Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Yalnız Kalamama Sorunu Nedir?

8 ay önce · · 0 yorum

Yalnız Kalamama Sorunu Nedir?

Nedenleri, Belirtileri ve Psikolojik Etkileri

Bazı kişiler için yalnız kalmak bir dinlenme alanıdır. Zihnin yavaşladığı, bedenin rahatladığı, kendiyle temas edebildiği bir alan… Ama bazıları için tam tersidir. Sessizlik büyüdükçe içte bir huzursuzluk, bir boşluk, yerinde duramama hatta bir panik duygusu ortaya çıkar. Telefonu eline alma, birini arama, sosyal medyada kaybolma ya da hemen birinin yanına gitme ihtiyacı belirir. Çünkü yalnız kalmak, dışarıdan göründüğü kadar basit bir “tek başına olma” hali değildir; çoğu zaman derin bir içsel temas anlamına gelir.

Yalnız kalamamak, aslında insanın kendisiyle baş başa kalamamasıyla ilgilidir.

Bağımlılık, Travma ve Bağlanma: Görünmeyen Bağlantılar

8 ay önce · · 0 yorum

Bağımlılık, Travma ve Bağlanma: Görünmeyen Bağlantılar

Bağımlılığı yalnızca kişinin vazgeçemediği bir davranış üzerinden anlamaya çalışmak, bazen büyük resmi görmemizi zorlaştırabilir. Birçok kişinin bağımlılıkla ilişkisini anlatırken kullandığı bir cümle vardır:

“İstemiyorum ama onsuz da duramıyorum.”

Bu cümle, bağımlılığın sadece keyif arayışı değil, aynı zamanda bir regülasyon ihtiyacı olduğu anlamına gelebilir.

Bir şeyi istemediğimiz halde tekrar tekrar yapıyorsak, o davranışın bizim için nasıl bir işlev gördüğüne bakmak anlamlı olabilir. Bazen bir davranış kısa süreliğine rahatlatabilir, zihni başka bir yere yöneltebilir, yalnızlık ya da boşluk hissinden uzaklaştırabilir ya da zorlayıcı bir duygunun yoğunluğunu azaltmanın yollarından biri olabilir. Elbetteki bu, bağımlılığın yalnızca duygularla baş etmek için ortaya çıktığı anlamına gelmez. Bağımlılık biyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel birçok etkenle ilişkili karmaşık bir durumdur. Ancak bazı kişilerde bağımlılık davranışının zaman içerisinde duygularla baş etmeye çalışmanın yollarından biri haline gelmesi mümkündür.

İzmir Psikolog: Zor Duygularla Nasıl Baş Edilebilir?

1 yıl önce · · 0 yorum

İzmir Psikolog: Zor Duygularla Nasıl Baş Edilebilir?

Bazen ne hissettiğimizi biliriz ama neden böyle hissettiğimizi anlamakta zorlanırız.

“Neden bu kadar kaygılıyım?”

“Neden bunu bu kadar kafama takıyorum?”

“Neden birinin söylediği küçücük bir şey beni bu kadar etkiliyor?”

“Neden yine aynı şeyi yaptım?”

Bazen de bizi asıl yoran duygunun kendisi değil, bir an önce ondan kurtulmaya çalışmaktır. Kaygılanmamak, üzülmemek, öfkelenmemek, düşünmemek, takmamak isteriz. Kendimize “Böyle hissetmemeliyim.” deriz. Ama duygularımız oradadır ve çoğu zaman orada olmalarının bir nedeni vardır.

Belki de zor duygularla baş etmenin ilk adımı onları hemen susturmaya çalışmak değil, biraz durup bize ne anlatmaya çalıştıklarını  anlamak olabilir.

Kaygının Geçmişle Bir Bağlantısı Olabilir mi? EMDR ve Kaygı

1 yıl önce · · 0 yorum

Kaygının Geçmişle Bir Bağlantısı Olabilir mi? EMDR ve Kaygı

Kaygı çoğunlukla gelecekle ilgilidir. Henüz gerçekleşmemiş bir şey hakkında endişeleniriz. Ya kötü bir şey olursa? Ya baş edemezsem? Ya kontrolümü kaybedersem? Ya istediğim gibi olmazsa? gibi cümleler kaygılanınca sık aklımızdan geçenlerdir. Fakat bazen gelecekle ilgili görünen bu korkuların geçmiş yaşantılarımızla da bağlantıları olabilir.

