Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Deprem Sonrası Psikolojik Etkiler ve Deprem Korkusu

6 yıl önce · · 0 yorum

Deprem Sonrası Psikolojik Etkiler ve Deprem Korkusu

Deprem, yalnızca yaşandığı anla sınırlı kalmayan, sonrasında da bir süre kendimizi güvende hissetmekte zorlanmamıza neden olabilen bir yaşantıdır. Deprem bittikten sonra en küçük bir sarsıntıda bile irkilebilir, gece uyumakta zorlanabilir, tekrar deprem olacakmış gibi hissedebilir ya da bulunduğumuz binanın güvenli olup olmadığını sürekli kontrol etme ihtiyacı duyabiliriz.

Özellikle depremin hemen sonrasında kaygı, korku, uykusuzluk, aşırı irkilme, çarpıntı, nefes alışverişinde değişiklik, dikkati toplamakta zorlanma ve sürekli tetikte olma gibi tepkiler görülebilir. Bunlar yaşanan olağanüstü bir olayın ardından ortaya çıkabilen stres tepkileridir ve birçok kişide genellikle zaman içerisinde azalır.

Ancak herkes depremden aynı şekilde etkilenmez. Depremin şiddeti, kişinin deprem sırasında yaşadıkları, yaralanma, enkaz altında kalma, bir yakınını kaybetme, daha önce yaşanan zorlayıcı deneyimler, kişinin sahip olduğu sosyal destek ve deprem sonrasında güvenli yaşam koşullarına ulaşıp ulaşamaması gibi birçok etken, kişinin depremden psikolojik olarak ne ölçüde etkileneceğinde rol oynar.

Travma ve Değişim

6 yıl önce · · 0 yorum

Travma ve Değişim

Travmatik yaşantılar kişiyi hazırlıksız yakalayabilir ve çaresizlik hissi yaratabilir. Deprem, sel gibi doğa olayları, kazalar, şiddet, istismar, kayıplar ve daha pek çoğu, zorlayıcı etkiler bırakabilir. Böyle bir olaydan sonra günler artık eskisi gibi devam etmeye başlar. Her şey bir anda değişmiştir.

Tedirgin, huzursuz, gergin ve endişeli hissedebilirsiniz. Uykuya dalmakta zorlanabilir, en küçük bir seste irkilebilir ya da bedeniniz sürekli tetikteymiş gibi hissedebilirsiniz. Bazen de yaşanan olayın şokuyla birlikte tam tersi olabilir; donakalmış gibi hissedebilir, ağlayamayabilir ya da duygularınızı hissedemeyebilirsiniz. Yaşadıklarınız karşısında çaresizlik hissedebilir, özellikle kayıplar söz konusu olduğunda kendinizi suçlayabilirsiniz.

Olayla ilgili görüntüler tekrar tekrar zihninize gelebilir. Bazen olay yeniden yaşanıyormuş gibi hissedilebilir. Başınıza gelen şey olağan bir durum olmadığı için bir süre normalden farklı hissetmeniz ve davranmanız anlaşılabilir. Travmatik yaşantılar sonrasında bu tür tepkiler görülebilir.

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

6 yıl önce · · 0 yorum

Psikoterapiye Gelme Nedenlerinin Nörobilimi

1. Stres altındayken dilin ve öngörü kapasitesinin baskılanması

Araştırmalar, travmatik durumlar ya da uyarılmanın yüksek olduğu durumlarda beynimizde konuşma bölümünden sorumlu olan broca bölgesinin aktivitesinin ketlendiğini gösteriyor. Peki, bu ne anlama gelir?

Duygularımızı söze dökemediğimiz zaman yaşadığımız olayı anlamlandırmak ve onunla ilgili duygu ve düşünceleri bütünleştirmek zorlaşır. Söze dökülüp olay anlatılamadığında, yaşanan deneyimin anlamlandırması da güçleşir ve yaşanan olay bellekte olduğu haliyle, işlemlemeden, anlamlandıramadan kaydedilebilir. Dil kullanılmadığında, çevredeki kişilerle kurulan olumlu ilişkilerin destekeleyici etkisinden de birey mahrum kalır.

Terapide, duyguların söze dökülmesi, broca bölgesinin ketlenmesini azaltabilir; beynin sağ ve sol yarım kürelerinin birbirleriyle daha uyumlu ve dengeli çalışmasını sağlayabilir.

