1 yıl önce · Serap Bilgen · 0 yorum
Kaygının Geçmişle Bir Bağlantısı Olabilir mi? EMDR ve Kaygı
Kaygı çoğunlukla gelecekle ilgilidir. Henüz gerçekleşmemiş bir şey hakkında endişeleniriz. Ya kötü bir şey olursa? Ya baş edemezsem? Ya kontrolümü kaybedersem? Ya istediğim gibi olmazsa? gibi cümleler kaygılanınca sık aklımızdan geçenlerdir. Fakat bazen gelecekle ilgili görünen bu korkuların geçmiş yaşantılarımızla da bağlantıları olabilir.
Bugün yaşadığımız bir durum geçmişte yaşadığımız başka bir deneyime benzeyebilir. Benzerliğin birebir olması da gerekmez. Bazen olaylar tamamen farklıdır ama bizde uyandırdıkları duygu aynıdır. Örneğin çocukken hata yaptığında çok eleştirilen bir kişi, yetişkin olduğunda iş yerinde yapacağı küçük bir hata karşısında beklenenden çok daha yoğun bir kaygı yaşayabilir. Aslında bugün karşısındaki kişi babası, annesi ya da öğretmeni değildir. Hata yapmanın sonucu da çocukken olduğu gibi olmayacaktır. Kişi bunu bilir. Buna rağmen hata yapma ihtimali onda güçlü bir korku yaratabilir. İşte şu cümleyi genellikle bu durumlarda söyleriz:
“Biliyorum ama yine de böyle hissediyorum.”
Bugünkü Kaygımız Bize Neyi Hatırlatıyor Olabilir?
Kaygının her zaman geçmişte yaşanan bir olaydan kaynaklandığını söylemek doğru değildir. Biyolojik özelliklerimiz, içinde bulunduğumuz yaşam koşulları, belirsizlikler, kayıplar, ilişkilerimiz, ekonomik güçlükler ve stres gibi pek çok etken kaygının ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Ancak bazı kaygılarımızın geçmişten öğrendiğimiz şeylerle bağlantıları bulunabilir. Örneğin kontrolün çok önemli olduğu bir ortamda büyüdüysek, belirsizlik bizim için diğer insanlardan daha zor olabilir. Çocukken ne zaman ne olacağını kestiremediğimiz bir ortamda yaşamış ve böyle bir ortamda büyüdüysek, yetişkin olduğumuzda her şeyi önceden bilmeye ve kontrol etmeye daha fazla ihtiyaç duyabiliriz. Ya da ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda yeterince destek alamadıysak, bugün kontrolü kaybetmek “Bir şey olursa yalnız kalırım” ya da “Baş edemem” korkusuna neden olabilir. Bu nedenle bazen kaygının görünen konusu ile altında bizi korkutan şey aynı olmayabilir.
Çocukluk döneminde sık eleştirilmişsek, erken yaşta fazla sorumluluk almışsak ya da yeterince güvende hissedememişsek, ilerleyen yıllarda belirsizliğe ve kontrol kaybına karşı daha hassas olabiliriz.
Uçaktan korkan bir kişi yalnızca uçağın düşmesinden korkmuyor olabilir. Kapılar kapandığında dışarı çıkamayacak olmak, kontrolün kendisinde olmaması, bir şey olduğunda kaçamamak ya da yardım alamayacağını düşünmek daha korkutucu olabilir.
Sosyal bir ortamda kaygılanan birinin asıl korkusu da insanlarla konuşmak olmayabilir. Küçük düşmek, yetersiz görülmek, rezil olmak, reddedilmek ya da utanmak olabilir.
Bu noktada benim daha anlamlı bulduğum şöyle bir soru var: “Korktuğum şey gerçekleşirse, bunun benim için anlamı ne olur?” Bu sorunun cevabı bizi kaygının görünen konusundan daha farklı bir yere götürebilir.
Kaygıda EMDR Ne Zaman Gündeme Gelebilir?
EMDR, özellikle travma sonrası stres bozukluğu bağlamında kapsamlı biçimde araştırılmış yöntemlerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü de EMDR’yi travma sonrası stres bozukluğunda kanıta dayalı psikolojik müdahaleler arasında saymaktadır (WHO; 2023). EMDR’nin kaygı, panik ve fobik belirtilerle ilişkili kullanımını inceleyen çalışmalar da bulunmaktadır. Örneğin 17 randomize kontrollü çalışmayı içeren 2020 tarihli bir meta-analizde EMDR’nin kaygı, panik ve fobi belirtileri üzerindeki etkileri değerlendirilmiş ve olumlu sonuçlar bildirilmiştir. Bununla birlikte araştırmacılar özellikle uzun dönem etkiler konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu belirtmektedir (Yunitri ve ark.; 2020).
