Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Kaygının Geçmişle Bir Bağlantısı Olabilir mi? EMDR ve Kaygı

1 yıl önce · · 0 yorum

Kaygının Geçmişle Bir Bağlantısı Olabilir mi? EMDR ve Kaygı

Kaygı çoğunlukla gelecekle ilgilidir. Henüz gerçekleşmemiş bir şey hakkında endişeleniriz. Ya kötü bir şey olursa? Ya baş edemezsem? Ya kontrolümü kaybedersem? Ya istediğim gibi olmazsa? gibi cümleler kaygılanınca sık aklımızdan geçenlerdir. Fakat bazen gelecekle ilgili görünen bu korkuların geçmiş yaşantılarımızla da bağlantıları olabilir.

Bugün yaşadığımız bir durum geçmişte yaşadığımız başka bir deneyime benzeyebilir. Benzerliğin birebir olması da gerekmez. Bazen olaylar tamamen farklıdır ama bizde uyandırdıkları duygu aynıdır. Örneğin çocukken hata yaptığında çok eleştirilen bir kişi, yetişkin olduğunda iş yerinde yapacağı küçük bir hata karşısında beklenenden çok daha yoğun bir kaygı yaşayabilir. Aslında bugün karşısındaki kişi babası, annesi ya da öğretmeni değildir. Hata yapmanın sonucu da çocukken olduğu gibi olmayacaktır. Kişi bunu bilir. Buna rağmen hata yapma ihtimali onda güçlü bir korku yaratabilir. İşte şu cümleyi genellikle bu durumlarda söyleriz:

“Biliyorum ama yine de böyle hissediyorum.”

Tutsaklıktan Özgürlüğe

6 yıl önce · · 0 yorum

Tutsaklıktan Özgürlüğe

Bazen farkında olarak ancak çoğunlukla farkında bile olmadan kendimize koyduğumuz sınırlar, zincirler var; başarıyla ilgili, ilişkilerle ilgili, aslında tüm yaşamımızla ilgili. Kendimize ne kadar izin verirsek o kadarına erişebiliyoruz. Neye inandığımız, kendimize ve yaşamımıza nasıl baktığımızı da etkiliyor. Sınırlarınızın, alanınızın genişlediğini; zihninizde size engel olan bazı inançların ve duyguların değişmeye başladığını, kendinizi daha özgür hissettiğinizi bir düşünsenize…

Bize, hayallerimize, yaşamımıza engel olan yetersizlik, güçsüzlük, kusurluluk, değersizlik gibi kök inançlar ve duygular vardır. Bu inanç ve duyguların kökleri genellikle erken dönem yaşantılarımızla ilişkilidir. Geçmiş yaşantılarımızla bugün kendimiz hakkında neye inandığımız arasındaki bağlantılara bakmak ve bunlar üzerinde çalışmak, geçmişte oluşmuş bazı olumsuz inançların zamanla gücünü kaybetmesine ve kişinin kendisine bugün daha farklı bir yerden bakabilmesine alan açabilir.

Terapide Neden Çocukluğa İnilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Terapide Neden Çocukluğa İnilir?

Bugün yaşadığımız bir sorunu anlamaya ya da çözmeye çalışırken neden yıllar önce yaşadıklarımıza bakıyoruz?

Bazen bugün verdiğimiz tepkileri yalnızca bugün yaşananlarla açıklamak zor olabilir ve geçmiş yaşantılarımız şimdiki sorunlarımızın kaynağını oluşturabilir.