Bugün yaşadığımız bir durum geçmişte yaşadığımız başka bir deneyime benzeyebilir. Benzerliğin birebir olması da gerekmez. Bazen olaylar tamamen farklıdır ama bizde uyandırdıkları duygu aynıdır. Örneğin çocukken hata yaptığında çok eleştirilen bir kişi, yetişkin olduğunda iş yerinde yapacağı küçük bir hata karşısında beklenenden çok daha yoğun bir kaygı yaşayabilir. Aslında bugün karşısındaki kişi babası, annesi ya da öğretmeni değildir. Hata yapmanın sonucu da çocukken olduğu gibi olmayacaktır. Kişi bunu bilir. Buna rağmen hata yapma ihtimali onda güçlü bir korku yaratabilir. İşte şu cümleyi genellikle bu durumlarda söyleriz:

“Biliyorum ama yine de böyle hissediyorum.”

EMDR ile Anıların Yeniden İşlenmesi Ne Anlama Gelir?

2 yıl önce · · 0 yorum

EMDR ile Anıların Yeniden İşlenmesi Ne Anlama Gelir?

Zorlayıcı ve örseleyici yaşam deneyimleri, üzerinden uzun zaman geçmiş olsa bile kişinin bugün yaşadığı bazı duygular, düşünceler ve tepkilerle bağlantılı olabilir. Geçmişte yaşadığımız bir yaşantıyı hatırlatan bir durumla karşılaştığımızda benzer duyguları yeniden hissedebiliriz.

İnsanlar arasında zaman zaman “duyarsızlaştırma” olarak da adlandırılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), zorlayıcı yaşam deneyimleri ve bunlarla bağlantılı duygu, düşünce, beden duyumları ve inançlar üzerinde çalışırken yararlanılan yapılandırılmış yöntemlerden biridir.

Bu yazıda EMDR yönteminde geçmiş yaşantıların nasıl ele alındığına, travmatik deneyimlerin beyinle ilişkisine ve EMDR’nin etki mekanizmasına ilişkin bilimsel açıklamalara daha yakından bakacağız.

İzmir Online Psikolog: İzmir Online Psikolojik Danışmanlık

2 yıl önce · · 0 yorum

İzmir Online Psikolog: İzmir Online Psikolojik Danışmanlık

Online psikolojik danışmanlık yüz yüze görüşmelere alternatif olarak görüşmelerin bulunduğunuz yerden sürdürülebilmesine olanak sağlayan bir görüşme biçimidir. Özellikle ulaşım, zaman, farklı bir şehirde yaşama ya da seyahat gibi nedenlerle yüz yüze görüşmelere katılmakta zorlanan kişiler için online görüşme bir seçenek olabilir.

Online ya da yüz yüze görüşmenin uygunluğu ise kişinin ihtiyaçlarına, içinde bulunduğu koşullara ve görüşmenin amacına göre değerlendirilmelidir.

Peki online psikolog görüşmeleri nasıl yapılır? Yüz yüze görüşmelerden farklı mıdır? Online görüşme için nasıl bir ortam gerekir ve psikolog seçerken nelere dikkat edilebilir? Bu yazıda online danışmanlıkla ilgili merak edilen temel konulara birlikte bakalım.

Duygusal Yeme Psikodrama Grubu

3 yıl önce · · 0 yorum

Duygusal Yeme Psikodrama Grubu

Yemek yeme dünya ile kurduğumuz en temel ilişki. Yemekle nasıl bir ilişkim var? Yeme davranışımızı belirleyen içsel dinamiklerimiz neler? Duygusal Yeme; duyguları bastırma, duygularla baş edebilmek için yemek yeme ve besinler yoluyla kendini sakinleştirme hali. Peki, hangi duygu/lar fazla geliyor ve yatışma ihtiyacı duyuyorum? Hangi duyguma katlanamıyorum? Yiyerek aslında ne yapmaya çalışıyorum?

Duygusal yeme davranışımın işlevi ne? Ne zamanlar tetikleniyorum? Yeme davranışım kendimle ilgili neler söylüyor olabilir? Bedenime zarar verdiğimi bilmeme ve hiç istemiyor olmama rağmen neden yemeye devam ediyorum? Beslenme tarzımı neden değiştiremiyorum? Nasıl değiştirebilirim?

Pandemi Sürecinde Ruh Sağlığı

6 yıl önce · · 0 yorum

Pandemi Sürecinde Ruh Sağlığı

Pandemi halen sürüyor ve belirsizlik devam ediyor. Yaşam durdu ya da başka türlü akıyor diyebiliriz. Pandeminin uzaması, çaresizlik ve umutsuzluk duygularını da arttırıyor maalesef. 