Kaygıyla çalışırken EMDR’nin gündeme gelebileceği noktalardan biri, bugünkü kaygıyla geçmişte yaşanan belirli deneyimler arasında anlamlı bağlantılar bulunmasıdır. Örneğin bugün otorite karşısında yoğun kaygı yaşayan bir kişinin geçmişinde otorite figürleriyle yaşadığı zorlayıcı deneyimler bulunabilir. Bir başkası hata yapmaktan çok korkabilir ve geçmişinde hata yaptığında ağır biçimde eleştirildiği deneyimler olabilir. Bir diğerinde ise kontrolünü kaybetme korkusu, geçmişte kendisini çaresiz hissettiği bir yaşantıyla bağlantılı olabilir. Böyle bir durumda yalnızca “Bugün neden bu kadar kaygılanıyorum?” sorusuna değil, “Bu duygu bana nereden tanıdık geliyor?” sorusuna da bakılabilir. EMDR çalışmalarında da kişinin bugünkü kaygısını harekete geçiren durumlarla geçmiş deneyimleri arasındaki bağlantılar üzerinde durulabilir. Ancak bu, her kaygının altında mutlaka bulunması gereken bir “kök travma” olduğu anlamına gelmez. Buradaki amaç her kaygının arkasında mutlaka travmatik bir olay bulmak değildir. Bugün yaşanan tepkinin kişi için nasıl oluştuğunu ve ne anlama geldiğini anlayabilmektir.
Kaygıyı Ortadan Kaldırmaya Çalışmak mı, Önce Anlamak mı?
Kaygılandığımızda doğal olarak ilk istediğimiz şey kaygının geçmesidir. Bu nedenle kendimizi rahatlatmaya, kontrol etmeye, kaçınmaya veya kötü ihtimalleri önceden hesaplamaya çalışabiliriz. Fakat bazen kaygıyla ilgili başka bir şey daha merak edilebilir: Ben aslında neden korkuyorum?
Uçağın düşmesinden mi, çaresiz kalmaktan mı?
Hata yapmaktan mı, hata yaptığımda değersiz görülmekten mi?
Bir ilişkinin bitmesinden mi, yalnız kalmaktan mı?
Kontrolü kaybetmekten mi, kontrol bende olmadığında başıma geleceklerle baş edemeyeceğime inanmaktan mı?
Kaygının görünen konusu ile altında taşıdığı anlam her zaman aynı olmayabilir.
Belki de bu nedenle kaygıyı anlamaya çalışırken yalnızca “Bunu nasıl geçiririm?” sorusuna değil, “Bu kaygı benim için ne anlama geliyor?” sorusuna da yer açmak gerekir.
Her kaygının altında aynı hikaye yoktur. Ama kendi kaygımızın hikayesini anlamaya başladığımızda, onunla ne yapacağımıza da başka bir yerden bakmaya başlayabiliriz.
****Bu içerik kaygı ve EMDR hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler kişiye özel değerlendirme, psikiyatrik tanı veya tıbbi tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tıbbi tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.
Yararlanılan Kaynaklar
Shapiro, F. (2016). EMDR: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme – Temel Prensipler, Protokoller ve Prosedürler. Okuyan Us Yayınları.
World Health Organization. (2023). Mental Health Gap Action Programme (mhGAP): Post-traumatic stress disorder (PTSD) – Psychological interventions for adults. World Health Organization.
Dünya Sağlık Örgütü – PTSD ve psikolojik müdahaleler
Yunitri, N., Kao, C. C., Chu, H., Voss, J., Chiu, H. L., Liu, D., Shen, S. T. H., Chang, P. C., Kang, X. L., & Chou, K. R. (2020). The effectiveness of eye movement desensitization and reprocessing toward anxiety disorder: A meta-analysis of randomized controlled trials. Journal of Psychiatric Research, 123, 102–113. PubMed – Yunitri ve ark. (2020)
Etiketler: anksiyete, EMDR, EMDR Terapisi Kategoriler: EMDR