Geçmiş deneyimlerimizle oluşan anı ağlarımız belirli bir şekilde düşünmemize ve belirli bir şekilde hissetmemize neden olarak kişilik özelliklerimizi ve tercihlerimizi oluşturur. Şimdiye ait bazı duygu, davranış ve tepkilerimiz, geçmişte yaşadığımız deneyimlerimizden kaynaklanır. Bu dile şöyle yansıyabilir:

  • Mantıken öyle hissetmemem gerektiğini biliyorum ama değersiz hissediyorum
  • Mantıklı düşününce öyle olmadığını biliyorum ama içten içe yetersiz hissediyorum
  • Neden bile bile aynı hataları yapmaya devam ediyorum, anlamıyorum
  • Yanlış yaptığımı biliyorum ama kendimi böyle yapmaktan alıkoyamıyorum
  • Yetersiz olmadığımı biliyorum ama içten içe kendimi yetersiz hissediyorum.”
  • “Bir daha böyle davranmayacağım diyorum ama yine aynı şeyi yapıyorum.”
  • “Neden hep benzer ilişkilerin içinde buluyorum kendimi?”

Bir şeyi mantıken bilmekle onu duygusal olarak hissedebilmek aynı şey değildir.

Bazı durumlarda, düşüncenizin ve hissinizin, olayı düşündüğünüzde mantıksız olduğunu bilirsiniz ancak içsel olarak hissettiğiniz şeye engel olamazsınız. İşte, böyle durumlarda, tepkiniz ver duygularınız geçmişte benzer hissettiğiniz başka bir yaşantıdan etkileniyor ve bu olaya aktarılıyor olabilir.

Geçmiş Yaşantılarımız Bugünkü Duygularımızı Nasıl Etkiler?

Çocukluk döneminde yaşadıklarımız kendimiz, diğer insanlar ve dünya hakkında bazı inançlara yol açar.  Sık eleştirilen bir çocuk zamanla “Yeterince iyi değilim” diye düşünmeye başlayabilir. Duyguları önemsenmeyen biri “Hissettiklerim önemli değil” sonucuna varabilir. Hata yaptığında utandırılan bir çocuk hata yapmaktan korkabilir. Ne zaman ne olacağını kestiremediği bir ortamda büyüyen biri ise güvende kalabilmek için her şeyi kontrol etmeye ihtiyaç duyabilir. Bunlar çocukken içinde bulunduğumuz koşulları anlamlandırmak ya da baş etmek için gerekli olmuş olabilir. Ancak çocuklukta oluşan bazı düşünceler, duygular ve davranış biçimleri koşullar değişmesine rağmen yetişkinlikte de devam edebilir. Bu nedenle yalnızca “Şimdi ne oluyor?” sorusuna değil, “Bu duygu bana nereden tanıdık geliyor?” sorusuna da bakılabilir.

Neden Bazı Anıları Unuturken Bazılarını Hala Hatırlarız?

Altı gün önce ne yediğinizi hatırlamayabilirsiniz. Ama ilkokulda herkesin içinde alay edildiğiniz bir anı yıllar sonra bile hatırlıyor olabilirsiniz. Çünkü belleğimiz bütün yaşantıları aynı şekilde hatırlamaz. Özellikle duygusal açıdan önemli olayların bazı ayrıntıları, bunlarla ilişkili duygular ve bedensel duyumlar uzun yıllar geçmesine rağmen tüm ayrıntılarıyla hatırlanabilir. Bununla birlikte bir anıyı ayrıntılı hatırlamak onun mutlaka travmatik olduğu, hatırlamamak ise bizi etkilemediği anlamına gelmez.

Bazen geçmişte yaşadığımız bir durumla bugünkü bir olay arasında benzerlik olduğunda eski duygular yeniden ortaya çıkabilir. Örneğin çocukluğunda yoğun biçimde eleştirilmiş biri, yetişkin olduğunda yöneticisinden gelen küçük bir eleştiri karşısında beklediğinden çok daha fazla kaygılanabilir.

Kendimize böyle durumlarda şu soruyu sorabiliriz:

Bugün yaşanan şey, neden benim için bu kadar önemli?

“Mantıken Biliyorum Ama Böyle Hissediyorum” Bence geçmişle bugün arasındaki ilişkiyi en iyi anlatan cümlelerden biri budur.

Kişi değerli olduğunu düşünebilir ama reddedildiğinde kendisini bir anda değersiz hissedebilir. Başarılı olduğunu bilir ama küçük bir hata yaptığında “Ben başarısızım” düşüncesine kapılabilir. Partnerinin birkaç saat cevap vermemesinin terk edilmek anlamına gelmediğini bilir ama yine de yoğun bir terk edilme korkusu yaşayabilir.