Psikoterapi ve Beyin

6 yıl önce · · 0 yorum

Psikoterapi ve Beyin

Her birimizin beyni; beslenme, iklim, kültür ve dil aracılığıyla ve tabiki ebeveynlerimiz ya da bize temel bakım verenlerimiz tarafından benzersiz olarak şekillenir. Yaşamımızın ilk yıllarında şekillenen beynimiz yazgımıza dönüşür ve yaşamımızın ilerleyen dönemlerindeki tercihlerimizi, ilişkilerimizi, stres karşısındaki tepkilerimizi ve duygularımızı düzenleme şeklimizi belirler.

Beynimiz her daim hayatta kalmamıza yönelik çalışır.

  • Yaşamın ilk yıllarında bakım aldığımız ebeveynlerimizde psikolojik bir sorun varsa
  • Ebeveynlerimizin sağlıklı olmayan tavırları durumunda,
  • İhtiyaçlarımızın karşılanmadığı durumlarda,
  • Ebeveynlerin yokluğu durumunda,
  • Travmatik olayların olduğu durumlarda
  • Fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar varsa,
  • İhmal varsa;

beynimiz bu durumlarla baş edebilecek şekilde hayatta kalmaya çalışır ve bu durumlara uyum sağlayarak şekillenir. Ancak, bu şekillenmenin, ilerleyen dönemlerde, bozucu etkisi ortaya çıkar.

Sağlıklı olmayan bir aile yapısı içerisinde hayatta kalabilmek için bu yapıya uyum sağlayan çocukların gelişiminde çarpıklıklar meydana gelir. Bu da sorunlara neden olur. Geçmişte sağlıklı olmayan bir duruma uyum sağlamak; şimdiki yaşamda sağlıklı tepkiler verememeye neden olur. Beyin için sürekli maruz kaldığı sağlıksız durum, normal olarak algılanır. Bu nedenle, birey hayata uyum sağlayamaz ya da geçmişte öğrendiği sağlıksız baş etme yöntemlerini kullanır.

Duygusal Yeme

6 yıl önce · · 0 yorum

Duygusal Yeme

Yiyecek olmadan yapabileceğimiz bir şey değil. Ancak, bazı insanlar için yemek, beslenmenin önüne geçerek başka bir işlev görmeye başlar. Henüz evrensel olarak kabul edilmiş bir yeme bağımlılığı tanımı olmasa ve kavram tartışmalı olsa da araştırmalar; bazı gıdaların ve gıda kombinasyonlarının bağımlılık yaratabileceği fikrini giderek daha fazla desteklemektedir. Örneğin, şekerli, yağlı ve tuzlu yiyecek kombinasyonlarının, beynin ödül merkezini etkilediği ve haz aldığımızda salgılanan dopaminin aşırı salınımına neden olduğu bilinmektedir.

Duygusal yeme sorunu olan kişiler, yaşadıkları bu yeme döngüsünü durdurmak isterler ancak buna ya hiç başlayamazlar ya da kendilerini kısa bir süre tutup sonrasında bırakarak eskisinden daha şiddetli bir şekilde yeme atakları yaşarlar. Genellikle, belli dönemlerde diyet yapmaya çalışırlar. Ancak, kötü hissettikleri bir anda tetiklenerek yeme atakları yaşayabilirler. Araştırmalar, üzgün, tükenmiş, stresli, sıkıntılı, öfkeli, depresif, yetersiz, değersiz, suçlu ve yalnız hissedilen anlarda atak yaşama olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir.

Yemek yeme, geçici olarak verdiği rahatlama hissi nedeniyle rahatsız edici duygulardan uzaklaşmak için kullanılır. Yiyerek rahatsız edici duygulardan uzaklaşmaya çalışma; bir çeşit kaçma savunma mekanizmasının kullanımıdır. Etkili bir baş etme yöntemi olmasa da yemek yiyerek rahatsız edici duyguları bir süreliğine bastırmak mümkündür. Ancak yedikten sonra suçluluk ve pişmanlık duyguları içe oturuverir. Kendini kaybedercesine yeme davranışı, genellikle otomatik gelişir; beynin düşünsel kısmı dahil olana kadar iş işten geçmiştir.

