Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Depremin Psikolojik Etkileri ve İyileşme

6 yıl önce · · 0 yorum

Depremin Psikolojik Etkileri ve İyileşme

Depremin hemen sonrasında; kaygı ve kaygıya bağlı olarak uykusuzluk, aşırı irkilme, çarpıntı, nefes almada güçlük gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Kaygı insanı çıldırtmaz, ancak çıldıracakmış, ölecekmiş gibi hissettirir. Yaşadığınız olaya bağlı olarak bu belirtiler ortaya çıkar; kaygınız azaldığında kendiliğinden kaybolur.

Enkaz altından çıkarılan bir kişide yoğun ölüm korkusu oluşabilir. Kişi, uzun bir süre evine giremeyebilir ya da uyku sorunları yaşayabilir. Kişi, tüm gününü tetikte ve yoğun ölüm korkusu yaşayarak geçirebilir. Alkol ya da madde kullanımı görülebilir.

Deprem esnasında bir yakınını kaybeden, ancak kendisi sağ olarak kurtulan kişilerde, suçluluk duyguları görülebilir. Kişi, yakınının ölümünden kendini sorumlu tutarak depresyona girebilir.  Böyle durumlarda, bu kişilerin acilen profesyonel destek almaları uygun olur.

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

6 yıl önce · · 0 yorum

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

      1. Stres altındayken dilin ve öngörü kapasitesinin baskılanması

Araştırmalar, travmatik durumlar ya da uyarılmanın yüksek olduğu durumlarda beynimizde konuşma bölümünden sorumlu olan Broca bölgesinin ketlendiğini gösteriyor. Peki, bu ne anlama gelir?

Duygularımızı söze dökemediğimiz zaman beynimizde travmatik olayla ilgili bilişsel ve duygusal nöral ağlarının bütünleştirilmesi sağlanamaz. Söze dökülüp olay anlatılamadığı için hazmedilemez ve bu olay bellekte donmuş ve işlevsiz bir şekilde kaydedilir. Dil kullanılmadığında, çevredeki kişilerle kurulan olumlu ilişkilerin iyileştirici etkisinden de birey mahrum kalır.

Psikoterapi ve Beyin

6 yıl önce · · 0 yorum

Psikoterapi ve Beyin

Her birimizin beyni; beslenme, iklim, kültür ve dil aracılığıyla ve tabiki ebeveynlerimiz ya da bize temel bakım verenlerimiz tarafından benzersiz olarak şekillenir. Yaşamımızın ilk yıllarında şekillenen beynimiz yazgımıza dönüşür ve yaşamımızın ilerleyen dönemlerindeki tercihlerimizi, ilişkilerimizi, stres karşısındaki tepkilerimizi ve duygularımızı düzenleme şeklimizi belirler.

Beynimiz her daim hayatta kalmamıza yönelik çalışır.

  • Yaşamın ilk yıllarında bakım aldığımız ebeveynlerimizde psikolojik bir sorun varsa
  • Ebeveynlerimizin sağlıklı olmayan tavırları durumunda,
  • İhtiyaçlarımızın karşılanmadığı durumlarda,
  • Ebeveynlerin yokluğu durumunda,
  • Travmatik olayların olduğu durumlarda
  • Fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar varsa,
  • İhmal varsa;

beynimiz bu durumlarla baş edebilecek şekilde hayatta kalmaya çalışır ve bu durumlara uyum sağlayarak şekillenir. Ancak, bu şekillenmenin, ilerleyen dönemlerde, bozucu etkisi ortaya çıkar.

Sağlıklı olmayan bir aile yapısı içerisinde hayatta kalabilmek için bu yapıya uyum sağlayan çocukların gelişiminde çarpıklıklar meydana gelir. Bu da sorunlara neden olur. Geçmişte sağlıklı olmayan bir duruma uyum sağlamak; şimdiki yaşamda sağlıklı tepkiler verememeye neden olur. Beyin için sürekli maruz kaldığı sağlıksız durum, normal olarak algılanır. Bu nedenle, birey hayata uyum sağlayamaz ya da geçmişte öğrendiği sağlıksız baş etme yöntemlerini kullanır.