Burada kişinin düşüncesiyle duygusu arasında bir mesafe vardır.

Çocukluğa Bakmak Ne Anlama Gelir?

Bugün yaşanan güçlüğü anlamlandırırken geçmiş deneyimlerin bununla bir bağlantısı olup olmadığını görebilmektir. Örneğin kişi bugün neden sınır koyamadığını anlamaya çalışıyorsa yalnızca “Nasıl hayır diyebilirim?” sorusuna bakmak yeterli olmayabilir. Hayır dediğinde ne hissettiği, ne olacağından korktuğu ve bu korkunun kendisi için ne ifade ettiği de önemlidir. Belki hayır demek onun için yalnızca bir sınır koymak değildir. Karşısındaki insanı üzmek, reddedilmek, sevilmemek ya da “kötü biri” olmak anlamına geliyor olabilir. Bugünkü davranışlarımızın geçmişte çok anlaşılır bir nedeni olduğunu fark etmek, kendimize başka bir yerden bakmamıza yardımcı olabilir. Ve başka ihtimallerin varlığını daha net görmemizi sağlar.

Geçmişi Anlamak Bugünü Anlamamıza Yardımcı Olabilir mi?

İnsanlar genellikle çocukluklarında yaşadıkları bir utanç anısını konuşmak için psikolojik destek aramazlar. Daha çok bugün yaşadıkları bir şey nedeniyle gelirler: tekrar eden bir ilişki sorunu, yoğun kaygı, terk edilme korkusu, değersizlik hissi, öfke, sınır koymakta zorlanma ya da kendilerini tekrar tekrar aynı yerde bulmaları gibi. Ancak bugünkü güçlüğe biraz daha yakından baktığımızda bazen daha eski bir hikayenin izleriyle karşılaşabiliriz.

Yetersizim, yeterince iyi değilim, aptalım, değersizim, başarısızım, başaramam, utanç vericiyim, kusurluyum, yalnızım ve hep yalnız kalacağım, terk edileceğim, güvende değilim, kontrol bende değil, güçsüzüm, bende bir sorun var, çaresizim, zayıfım, acizim, suçluyum, kötü biriyim…  Kendimizle ilgili taşıdığımız bu tür olumsuz düşünce ve inançların nerede ve nasıl oluştuğunu anlamlandırmak önemlidir.

Kişinin geçmiş deneyimleriyle bugün kendisi hakkında neye inandığı arasındaki bağlantılara bakmak ve bunlar üzerinde çalışmak, geçmişle şimdinin birbirinden ayrılmasına ve geçmişte oluşmuş olumsuz inançların zamanla gücünü kaybetmesine ve böylece kişinin kendisine artık geçmişin gözünden değil, bugünkü haliyle daha güçlü, yeterli ve değerli bir yerden görebilmesine alan açar.

 

 

***Bu içerik geçmiş yaşantılar hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir. Tanı veya tıbbi tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

 

 

Yazının devamı niteliğinde olan Geçmişin Şimdiye Etkisi başlıklı yazıyı okumak için başlığı tıklayınız. 

Olumsuz Çocukluk Yaşantılarının Yetişkinlikteki Etkileri Neler Olabilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Olumsuz Çocukluk Yaşantılarının Yetişkinlikteki Etkileri Neler Olabilir?

Çocukken yaşanılan ve bir çocuk için zorlayıcı olarak adlandırabileceğimiz deneyimler, yıllar sonra bile hatırlanabilir ya da yetişkinlikte bazı duygu, düşünce ve davranışlarla ilişkili olabilir. Bu travmatik olarak adlandırabileceğimiz yaşantı; fiziksel ya da cinsel bir istismar olabileceği gibi utandırılma, ad takma gibi duygusal bir istismar, fiziksel ya da duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı bir ihmal de olabilir.