Tutsaklıktan Özgürlüğe

6 yıl önce · · 0 yorum

Tutsaklıktan Özgürlüğe

Bazen farkında olarak ancak çoğunlukla farkında bile olmadan kendimize koyduğumuz sınırlar, zincirler var; başarıyla ilgili, ilişkilerle ilgili, aslında tüm yaşamımızla ilgili. Kendimize ne kadar izin verirsek o kadarına erişebiliyoruz. Neye inandığımız, kendimize ve yaşamımıza nasıl baktığımızı da etkiliyor. Sınırlarınızın, alanınızın genişlediğini; zihninizde size engel olan bazı inançların ve duyguların değişmeye başladığını, kendinizi daha özgür hissettiğinizi bir düşünsenize…

Bize, hayallerimize, yaşamımıza engel olan yetersizlik, güçsüzlük, kusurluluk, değersizlik gibi kök inançlar ve duygular vardır. Bu inanç ve duyguların kökleri genellikle erken dönem yaşantılarımızla ilişkilidir. Geçmiş yaşantılarımızla bugün kendimiz hakkında neye inandığımız arasındaki bağlantılara bakmak ve bunlar üzerinde çalışmak, geçmişte oluşmuş bazı olumsuz inançların zamanla gücünü kaybetmesine ve kişinin kendisine bugün daha farklı bir yerden bakabilmesine alan açabilir.

Geçmişin Şimdiye Etkisi

6 yıl önce · · 0 yorum

Geçmişin Şimdiye Etkisi

“Şimdi ya da gelecek yoktur. Yalnızca, tekrar tekrar ve şimdide gerçekleşen bir geçmiş vardır.

Geçmiş durmadan şimdi tekrarlanır.”

 

Geçmişe dönüp çocukluğunuza baktığınızda, bazı anıların, sizi, hala çok rahatsız ettiğini, anıya ait yoğun duygularınızı, olumsuz düşüncelerinizi ve hatta bedeninizde bile bazı rahatsız edici belirtiler olduğunu fark edebilirsiniz.

EMDR perspektifinden bakıldığında, bazı zorlayıcı ve örseleyici yaşantıların geçmişte kalmasına rağmen bugün yaşadığımız duygu, düşünce ve bedensel tepkilerle bağlantılı olabileceği düşünülür. Geçmişte yaşanan bir olayla ilişkili duygular ve kendimizle ilgili geliştirdiğimiz olumsuz düşünceler, bugün benzer bir durumla karşılaştığımızda yeniden tetiklenebilir. Olayın üzerinden yıllar geçmiş olsa bile hatırladığınızda hala rahatsız olduğunuzu fark edebilirsiniz.

EMDR‘nin Adaptif Bilgi İşlem Teorisine göre bu anılar uygun bir şekilde işlenmeden belleğe depolanmıştır ve şimdiki yaşamımızı etkilemeye devam etmektedir.

Terapide Neden Çocukluğa İnilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Terapide Neden Çocukluğa İnilir?

Bugün yaşadığımız bir sorunu anlamaya ya da çözmeye çalışırken neden yıllar önce yaşadıklarımıza bakıyoruz?

Bazen bugün verdiğimiz tepkileri yalnızca bugün yaşananlarla açıklamak zor olabilir ve geçmiş yaşantılarımız şimdiki sorunlarımızın kaynağını oluşturabilir.

Geçmiş deneyimlerimizle oluşan anı ağlarımız belirli bir şekilde düşünmemize ve belirli bir şekilde hissetmemize neden olarak kişilik özelliklerimizi ve tercihlerimizi oluşturur. Şimdiye ait bazı duygu, davranış ve tepkilerimiz, geçmişte yaşadığımız deneyimlerimizden kaynaklanır. Bu dile şöyle yansıyabilir:

  • Mantıken öyle hissetmemem gerektiğini biliyorum ama değersiz hissediyorum
  • Mantıklı düşününce öyle olmadığını biliyorum ama içten içe yetersiz hissediyorum
  • Neden bile bile aynı hataları yapmaya devam ediyorum, anlamıyorum
  • Yanlış yaptığımı biliyorum ama kendimi böyle yapmaktan alıkoyamıyorum
  • Yetersiz olmadığımı biliyorum ama içten içe kendimi yetersiz hissediyorum.”
  • “Bir daha böyle davranmayacağım diyorum ama yine aynı şeyi yapıyorum.”
  • “Neden hep benzer ilişkilerin içinde buluyorum kendimi?”