Duygusal Yeme

6 yıl önce · · 0 yorum

Duygusal Yeme

Alkol ve madde gibi bağımlılık yapan maddelerin aksine yiyecek olmadan yapabileceğimiz bir şey değildir. Ancak, bazı insanlar için yemek, beslenmenin önüne geçerek zorlayıcı ve hatta bağımlılık yapıcı boyutlara ulaşır.

Yeme bağımlılığı, ruh sağlığı uzmanları tarafından kullanılan mevcut Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı’da (DSM-5) bir bozukluk olarak kabul edilmese de klinik olarak beslenme ve yeme bozuklukları tanımı kullanılmaktadır. Bunlar arasında bulimia, tıkınırcasına yeme bozukluğu, anoreksiya nervoza; yeme bağımlılığından farklı olsa da bu sorunlar arasında genellikle benzerlikler vardır.

Henüz evrensel olarak kabul edilmiş bir yeme bağımlılığı tanımı olmasa ve kavram tartışmalı olsa da araştırmalar; bazı gıdaların ve gıda kombinasyonlarının bağımlılık yaratabileceği fikrini giderek daha fazla desteklemektedir. Örneğin, şekerli, yağlı, tuzlu yiyecek kombinasyonlarının, beynin ödül merkezini, alkol ve maddeye benzer bir şekilde etkilediği ve haz aldığımızda salgılanan dopaminin aşırı salınımına neden olduğu bilinmektedir.

Terapide Neden Çocukluğa İnilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Terapide Neden Çocukluğa İnilir?

Bugünkü sorunlarımızı çözmek için terapide neden geçmişe bakmak gerekir?

Çünkü, birer anı olan geçmiş yaşantılarımız şimdiki sorunlarımızın kaynağını oluşturur.

Bizi duygusal olarak etkileyen olaylar, duygusal olarak bizi etkilememiş nötr anılara göre belleğimize farklı şekilde depolanırlar. Bu nedenle, örneğin siz, sizin için önemli olan bir çocukluk anısını parça parça görüntüler ve tüm duygularıyla hatırlarsınız ancak 6 gün önce ne yediğinizi çoğunlukla hatırlamazsınız. Duygusal olarak bizi etkilemiş travmatik nitelikte olumsuz anılara, belleğe farklı depolanmaları nedeniyle “işlenmemiş anılar” diyoruz. İşlenmemiş anılar; şimdiki rahatsız edici duyguların, düşüncelerin, davranışların ve tekrarlayan ilişki örüntülerinin kaynağıdır. Geçmiş deneyimlerimizle oluşan anı ağlarımız belirli bir şekilde düşünmemize ve belirli bir şekilde hissetmemize neden olarak kişilik özelliklerimizi ve tercihlerimizi oluşturur.

Olumsuz Çocukluk Anılarını Bastırıyor Olabileceğinizin İşaretleri

6 yıl önce · · 0 yorum

Olumsuz Çocukluk Anılarını Bastırıyor Olabileceğinizin İşaretleri

Çocukken yaşanılan ve bir çocuk için travmatik olarak adlandırabileceğimiz deneyimler, beyniniz tarafından bastırılmış olabilir ve bu durum, yetişkin olduğumuzda bazı sorunlara yol açabilir. Bu travmatik olarak adlandırabileceğimiz yaşantı; fiziksel ve/ya cinsel bir istismar olabileceği gibi utandırılma, ad takma gibi duygusal bir istismar ve ya fiziksel ya da duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı bir ihmal de olabilir. Duygusal istismar ve ihmalin sonuçları, çoğu zaman, fiziksel ve cinsel istismarın sonuçları gibi yetişkin hayatını olumsuz bir şekilde etkiler.  Böyle durumlarda, şimdiki yaşamınızda, nedenini bilemediğiniz bir kaygı ve endişe yaşayabilir ya da terk edilme korkunuz olabilir. Ve özellikle, bu sorunlarla, neden mücadele ettiğinizi bilmiyorsanız bu durum çok rahatsız edicidir.