Duygusal istismar ve ihmal bireyin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişki üzerinde uzun süreli etkiler bırakabilir. Bazı kişilerde bu tür yaşantılar, yetişkinlikte yaşanan kaygı, endişe ya da terk edilme korkusu gibi güçlüklerle ilişkili olabilir.

Geçmişte yaşananlarla bugün yaşadığımız sorunlar arasında her zaman doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değildir. Ancak çocukluk yaşantılarımızın kendimizle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili geliştirdiğimiz bazı düşünce ve inançlarla ilişkili olabileceğini biliyoruz. Bu nedenle bugün tekrar tekrar yaşadığımız bazı duyguların ve davranışların geçmişimizle nasıl bir bağlantısı olduğunu anlamaya çalışmak önemli olabilir.

Bununla birlikte, aşağıdaki durumlar tek başına geçmişte olumsuz ya da travmatik bir yaşantı bulunduğunu göstermez. Aşağıda listelenen durumların çoğu aynı zamanda başka durumlarla da ilişkili olabilir. Örneğin, çocukken zorlayıcı bir deneyim yaşamadan da bugüne dair endişe yaşayabilirsiniz. Yine de bazı kişilerde bazı duygu ve davranışların geçmiş yaşantılarla olası bağlantıları üzerinde durmak anlamlı olabilir. Gelin, geçmiş yaşantılarla ilişkili olabilecek bazı duygu, düşünce ve davranış örüntülerine daha yakından bakalım.

EMDR Hakkında Merak Edilenler

6 yıl önce · · 2 yorum

EMDR Hakkında Merak Edilenler

EMDR Hakkında Temel Sorular

EMDR nedir?

EMDR; Eye Movement Desensitization Reprocessing kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelir. EMDR, zorlayıcı yaşam deneyimlerine ilişkin anıların yeniden işlenmesini ve bu anılara ilişkin duygu, düşünce ve bedensel tepkilerin daha işlevsel bellek ağlarıyla bütünleşmesini destekleyen; çift yönlü göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyarım kullanılarak yürütülen yapılandırılmış bir yöntemdir.

EMDR’de yeniden işleme ne demektir?

Yeniden işleme, yaşanan olayın unutulması ya da değiştirilmesi anlamına gelmez. Anının zihinde yeniden ele alınması; geçmişte yaşanan deneyime ilişkin yeni bağlantıların, anlamların ve bakış açılarının ortaya çıkabilmesi sürecidir. Geçmişte oluşmuş bazı inançlar bugünkü bilgi, deneyim ve yetişkin bakış açısıyla yeniden ele alınır.

EMDR anıları siler mi?

Hayır. EMDR bir anının hafızadan silinmesi değildir. Kişi yaşadığı olayı hatırlamaya devam eder. Değişebilen şey, anının bugün taşıdığı anlam ve hatırlandığında ortaya çıkan duygu, düşünce ve bedensel tepkilerin yoğunluğudur.

Bir anının işlenmesi, yaşananları önemsiz hale getirir mi?

Hayır. Yeniden işleme, yaşananların önemini ya da gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Amaç geçmişi değiştirmek değil, geçmişte yaşanan bir deneyimin bugün üzerindeki etkisinin ve ona verilen anlamın farklılaşabilmesine alan açmaktır.

EMDR hipnoz mudur?

Hayır. EMDR hipnoz değildir. Uygulama sırasında kişi uyanıktır, çevresinin farkındadır ve sürecin kontrolünü kaybetmez. İstediği zaman uygulamaya ara verebilir. İstediğinde konuşabilir, uygulamayı durdurabilir veya ara verilmesini isteyebilir.

EMDR sırasında kontrol kaybedilir mi?

Hayır. Kişi uygulama boyunca bulunduğu ortamın ve yaşananların farkındadır. Dilediğinde durabilir, konuşabilir veya sürece ara verilmesini isteyebilir.

EMDR Beyni Nasıl Etkiler?