Bir şeyi mantıken bilmekle onu duygusal olarak hissedebilmek aynı şey değildir.

Bazı durumlarda, düşüncenizin ve hissinizin, olayı düşündüğünüzde mantıksız olduğunu bilirsiniz ancak içsel olarak hissettiğiniz şeye engel olamazsınız. İşte, böyle durumlarda, tepkiniz ver duygularınız geçmişte benzer hissettiğiniz başka bir yaşantıdan etkileniyor ve bu olaya aktarılıyor olabilir.

Geçmiş Yaşantılarımız Bugünkü Duygularımızı Nasıl Etkiler?

Çocukluk döneminde yaşadıklarımız kendimiz, diğer insanlar ve dünya hakkında bazı inançlara yol açar.  Sık eleştirilen bir çocuk zamanla “Yeterince iyi değilim” diye düşünmeye başlayabilir. Duyguları önemsenmeyen biri “Hissettiklerim önemli değil” sonucuna varabilir. Hata yaptığında utandırılan bir çocuk hata yapmaktan korkabilir. Ne zaman ne olacağını kestiremediği bir ortamda büyüyen biri ise güvende kalabilmek için her şeyi kontrol etmeye ihtiyaç duyabilir. Bunlar çocukken içinde bulunduğumuz koşulları anlamlandırmak ya da baş etmek için gerekli olmuş olabilir. Ancak çocuklukta oluşan bazı düşünceler, duygular ve davranış biçimleri koşullar değişmesine rağmen yetişkinlikte de devam edebilir. Bu nedenle yalnızca “Şimdi ne oluyor?” sorusuna değil, “Bu duygu bana nereden tanıdık geliyor?” sorusuna da bakılabilir.

Neden Bazı Anıları Unuturken Bazılarını Hala Hatırlarız?

Altı gün önce ne yediğinizi hatırlamayabilirsiniz. Ama ilkokulda herkesin içinde alay edildiğiniz bir anı yıllar sonra bile hatırlıyor olabilirsiniz. Çünkü belleğimiz bütün yaşantıları aynı şekilde hatırlamaz. Özellikle duygusal açıdan önemli olayların bazı ayrıntıları, bunlarla ilişkili duygular ve bedensel duyumlar uzun yıllar geçmesine rağmen tüm ayrıntılarıyla hatırlanabilir. Bununla birlikte bir anıyı ayrıntılı hatırlamak onun mutlaka travmatik olduğu, hatırlamamak ise bizi etkilemediği anlamına gelmez.

Bazen geçmişte yaşadığımız bir durumla bugünkü bir olay arasında benzerlik olduğunda eski duygular yeniden ortaya çıkabilir. Örneğin çocukluğunda yoğun biçimde eleştirilmiş biri, yetişkin olduğunda yöneticisinden gelen küçük bir eleştiri karşısında beklediğinden çok daha fazla kaygılanabilir.

Kendimize böyle durumlarda şu soruyu sorabiliriz:

Bugün yaşanan şey, neden benim için bu kadar önemli?

“Mantıken Biliyorum Ama Böyle Hissediyorum” Bence geçmişle bugün arasındaki ilişkiyi en iyi anlatan cümlelerden biri budur.

Kişi değerli olduğunu düşünebilir ama reddedildiğinde kendisini bir anda değersiz hissedebilir. Başarılı olduğunu bilir ama küçük bir hata yaptığında “Ben başarısızım” düşüncesine kapılabilir. Partnerinin birkaç saat cevap vermemesinin terk edilmek anlamına gelmediğini bilir ama yine de yoğun bir terk edilme korkusu yaşayabilir.

Burada kişinin düşüncesiyle duygusu arasında bir mesafe vardır.

Çocukluğa Bakmak Ne Anlama Gelir?