Bu çözülmemiş anılar, büyümenizi ve gelişmenizi engelleyebilir, özgüveninizin gelişimini sekteye uğratabilir ve olgun bir yetişkin olmanızı engeller.  Anıların ve olası travmanın kilidini açmak için terapiye gitmek önemlidir.

Ağrıyı Anlamak

6 yıl önce · · 0 yorum

Ağrıyı Anlamak

Ağrı,  bir şeyin yanlış olduğuna dair bir uyarı sinyalidir. Arabanızdaki bir uyarı ışığına benzer şekilde, ağrı da sizi beyninizde ya da bedeninizde yanlış olan bir şey hakkında uyaran bir semptomdur. 

Ağrının uyarı sinyali, tepki ve yanıt vermenize yardımcı olur. Akut (kısa süreli) ağrı erken uyarı sinyalidir. Psikolojik bileşeni ya da belirtisi, tehdide hızlı bir şekilde tepki vermenize yardımcı olan kaygıdır. Kronik ağrı uzun ömürlüdür. Psikolojik bileşeni ise depresyondur. Bu nedenle, kronik ağrının olduğu yerde sıklıkla depresyon gözlemleriz. Kronik ağrı sizi duygusal, psikolojik, fiziksel ve ruhsal olarak etkilediğinden, tedavinin başarılı olması için daha karmaşık bir program içermesi gerekir.

Bedenimiz Bize Neler Anlatıyor?

6 yıl önce · · 0 yorum

Bedenimiz Bize Neler Anlatıyor?

Bir ağrınız, acınız ya da fiziksel bir rahatsızlığınız olduğunda bedeniniz size ya bir şeyler anlatmaya çalışıyorsa?

Bedenimiz bazı dönemlerde hastalıklara daha açık hale gelir. Bu dönemler; hayatımızla ilgili yeni bir döneme girdiğimiz, önemli değişikliklerin olduğu geçiş dönemleridir. Ergenlik, evlenme, çocuk sahibi olma, yeni bir işe başlama, sevdiğimiz birini kaybetme, işimizi kaybetme, boşanma gibi. Bu dönemlerde stres nedeniyle bedenimizdeki dengelerin değişmesi ve bağışıklığın düşmesi nedeniyle hastalanmamız kolaylaşır. Bazen de kişiler, hayatlarındaki travmatik olayların yıl dönemlerinde hassaslaşır ve bedenlerinde ağrı hissederler.

Bedeniniz semptom ortaya çıkardığında, bunu, bedeninizin size anlatmak istediği bir şey mi var acaba diyerek bedeninize kulak mı veriyorsunuz yoksa semptomu susturmaya mı çalışıyorsunuz?

Duyguların Ağrı Üzerindeki Etkileri

6 yıl önce · · 0 yorum

Duyguların Ağrı Üzerindeki Etkileri

Acı, bedeninizin size bir şeylerin yolunda gitmediğini bildirmenin bir yoludur. Zonklama, ağrı ya da karıncalanma şeklinde olabilir. Kısa süreli (akut) ya da uzun süreli (kronik) olabilir. Ancak aynı yaralanmaya sahip iki kişiden ağrılarının şiddetini puanlamalarını istediğinizde muhtemelen farklı ağrı puanları vereceklerdir.

Bazı ağrılar, gerçek doku hasarının meydana geldiği yerde fizikseldir. Ancak ruhsal durum ve kişilik özellikleri de ağrının şiddetini belirlemeye yardımcı olur; kaygı, depresyon ve negatif olma gibi durumlar, ağrının şiddetinin derecesinde rol oynamaktadır.

error: İçerik Korunuyor!