EMDR’nin nasıl etki gösterdiğini açıklamaya yönelik farklı bilimsel modeller bulunmaktadır ve yöntemin etki mekanizması üzerine araştırmalar devam etmektedir. Travmatik ve yoğun stres içeren yaşantıların beyinle ilişkisini inceleyen araştırmalarda amigdala, hipokampus ve prefrontal korteks gibi bellek, tehdit algısı ve duygu düzenlemeyle ilişkili bölgeler üzerinde durulmaktadır. EMDR üzerine yapılan bazı nörogörüntüleme çalışmalarında da travma ve bellek süreçleriyle ilişkili çeşitli beyin bölgelerinin aktivasyonlarında değişiklikler bildirilmiştir. Bununla birlikte bu bulgular, EMDR’nin etkisinin yalnızca belirli bir beyin bölgesindeki değişimle açıklanabileceği anlamına gelmez. EMDR’nin etki mekanizmasını açıklamak için nörobiyolojik modellerin yanı sıra çalışma belleği gibi bilişsel açıklamalar da araştırılmaktadır.

EMDR Uygulaması ve Anılarla Çalışma
EMDR’nin sekiz aşaması nedir?

EMDR’nin standart protokolünde genel olarak şu aşamalar bulunur:

  • Öykünün alınması ve planlama
  • Hazırlık
  • Değerlendirme
  • Duyarsızlaştırma
  • Olumlu bilişin yerleştirilmesi
  • Beden taraması
  • Kapanış
  • Yeniden değerlendirme
Bir EMDR seansında ne olur?

EMDR çalışmalarında kişi üzerinde çalışılan anıya ya da yaşantıya odaklanırken çift yönlü uyarımdan yararlanılır. Çift yönlü uyarım; görsel, işitsel ya da dokunsal uyarımla gerçekleştirilebilir. Çalışılan yaşantıya eşlik eden görüntüler, duygular, bedensel duyumlar ve kişinin kendisiyle ilgili inançları üzerinde durulabilir. Çalışmanın nasıl ilerleyeceği kişinin ihtiyaçlarına ve ele alınan konuya göre farklılık gösterbilir.

İlk EMDR seansından neler beklenebilir?

EMDR uygulaması genellikle ilk seansta uygulanmaz. EMDR ilk seansında, danışanın ayrıntılı öyküsü alınır ve bir çalışma planı oluşturulur. Bu plan getirilen konu, süreçten beklentiler ve danışanın ihtiyacı dikkate alınarak oluşturulur. Ayrıca EMDR yönteminin nasıl uygulandığı, çift yönlü uyarımın ne olduğu ve sürecin genel çerçevesi hakkında bilgi verilebilir; kişinin merak ettiği sorular konuşulabilir.

EMDR’de beden neden önemlidir?

Bir anıyı hatırladığımızda yalnızca görüntüler ve düşünceler ortaya çıkmaz. Boğazda düğümlenme, karında gerginlik, bedende ağırlık ya da farklı duyumlar da deneyime eşlik edebilir. Bu nedenle EMDR’de anıyla ilişkili görüntü ve düşüncelerin yanı sıra duygular ve bedensel duyumlar da dikkate alınır.

EMDR sırasında yoğun duygular ortaya çıkabilir mi?

Zorlayıcı bir yaşantı üzerinde durulduğunda o deneyimle ilişkili bazı duyguların, düşüncelerin veya bedensel duyumların ortaya çıkması mümkündür. Bunun yoğunluğu kişiden kişiye ve üzerinde durulan yaşantıya göre değişebilir. EMDR protokolünde bu nedenle hazırlık ve kapanış aşamaları da bulunur. Uygulama yalnızca bir anıyı harekete geçirmekten değil, süreci yapılandırılmış biçimde takip etmekten oluşur.

EMDR’den ne bekleyebilirim?

EMDR yapılandırılmış bir yöntemdir. Ancak, çalışmanın nasıl ilerleyeceği, ne kadar süreceği ve süreç sırasında neler yaşanabileceği kişinin yaşam öyküsüne, ihtiyaçlarına ve ele alınan konuya göre değişebilir.