Bugün yaşanan güçlüğü anlamlandırırken geçmiş deneyimlerin bununla bir bağlantısı olup olmadığını görebilmektir. Örneğin kişi bugün neden sınır koyamadığını anlamaya çalışıyorsa yalnızca “Nasıl hayır diyebilirim?” sorusuna bakmak yeterli olmayabilir. Hayır dediğinde ne hissettiği, ne olacağından korktuğu ve bu korkunun kendisi için ne ifade ettiği de önemlidir. Belki hayır demek onun için yalnızca bir sınır koymak değildir. Karşısındaki insanı üzmek, reddedilmek, sevilmemek ya da “kötü biri” olmak anlamına geliyor olabilir. Bugünkü davranışlarımızın geçmişte çok anlaşılır bir nedeni olduğunu fark etmek, kendimize başka bir yerden bakmamıza yardımcı olabilir. Ve başka ihtimallerin varlığını daha net görmemizi sağlar.

Geçmişi Anlamak Bugünü Anlamamıza Yardımcı Olabilir mi?

İnsanlar genellikle çocukluklarında yaşadıkları bir utanç anısını konuşmak için psikolojik destek aramazlar. Daha çok bugün yaşadıkları bir şey nedeniyle gelirler: tekrar eden bir ilişki sorunu, yoğun kaygı, terk edilme korkusu, değersizlik hissi, öfke, sınır koymakta zorlanma ya da kendilerini tekrar tekrar aynı yerde bulmaları gibi. Ancak bugünkü güçlüğe biraz daha yakından baktığımızda bazen daha eski bir hikayenin izleriyle karşılaşabiliriz.

Yetersizim, yeterince iyi değilim, aptalım, değersizim, başarısızım, başaramam, utanç vericiyim, kusurluyum, yalnızım ve hep yalnız kalacağım, terk edileceğim, güvende değilim, kontrol bende değil, güçsüzüm, bende bir sorun var, çaresizim, zayıfım, acizim, suçluyum, kötü biriyim…  Kendimizle ilgili taşıdığımız bu tür olumsuz düşünce ve inançların nerede ve nasıl oluştuğunu anlamlandırmak önemlidir.

Kişinin geçmiş deneyimleriyle bugün kendisi hakkında neye inandığı arasındaki bağlantılara bakmak ve bunlar üzerinde çalışmak, geçmişle şimdinin birbirinden ayrılmasına ve geçmişte oluşmuş olumsuz inançların zamanla gücünü kaybetmesine ve böylece kişinin kendisine artık geçmişin gözünden değil, bugünkü haliyle daha güçlü, yeterli ve değerli bir yerden görebilmesine alan açar.

 

 

***Bu içerik geçmiş yaşantılar hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir. Tanı veya tıbbi tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

 

 

Yazının devamı niteliğinde olan Geçmişin Şimdiye Etkisi başlıklı yazıyı okumak için başlığı tıklayınız. 

Olumsuz Çocukluk Yaşantılarının Yetişkinlikteki Etkileri Neler Olabilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Olumsuz Çocukluk Yaşantılarının Yetişkinlikteki Etkileri Neler Olabilir?

Çocukken yaşanılan ve bir çocuk için zorlayıcı olarak adlandırabileceğimiz deneyimler, yıllar sonra bile hatırlanabilir ya da yetişkinlikte bazı duygu, düşünce ve davranışlarla ilişkili olabilir. Bu travmatik olarak adlandırabileceğimiz yaşantı; fiziksel ya da cinsel bir istismar olabileceği gibi utandırılma, ad takma gibi duygusal bir istismar, fiziksel ya da duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı bir ihmal de olabilir.

Duygusal istismar ve ihmal bireyin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişki üzerinde uzun süreli etkiler bırakabilir. Bazı kişilerde bu tür yaşantılar, yetişkinlikte yaşanan kaygı, endişe ya da terk edilme korkusu gibi güçlüklerle ilişkili olabilir.

Geçmişte yaşananlarla bugün yaşadığımız sorunlar arasında her zaman doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değildir. Ancak çocukluk yaşantılarımızın kendimizle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili geliştirdiğimiz bazı düşünce ve inançlarla ilişkili olabileceğini biliyoruz. Bu nedenle bugün tekrar tekrar yaşadığımız bazı duyguların ve davranışların geçmişimizle nasıl bir bağlantısı olduğunu anlamaya çalışmak önemli olabilir.