Pandemi devam ederken; siz, ruh sağlığınızı korumak için neler yapıyorsunuz?

21 Gün Kuralı ve Yeni bir Alışkanlık Kazanmak

6 yıl önce · · 3 yorum

21 Gün Kuralı ve Yeni bir Alışkanlık Kazanmak

21 gün istenmeyen bir alışkanlığı bırakıp yeni bir alışkanlık kazanmak için yeterli bir süre mi?

Danışanlarımdan ya da çevremdeki kişilerden sıklıkla duyduğum şey, 21 gün sabredebilsem yapacağım. Örneğin, ilk bir kaç gün sigara içmesem bir daha içmem zaten… İlk bir kaç günü atlatsam… Biraz dayansam, katlansam geçecek, alışacağım.

21 gün şekerli bir şeyler yemesem zaten canım istemeyecek… 21 gün dişimi sıksam olacak aslında…

21 gün kuralı nereden geliyor?

21 gün kuralı, bir plastik cerrahın kendi hastaları üzerinde yaptığı gözlemlerine dayanmaktadır. Dr. Maxwell Maltz, 1960 tarihli “Psycho-Cybernetics” adlı kitabında, burun ameliyatı gibi estetik bir müdahale sonrasında hastanın yeni yüzüne alışmasının yaklaşık 21 gün sürdüğünü, kol ve  bacak gibi bir uzvu kesilen bireylerin yeni durumlarına alışma öncesinde, yaklaşık 21 gün hayalet uzuv (hayalet uzuv: olmayan uzvun hissedilen ağrısı) algılayabileceğine dair gözlemini paylaşmış ve kitabının önsözünde “Bu deneyimler ve yaygın olarak gözlemlenen pek çok fenomen, bir zihinsel görüntünün silinip yerine yenisinin gelebilmesi için minimum 21 gün geçmesi gerektiğini gösterir’  şeklinde görüşünü paylaşmış ve bu kitabı dünya genelinde çok satmış. Sonrasında, bir plastik cerrahın aslında insan bedenine ait bu gözlemleri ve “minimum 21 gün geçmesi gerekir” açıklaması kulaktan kulağa öyle bir yayılmış ki “Yeni bir alışkanlık 21 günde oluşur” mitini ortaya çıkarmış. Mit diyorum, çünkü bu bir mit, yanlış bir inanış. Tek bir cerrahın, üstelik sadece, bedenleriyle ilgili operasyon geçiren kişilerin, bedenlerine ortalama alışma süreleri üzerine bir gözlemini içermekte.  Bu gözlemden, “davranış değişimi için 21 gün geçmesi gerekir” gibi bir yorum ortaya çıkmış ve bu varsayım, her davranış için genellenmiş. 21 Gün, büyülü bir sayı olmuş, ilham verecek kadar kısa, inandırıcı olabilecek kadar uzun… Kim, üç hafta içerisinde hayatını değiştirmenin mümkün olduğu fikrinden hoşlanmaz ki?

Deprem Sonrası Psikolojik Etkiler ve Deprem Korkusu

6 yıl önce · · 0 yorum

Deprem Sonrası Psikolojik Etkiler ve Deprem Korkusu

Deprem, yalnızca yaşandığı anla sınırlı kalmayan, sonrasında da bir süre kendimizi güvende hissetmekte zorlanmamıza neden olabilen bir yaşantıdır. Deprem bittikten sonra en küçük bir sarsıntıda bile irkilebilir, gece uyumakta zorlanabilir, tekrar deprem olacakmış gibi hissedebilir ya da bulunduğumuz binanın güvenli olup olmadığını sürekli kontrol etme ihtiyacı duyabiliriz.

Özellikle depremin hemen sonrasında kaygı, korku, uykusuzluk, aşırı irkilme, çarpıntı, nefes alışverişinde değişiklik, dikkati toplamakta zorlanma ve sürekli tetikte olma gibi tepkiler görülebilir. Bunlar yaşanan olağanüstü bir olayın ardından ortaya çıkabilen stres tepkileridir ve birçok kişide genellikle zaman içerisinde azalır.

Ancak herkes depremden aynı şekilde etkilenmez. Depremin şiddeti, kişinin deprem sırasında yaşadıkları, yaralanma, enkaz altında kalma, bir yakınını kaybetme, daha önce yaşanan zorlayıcı deneyimler, kişinin sahip olduğu sosyal destek ve deprem sonrasında güvenli yaşam koşullarına ulaşıp ulaşamaması gibi birçok etken, kişinin depremden psikolojik olarak ne ölçüde etkileneceğinde rol oynar.

error: İçerik Korunuyor!