EMDR sonrası yorgunluk olur mu?

Bazı kişiler EMDR çalışmasının ardından yorgunluk, duygusal yoğunluk veya üzerinde çalışılan yaşantıyla ilgili düşünce ve çağrışımlarda bir süre devam eden hareketlilik fark edebilir. Bazı kişilerde ise bunların hiçbiri olmayabilir.

Bir anının tamamını hatırlamıyorsak EMDR uygulanabilir mi?

Bir yaşantının bütün ayrıntılarının hatırlanması gerekli değildir. Kişide o yaşantıya ait bir an, duygu, düşünce ya da bedensel his çalışmak için yeterlidir. Önemli olan olayın ne kadar hatırlandığı değil; hatırlanan parçanın bugün kişi için ne ifade ettiğidir.

EMDR sırasında geçmişte yaşanan her şeyi anlatmak gerekir mi?

Hayır. EMDR’de kişinin yaşadığı olayın bütün ayrıntılarını uzun uzun anlatması gerekli değildir. Kişi ne kadar paylaşmak istiyorsa o kadar anlatır.

EMDR sırasında neden başka anılar akla gelebilir?

Anılar zihinde birbirinden tamamen bağımsız parçalar halinde bulunmaz. Benzer duygular, düşünceler veya anlamlar taşıyan farklı deneyimler birbiriyle bağlantılı olabilir. Bu nedenle bir anı üzerinde dururken başka bir görüntünün, kişinin, olayın veya yaşam döneminin akla gelmesi mümkündür. Bazen ilk bakışta birbirinden çok farklı görünen iki deneyimin ortak bir duygu ya da anlam etrafında birleştiği fark edilebilir.

Her kötü anı üzerinde çalışılması gerekir mi?

Hayır. Hepimizin yaşamında üzüldüğümüz, zorlandığımız ya da unutmayı tercih edebileceğimiz pek çok deneyim bulunabilir. EMDR açısından önemli olan yalnızca bir olayın kötü olması değil, o deneyimin bugünle nasıl bir bağlantısının olduğu ve kişinin şimdiki yaşamını ne kadar etkilediğidir. Bu nedenle üzerinde durulacak yaşantılar kişinin öyküsü ve mevcut ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir.

EMDR’de yalnızca travmatik anılar mı ele alınır?

EMDR’de yalnızca büyük veya olağanüstü olaylar değil, kişinin yaşamında iz bırakmış ve bugün hâlâ etkisini sürdüren zorlayıcı deneyimler de ele alınabilir. Dışarıdan küçük görünen bir yaşantının birey için anlamı farklı olabilir. Bazen bugün yaşanan küçük bir olay, geçmişten tanıdık bir duyguyu yeniden harekete geçirebilir.

EMDR sadece geçmiş anılarla mı çalışır?

Hayır. EMDR geçmiş yaşantıların yanı sıra bugün kişiyi zorlayan durumlar ve gelecekte karşılaşılabilecek durumlara ilişkin beklenti, kaygılar ya da tepkiler üzerinde de çalışmayı içeren bir yapıya sahiptir. Bu nedenle EMDR protokolü genel olarak geçmiş, şimdi ve gelecek olmak üzere üç yönlü ele alınır.

EMDR hakkında bilimsel araştırmalar ne söylüyor? Hangi konularda kullanılıyor?

EMDR üzerine yapılan bilimsel çalışmaların önemli bir bölümü travma sonrası stres bozukluğu ve travmatik yaşantılar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bunun yanında EMDR’nin farklı psikolojik sorun ve zorlanmalardaki kullanımına ilişkin araştırmalar da bulunmaktadır. Psikolojik danışmanlık çalışmalarında kişinin ihtiyaçlarına göre; zorlayıcı ve örseleyici yaşam deneyimleri, kayıp ve yas, ayrılık, reddedilme ve terk edilme yaşantıları, kaygıyla bağlantılı zorlanmalar, korkular, değersizlik ve yetersizlik hisleri, güvenin kırıldığı deneyimler ve tekrar eden ilişki örüntüleri ele alınırken EMDR yönteminden yararlanılabilir.