Bununla birlikte, aşağıdaki durumlar tek başına geçmişte olumsuz ya da travmatik bir yaşantı bulunduğunu göstermez. Aşağıda listelenen durumların çoğu aynı zamanda başka durumlarla da ilişkili olabilir. Örneğin, çocukken zorlayıcı bir deneyim yaşamadan da bugüne dair endişe yaşayabilirsiniz. Yine de bazı kişilerde bazı duygu ve davranışların geçmiş yaşantılarla olası bağlantıları üzerinde durmak anlamlı olabilir. Gelin, geçmiş yaşantılarla ilişkili olabilecek bazı duygu, düşünce ve davranış örüntülerine daha yakından bakalım.

EMDR Hakkında Merak Edilenler

6 yıl önce · · 2 yorum

EMDR Hakkında Merak Edilenler

EMDR Hakkında Temel Sorular

EMDR nedir?

EMDR; Eye Movement Desensitization Reprocessing kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelir. EMDR, zorlayıcı yaşam deneyimlerine ilişkin anıların yeniden işlenmesini ve bu anılara ilişkin duygu, düşünce ve bedensel tepkilerin daha işlevsel bellek ağlarıyla bütünleşmesini destekleyen; çift yönlü göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyarım kullanılarak yürütülen yapılandırılmış bir yöntemdir.

EMDR’de yeniden işleme ne demektir?

Yeniden işleme, yaşanan olayın unutulması ya da değiştirilmesi anlamına gelmez. Anının zihinde yeniden ele alınması; geçmişte yaşanan deneyime ilişkin yeni bağlantıların, anlamların ve bakış açılarının ortaya çıkabilmesi sürecidir. Geçmişte oluşmuş bazı inançlar bugünkü bilgi, deneyim ve yetişkin bakış açısıyla yeniden ele alınır.

EMDR anıları siler mi?

Hayır. EMDR bir anının hafızadan silinmesi değildir. Kişi yaşadığı olayı hatırlamaya devam eder. Değişebilen şey, anının bugün taşıdığı anlam ve hatırlandığında ortaya çıkan duygu, düşünce ve bedensel tepkilerin yoğunluğudur.

Bir anının işlenmesi, yaşananları önemsiz hale getirir mi?

Hayır. Yeniden işleme, yaşananların önemini ya da gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Amaç geçmişi değiştirmek değil, geçmişte yaşanan bir deneyimin bugün üzerindeki etkisinin ve ona verilen anlamın farklılaşabilmesine alan açmaktır.

EMDR hipnoz mudur?

Hayır. EMDR hipnoz değildir. Uygulama sırasında kişi uyanıktır, çevresinin farkındadır ve sürecin kontrolünü kaybetmez. İstediği zaman uygulamaya ara verebilir. İstediğinde konuşabilir, uygulamayı durdurabilir veya ara verilmesini isteyebilir.

EMDR sırasında kontrol kaybedilir mi?

Hayır. Kişi uygulama boyunca bulunduğu ortamın ve yaşananların farkındadır. Dilediğinde durabilir, konuşabilir veya sürece ara verilmesini isteyebilir.

EMDR Beyni Nasıl Etkiler?

EMDR’nin nasıl etki gösterdiğini açıklamaya yönelik farklı bilimsel modeller bulunmaktadır ve yöntemin etki mekanizması üzerine araştırmalar devam etmektedir. Travmatik ve yoğun stres içeren yaşantıların beyinle ilişkisini inceleyen araştırmalarda amigdala, hipokampus ve prefrontal korteks gibi bellek, tehdit algısı ve duygu düzenlemeyle ilişkili bölgeler üzerinde durulmaktadır. EMDR üzerine yapılan bazı nörogörüntüleme çalışmalarında da travma ve bellek süreçleriyle ilişkili çeşitli beyin bölgelerinin aktivasyonlarında değişiklikler bildirilmiştir. Bununla birlikte bu bulgular, EMDR’nin etkisinin yalnızca belirli bir beyin bölgesindeki değişimle açıklanabileceği anlamına gelmez. EMDR’nin etki mekanizmasını açıklamak için nörobiyolojik modellerin yanı sıra çalışma belleği gibi bilişsel açıklamalar da araştırılmaktadır.

EMDR Uygulaması ve Anılarla Çalışma
EMDR’nin sekiz aşaması nedir?

EMDR’nin standart protokolünde genel olarak şu aşamalar bulunur:

  • Öykünün alınması ve planlama
  • Hazırlık
  • Değerlendirme
  • Duyarsızlaştırma
  • Olumlu bilişin yerleştirilmesi
  • Beden taraması
  • Kapanış
  • Yeniden değerlendirme
Bir EMDR seansında ne olur?

