde sürekli karşılaştırılmak ya da kendisini ifade ettiğinde yeterince dinlenmemek kişinin zaman içinde kendisiyle ilgili bazı düşünceler geliştirmesine neden olabilir.

Örneğin sınıfta yanlış cevap verdiğinde arkadaşlarının ya da öğretmeninin alayına maruz kalan bir çocuk, zamanla başkalarının önünde konuşmayı tehlikeli bir durum gibi algılamaya başlayabilir. Eleştirel ve kontrolcü bir ortamda büyüyen bir kişi, yetişkin olduğunda bir grup insanın karşısına çıktığında yine eleştirilecekmiş gibi hissedebilir. Bu, sosyal kaygı yaşayan herkesin çocukluğunda mutlaka böyle bir deneyim olduğu anlamına gelmez. Sosyal kaygı yetişkinlik döneminde yaşanan reddedilme, aşağılanma, başarısızlık ya da başka zorlayıcı deneyimlerin ardından da ortaya çıkabilir. Önemli olan bugünkü kaygının kişi için ne anlama geldiğini anlamaya çalışmaktır.

Bazen kişi yaşadığı kaygının nedenini ilk anda açıklayamaz. Ancak hangi durumlarda kaygılandığına, o an kendisi hakkında ne düşündüğüne ve ne olmasından korktuğuna bakıldığında kaygının altında başka duygular görülebilir. Utanç, değersizlik, yetersizlik, reddedilme ya da eleştirilme korkusu bunlardan bazıları olabilir.

Sosyal Kaygı Neden Devam Eder?

Sosyal kaygının devam etmesinde kaçınma önemli bir rol oynayabilir. Kişi konuşmaktan, yeni insanlarla tanışmaktan ya da dikkatlerin üzerinde olacağı durumlardan kaçındığında kısa süre için rahatlar. Ancak bu kez korktuğu şeyin gerçekten olup olmayacağını ve o durumla baş edip edemeyeceğini deneyimleme fırsatı bulamaz.

Örneğin bir toplantıda konuşmaktan kaygılanan kişi hiç söz almadığında o gün için rahatlayabilir. Fakat zihninde Konuşsaydım kesin kötü olacaktı” düşüncesi değişmeden kalabilir. Bir sonraki toplantıda kaygı yeniden ortaya çıkabilir. Benzer şekilde kişi bir sosyal ortamdan çıktıktan sonra saatlerce ne söylediğini düşünebilir. Bunu neden söyledim?”, Acaba saçma mı konuştum?”, Benim hakkımda ne düşündüler?” gibi düşüncelerle konuşmayı tekrar tekrar değerlendirebilir. Çoğu zaman kendisine karşı başkalarına olduğundan çok daha sert davranır. Bu nedenle sosyal kaygıda yalnızca kaygının ortaya çıktığı ana değil, kişinin kaygıdan önce ne düşündüğüne, kaygı sırasında ne yaptığına ve sonrasında kendisini nasıl değerlendirdiğine de bakmak önemlidir.

Başkalarının Gözünden Kendimize Bakmak

Sosyal kaygıda kişi çoğu zaman başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğüne fazlasıyla odaklanabilir. Nasıl görünüyorum, hakkımda ne düşünüyorlar, yanlış bir şey söylersem ne olur, beni yetersiz bulurlar mı? Bir süre sonra kişi bulunduğu ortamda ne hissettiğinden ya da ne söylemek istediğinden çok, karşısındaki insanların gözünde nasıl göründüğüyle ilgilenmeye başlayabilir.

Burada sosyal kaygıya başka bir yerden de bakabiliriz. İnsan olarak başkaları tarafından kabul edilmek ve ait hissetmek isteriz. Aynı zamanda kendimiz olmak, düşüncelerimizi ifade etmek, seçimlerimizi yapmak ve istediğimiz gibi yaşayabilmek de önemlidir. Bazen bu ikisi arasında kalabiliriz. Kendimiz gibi davrandığımızda eleştirilmekten ya da reddedilmekten korktuğumuz için kabul göreceğimizi düşündüğümüz şekilde davranmaya başlayabiliriz.