EMDR’nin benim için uygun olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

Buna yalnızca internette okunan bir belirti listesine bakarak karar vermek doğru olmayabilir. Kişinin ihtiyaçları, yaşam öyküsü, üzerinde çalışmak istediği konu ve mevcut koşulları birlikte değerlendirilerek EMDR yönteminden yararlanılıp yararlanılmayacağına bakılabilir. Bazı kişilerde EMDR çalışmasına geçmeden önce hazırlık sürecine daha fazla zaman ayrılması gerekebilir. Her kişinin süreci aynı şekilde ilerlemek zorunda değildir.

Online EMDR Hakkında Merak Edilenler

EMDR online uygulanabilir mi?

EMDR yönteminden uygun koşullarda online psikolojik danışmanlık görüşmeleri sırasında yararlanılabilir. Online çalışmanın kişi ve ele alınan konu açısından uygun olup olmadığı bireysel olarak değerlendirilmelidir. Görüşmenin özel, kişinin rahatça konuşabileceği ve mümkün olduğunca kesintiye uğramayacağı bir ortamda gerçekleştirilmesi önemlidir.

EMDR uygulaması görüntülü görüşme şeklinde uygulanabilir. Online uygulamada görüşmenin yapısı korunurken çift yönlü uyarımın biçimi yüz yüze görüşmelerde olduğu gibi kişiye ve koşullara göre değişebilir. Örneğin göz hareketleri için iki bakış noktası oluşturularak, dokunsal uyarım için ise kişinin kendisine dönüşümlü dokunuşlar uygulaması yoluyla gerçekleştirilebilir. Online uygulamanın uygunluğu kişinin koşulları ve ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir.

 

Bu içerik EMDR yöntemi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme ve tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

 

Referanslar

Shapiro, F. (2016). EMDR Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme. Okuyan Us Yayınları.

Kaygı Neden Sürekli En Kötü Senaryoyu Düşündürür?

6 yıl önce · · 0 yorum

Kaygı Neden Sürekli En Kötü Senaryoyu Düşündürür?

Kaygının da diğer duygular gibi bir işlevi vardır. Gerçek bir tehlikeyle karşılaştığımızda bizi uyarır, harekete geçmemizi ve gerekli önlemleri almamızı sağlar. Bu anlamda kaygı hayatımız için gerekli bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehlike olmadığı halde zihnimiz sürekli olabilecek kötü şeyleri düşünüyorsa ne olur?

Telefonla aradığımız çocuğumuz telefonu açmadığında, toplantıda yöneticimiz bizimle konuşmak istediğini söylediğinde ya da bedenimizde daha önce fark etmediğimiz bir şey hissettiğimizde zihnimiz bir anda en kötü ihtimallere gidebilir. Aslında henüz hiçbir şey olmamıştır ama zihnimiz çoktan olabileceklerin peşinden gitmeye başlamıştır. Kaygıyı zorlaştıran şeylerden biri de budur.

Kayıp ve Yas Süreci ve EMDR II

6 yıl önce · · 0 yorum

Kayıp ve Yas Süreci ve EMDR II

Ölen Kişiyle Bağları Sürdürmek

Sevdiği kişiyi kaybeden insanlar, ölen sevdikleriyle aralarındaki bağı sürdürürler. Araştırmalar; ölen kişiyle var olan ilişkinin içselleştirilmesinin, yas tutan kişinin, ölüm kaynaklı kalıcı ayrılığı tolere etmesine izin verdiğini ortaya koymaktadır. Tıpkı, küçük bir çocuğun bağlanma figürüyle (temel bakım veren kişi, çoğunlukla anne) kurduğu güvenli ilişkiyi içselleştirerek bu kişiden ayrı kalabilmeyi tolere edebilmesi gibi. Kayıp sonrasında uygulanan EMDR işte tam da bu içselleştirmeyi yapmaktadır.