EMDR çalışmalarında kişi üzerinde çalışılan anıya ya da yaşantıya odaklanırken çift yönlü uyarımdan yararlanılır. Çift yönlü uyarım; görsel, işitsel ya da dokunsal uyarımla gerçekleştirilebilir. Çalışılan yaşantıya eşlik eden görüntüler, duygular, bedensel duyumlar ve kişinin kendisiyle ilgili inançları üzerinde durulabilir. Çalışmanın nasıl ilerleyeceği kişinin ihtiyaçlarına ve ele alınan konuya göre farklılık gösterbilir.

İlk EMDR seansından neler beklenebilir?

EMDR uygulaması genellikle ilk seansta uygulanmaz. EMDR ilk seansında, danışanın ayrıntılı öyküsü alınır ve bir çalışma planı oluşturulur. Bu plan getirilen konu, süreçten beklentiler ve danışanın ihtiyacı dikkate alınarak oluşturulur. Ayrıca EMDR yönteminin nasıl uygulandığı, çift yönlü uyarımın ne olduğu ve sürecin genel çerçevesi hakkında bilgi verilebilir; kişinin merak ettiği sorular konuşulabilir.

EMDR’de beden neden önemlidir?

Bir anıyı hatırladığımızda yalnızca görüntüler ve düşünceler ortaya çıkmaz. Boğazda düğümlenme, karında gerginlik, bedende ağırlık ya da farklı duyumlar da deneyime eşlik edebilir. Bu nedenle EMDR’de anıyla ilişkili görüntü ve düşüncelerin yanı sıra duygular ve bedensel duyumlar da dikkate alınır.

EMDR sırasında yoğun duygular ortaya çıkabilir mi?

Zorlayıcı bir yaşantı üzerinde durulduğunda o deneyimle ilişkili bazı duyguların, düşüncelerin veya bedensel duyumların ortaya çıkması mümkündür. Bunun yoğunluğu kişiden kişiye ve üzerinde durulan yaşantıya göre değişebilir. EMDR protokolünde bu nedenle hazırlık ve kapanış aşamaları da bulunur. Uygulama yalnızca bir anıyı harekete geçirmekten değil, süreci yapılandırılmış biçimde takip etmekten oluşur.

EMDR’den ne bekleyebilirim?

EMDR yapılandırılmış bir yöntemdir. Ancak, çalışmanın nasıl ilerleyeceği, ne kadar süreceği ve süreç sırasında neler yaşanabileceği kişinin yaşam öyküsüne, ihtiyaçlarına ve ele alınan konuya göre değişebilir.

EMDR sonrası yorgunluk olur mu?

Bazı kişiler EMDR çalışmasının ardından yorgunluk, duygusal yoğunluk veya üzerinde çalışılan yaşantıyla ilgili düşünce ve çağrışımlarda bir süre devam eden hareketlilik fark edebilir. Bazı kişilerde ise bunların hiçbiri olmayabilir.

Bir anının tamamını hatırlamıyorsak EMDR uygulanabilir mi?

Bir yaşantının bütün ayrıntılarının hatırlanması gerekli değildir. Kişide o yaşantıya ait bir an, duygu, düşünce ya da bedensel his çalışmak için yeterlidir. Önemli olan olayın ne kadar hatırlandığı değil; hatırlanan parçanın bugün kişi için ne ifade ettiğidir.

EMDR sırasında geçmişte yaşanan her şeyi anlatmak gerekir mi?

Hayır. EMDR’de kişinin yaşadığı olayın bütün ayrıntılarını uzun uzun anlatması gerekli değildir. Kişi ne kadar paylaşmak istiyorsa o kadar anlatır.

EMDR sırasında neden başka anılar akla gelebilir?

Anılar zihinde birbirinden tamamen bağımsız parçalar halinde bulunmaz. Benzer duygular, düşünceler veya anlamlar taşıyan farklı deneyimler birbiriyle bağlantılı olabilir. Bu nedenle bir anı üzerinde dururken başka bir görüntünün, kişinin, olayın veya yaşam döneminin akla gelmesi mümkündür. Bazen ilk bakışta birbirinden çok farklı görünen iki deneyimin ortak bir duygu ya da anlam etrafında birleştiği fark edilebilir.