Bu durum uzun sürdüğünde sosyal kaygının yarattığı güçlük yalnızca insanların yanında kaygılanmak olmayabilir. Kişi söylemek istediği şeyi söylemeyebilir, itiraz etmek istediğinde susabilir, kendisini göstermekten kaçınabilir ya da başkalarının beklentilerine göre davranabilir. Kaygıdan korunmaya çalışırken kendi isteklerinden, seçimlerinden ve kendisini ifade etmekten de uzaklaşabilir.

Bu nedenle “Başkaları benim hakkımda ne düşünüyor?” Sorusu yerine “Başkalarının ne düşüneceğinden bu kadar korkmasaydım, ben nasıl davranırdım?” sorusu kişinin kendisiyle ilgili önemli bir şeyi fark etmesine yardımcı olabilir.

Sosyal Kaygıyla İlgili Psikolojik Danışmanlıkta Nelere Bakılabilir?

Psikolojik danışmanlık sürecinde sosyal kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığı, kişinin o anda ne olmasından korktuğu ve kendisiyle ilgili hangi düşüncelerin devreye girdiği üzerinde durulabilir. Bazen mesele yalnızca “İnsanların yanında kaygılanıyorum” değildir. Kişi hata yapmaktan mı, eleştirilmekten mi, reddedilmekten mi, yetersiz görünmekten mi yoksa kontrolünü kaybetmekten mi korkuyor? Bu soruların yanıtı kişiden kişiye değişebilir.

Kişinin sosyal ortamlarda dikkatini sürekli kendisine yöneltmesi, mükemmeliyetçi beklentileri, kaçınma davranışları ve kendisini başkalarıyla karşılaştırma biçimi ele alınabilir. Geçmişte yaşanan ve bugün yaşanan kaygıyla bağlantılı görünen deneyimler varsa bunların kişi için taşıdığı anlam üzerinde durulabilir. Örneğin geçmişte yaşanan bir aşağılanma, yoğun eleştirilme, reddedilme ya da topluluk önünde yaşanan zorlayıcı bir deneyim bugün benzer durumlarda yoğun duyguların ortaya çıkmasıyla ilişkili olabilir.

Bazen danışmanlık sürecinde önemli olan yalnızca kaygıyı azaltmaya çalışmak değil, kişinin neden kendisine bu kadar sert davrandığını da anlamaktır. Başkalarının kendisini nasıl gördüğünü sürekli düşünürken, kişinin kendisini nasıl gördüğü gözden kaçabilir. Bu yüzden sosyal kaygıyla ilgili üzerinde durulabilecek önemli sorulardan biri de şudur: Başkalarının beni nasıl gördüğüne bu kadar odaklanırken, ben kendimi nasıl görüyorum?

Sosyal Kaygıya Bir de Buradan Bakmak

Sosyal kaygı bazen yalnızca çekingen olmak ya da topluluk önünde konuşmaktan hoşlanmamak değildir. Kişinin kendisini nasıl gördüğü, başkalarının onu nasıl değerlendireceğine ilişkin beklentileri, geçmişte yaşadığı deneyimler ve kaygıyla baş etmek için geliştirdiği yollar birbiriyle bağlantılı olabilir.

Bu nedenle yalnızca Nasıl daha az kaygılanabilirim?” sorusuna değil, “İnsanların yanında kendimi neden bu kadar yetersiz ya da tehdit altında hissediyorum?”, Hata yapmak benim için neden bu kadar zor?” ve Başkalarının beni nasıl gördüğü neden benim için bu kadar önemli?” sorularına da bakmak anlamlı olabilir.

Bazen sosyal kaygının hikayesini anlamaya başladığımızda, yalnızca korktuğumuz ortamlara değil, kendimizle kurduğumuz ilişkiye de başka bir yerden bakmaya başlayabiliriz.

 

 

***Bu içerik sosyal kaygı hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme, psikiyatrik tanı veya tıbbi tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tıbbi tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , Kategoriler: Psikolojik Sorunlar

error: İçerik Korunuyor!