Kayıp ve Yas Süreci

6 yıl önce · · 0 yorum

Kayıp ve Yas Süreci

Kayıp ve Yas Süreci

Bir sevdiğimizi ya da yakınımızı kaybettiğimizde, kaybın ardından yoğun keder hissederiz ve yas süreci başlar. Yas tutan kişinin kayıpla ve kaybın sebep olduğu yoksunlukla ilişkili üzüntü, depresyon ve suçluluk gibi duyguları olur. Kaybın gerçek olmamasına yönelik arzular oluşur. Zihin sürekli ölen kişiyle meşguldür.

Yas nedir?

Yas tutma; bir kayıp yaşandıktan sonra kişinin yeniden hayattaki yönünü belirlemesini destekleyen, kayba alışmak ya da uyum sağlamakla ilgili bir adaptasyon çabasıdır. Sadece sevilen kişinin değil sevilen kişiyle ilişkili her şeyin kaybına uyum sağlama çabasıdır.

Kayıp sonrasında; bağlanma stili dönüşüm geçirir. Hayattayken sevme halinden, yokluktaki sevme haline dönüşme durumu oluşur. Sevilen kişinin içsel temsiline uyum sağlama durumu, EMDR Terapisi ile Yası çalışmanın merkezini oluşturmaktadır.

Brainspotting nedir? Nasıl uygulanır?

6 yıl önce · · 0 yorum

Brainspotting nedir? Nasıl uygulanır?

Brainspotting Hakkında

Hayatta ve dengede kalabilmemiz için beynimiz, her gün 24 saat boyunca bedenimizdeki her bir hücreyi, organı ve sistemi gözlemleyerek düzenler. Bunu mümkün hale getiren, beynimizdeki milyarlarca sinir hücresi ve bu sinir hücreleri arasındaki sonsuz bağlantıdır. Brainspottingin, dengesi bozulmuş (ilkel hayatta kalma modlarında donup kalmış olan) alanları (sistemleri) saptayıp işlemlemek ve serbest bırakmak amacıyla beyin-beden bağlantısına erişerek yeniden düzenleme yaptığı öne sürülmektedir.

EMDR’nin Acı Anılar Üzerindeki Etkisi Nedir?

6 yıl önce · · 0 yorum

EMDR’nin Acı Anılar Üzerindeki Etkisi Nedir?

EMDR; Eye Movement Desensitization and Reprocessing kelimelerinin baş harflerinin kısaltmasıdır. Türkçede Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelir.

EMDR; özellikle travmatik ve örseleyici yaşam deneyimleriyle çalışmada kullanılan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır. Uygulama sırasında göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyaranlar gibi çift yönlü uyarımlardan yararlanılır.

EMDR’nin nasıl etki gösterdiğini açıklamaya yönelik farklı bilimsel modeller bulunmaktadır. Etki mekanizmasıyla ilgili araştırmalar günümüzde de devam etmektedir.

EMDR’nin amacı geçmişi silmek değil, geçmişte kalan bir yaşantının bugün üzerindeki etkisini çalışmaktır.

EMDR’nin belki de en çok yanlış anlaşılan taraflarından biri budur.

EMDR anı silme yöntemi değildir.

Geçmişte yaşadığımız bir olay hayat hikayemizin bir parçasıdır. Ama bir olayın hatırlanıyor olmasıyla, o olayı her hatırladığımızda aynı yoğun duyguyu yeniden yaşamak aynı şey değildir. Travmatik veya örseleyici yaşantılarla çalışırken amaç kişinin geçmişini unutması değildir. Üzerinde çalışılan yaşantıyla ilişkili düşünceler, duygular ve bedensel tepkiler ele alınır. Bazen kişinin geçmişiyle ilgili perspektifinde değişiklikler olabilir. Daha önce fark etmediği bağlantıları fark edebilir, olayın kendisi veya kendisiyle ilgili farklı bir bakış açısı geliştirebilir. Olayla ilgili duygu yükü azalabilir ve olayın anlamı değişebilir.

error: İçerik Korunuyor!