Her kötü anı üzerinde çalışılması gerekir mi?

Hayır. Hepimizin yaşamında üzüldüğümüz, zorlandığımız ya da unutmayı tercih edebileceğimiz pek çok deneyim bulunabilir. EMDR açısından önemli olan yalnızca bir olayın kötü olması değil, o deneyimin bugünle nasıl bir bağlantısının olduğu ve kişinin şimdiki yaşamını ne kadar etkilediğidir. Bu nedenle üzerinde durulacak yaşantılar kişinin öyküsü ve mevcut ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir.

EMDR’de yalnızca travmatik anılar mı ele alınır?

EMDR’de yalnızca büyük veya olağanüstü olaylar değil, kişinin yaşamında iz bırakmış ve bugün hâlâ etkisini sürdüren zorlayıcı deneyimler de ele alınabilir. Dışarıdan küçük görünen bir yaşantının birey için anlamı farklı olabilir. Bazen bugün yaşanan küçük bir olay, geçmişten tanıdık bir duyguyu yeniden harekete geçirebilir.

EMDR sadece geçmiş anılarla mı çalışır?

Hayır. EMDR geçmiş yaşantıların yanı sıra bugün kişiyi zorlayan durumlar ve gelecekte karşılaşılabilecek durumlara ilişkin beklenti, kaygılar ya da tepkiler üzerinde de çalışmayı içeren bir yapıya sahiptir. Bu nedenle EMDR protokolü genel olarak geçmiş, şimdi ve gelecek olmak üzere üç yönlü ele alınır.

EMDR hakkında bilimsel araştırmalar ne söylüyor? Hangi konularda kullanılıyor?

EMDR üzerine yapılan bilimsel çalışmaların önemli bir bölümü travma sonrası stres bozukluğu ve travmatik yaşantılar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bunun yanında EMDR’nin farklı psikolojik sorun ve zorlanmalardaki kullanımına ilişkin araştırmalar da bulunmaktadır. Psikolojik danışmanlık çalışmalarında kişinin ihtiyaçlarına göre; zorlayıcı ve örseleyici yaşam deneyimleri, kayıp ve yas, ayrılık, reddedilme ve terk edilme yaşantıları, kaygıyla bağlantılı zorlanmalar, korkular, değersizlik ve yetersizlik hisleri, güvenin kırıldığı deneyimler ve tekrar eden ilişki örüntüleri ele alınırken EMDR yönteminden yararlanılabilir.

EMDR’nin benim için uygun olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

Buna yalnızca internette okunan bir belirti listesine bakarak karar vermek doğru olmayabilir. Kişinin ihtiyaçları, yaşam öyküsü, üzerinde çalışmak istediği konu ve mevcut koşulları birlikte değerlendirilerek EMDR yönteminden yararlanılıp yararlanılmayacağına bakılabilir. Bazı kişilerde EMDR çalışmasına geçmeden önce hazırlık sürecine daha fazla zaman ayrılması gerekebilir. Her kişinin süreci aynı şekilde ilerlemek zorunda değildir.

Online EMDR Hakkında Merak Edilenler

EMDR online uygulanabilir mi?

EMDR yönteminden uygun koşullarda online psikolojik danışmanlık görüşmeleri sırasında yararlanılabilir. Online çalışmanın kişi ve ele alınan konu açısından uygun olup olmadığı bireysel olarak değerlendirilmelidir. Görüşmenin özel, kişinin rahatça konuşabileceği ve mümkün olduğunca kesintiye uğramayacağı bir ortamda gerçekleştirilmesi önemlidir.

EMDR uygulaması görüntülü görüşme şeklinde uygulanabilir. Online uygulamada görüşmenin yapısı korunurken çift yönlü uyarımın biçimi yüz yüze görüşmelerde olduğu gibi kişiye ve koşullara göre değişebilir. Örneğin göz hareketleri için iki bakış noktası oluşturularak, dokunsal uyarım için ise kişinin kendisine dönüşümlü dokunuşlar uygulaması yoluyla gerçekleştirilebilir. Online uygulamanın uygunluğu kişinin koşulları ve ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir.

 

Bu içerik EMDR yöntemi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme ve tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

 

Referanslar

Shapiro, F. (2016). EMDR Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme. Okuyan Us Yayınları.

error: İçerik Korunuyor!