Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

EMDR Hakkında Merak Edilenler

6 yıl önce · · 2 yorum

EMDR Hakkında Merak Edilenler

EMDR Hakkında Temel Sorular

EMDR nedir?

EMDR; Eye Movement Desensitization Reprocessing kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelir. EMDR, zorlayıcı yaşam deneyimlerine ilişkin anıların yeniden işlenmesini ve bu anılara ilişkin duygu, düşünce ve bedensel tepkilerin daha işlevsel bellek ağlarıyla bütünleşmesini destekleyen; çift yönlü göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyarım kullanılarak yürütülen yapılandırılmış bir yöntemdir.

EMDR’de yeniden işleme ne demektir?

Yeniden işleme, yaşanan olayın unutulması ya da değiştirilmesi anlamına gelmez. Anının zihinde yeniden ele alınması; geçmişte yaşanan deneyime ilişkin yeni bağlantıların, anlamların ve bakış açılarının ortaya çıkabilmesi sürecidir. Geçmişte oluşmuş bazı inançlar bugünkü bilgi, deneyim ve yetişkin bakış açısıyla yeniden ele alınır.

EMDR anıları siler mi?

Hayır. EMDR bir anının hafızadan silinmesi değildir. Kişi yaşadığı olayı hatırlamaya devam eder. Değişebilen şey, anının bugün taşıdığı anlam ve hatırlandığında ortaya çıkan duygu, düşünce ve bedensel tepkilerin yoğunluğudur.

Bir anının işlenmesi, yaşananları önemsiz hale getirir mi?

Hayır. Yeniden işleme, yaşananların önemini ya da gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Amaç geçmişi değiştirmek değil, geçmişte yaşanan bir deneyimin bugün üzerindeki etkisinin ve ona verilen anlamın farklılaşabilmesine alan açmaktır.

EMDR hipnoz mudur?

Hayır. EMDR hipnoz değildir. Uygulama sırasında kişi uyanıktır, çevresinin farkındadır ve sürecin kontrolünü kaybetmez. İstediği zaman uygulamaya ara verebilir. İstediğinde konuşabilir, uygulamayı durdurabilir veya ara verilmesini isteyebilir.

EMDR sırasında kontrol kaybedilir mi?

Hayır. Kişi uygulama boyunca bulunduğu ortamın ve yaşananların farkındadır. Dilediğinde durabilir, konuşabilir veya sürece ara verilmesini isteyebilir.

EMDR Beyni Nasıl Etkiler?

EMDR’nin nasıl etki gösterdiğini açıklamaya yönelik farklı bilimsel modeller bulunmaktadır ve yöntemin etki mekanizması üzerine araştırmalar devam etmektedir. Travmatik ve yoğun stres içeren yaşantıların beyinle ilişkisini inceleyen araştırmalarda amigdala, hipokampus ve prefrontal korteks gibi bellek, tehdit algısı ve duygu düzenlemeyle ilişkili bölgeler üzerinde durulmaktadır. EMDR üzerine yapılan bazı nörogörüntüleme çalışmalarında da travma ve bellek süreçleriyle ilişkili çeşitli beyin bölgelerinin aktivasyonlarında değişiklikler bildirilmiştir. Bununla birlikte bu bulgular, EMDR’nin etkisinin yalnızca belirli bir beyin bölgesindeki değişimle açıklanabileceği anlamına gelmez. EMDR’nin etki mekanizmasını açıklamak için nörobiyolojik modellerin yanı sıra çalışma belleği gibi bilişsel açıklamalar da araştırılmaktadır.

EMDR Uygulaması ve Anılarla Çalışma
EMDR’nin sekiz aşaması nedir?

EMDR’nin standart protokolünde genel olarak şu aşamalar bulunur:

  • Öykünün alınması ve planlama
  • Hazırlık
  • Değerlendirme
  • Duyarsızlaştırma
  • Olumlu bilişin yerleştirilmesi
  • Beden taraması
  • Kapanış
  • Yeniden değerlendirme
Bir EMDR seansında ne olur?

EMDR çalışmalarında kişi üzerinde çalışılan anıya ya da yaşantıya odaklanırken çift yönlü uyarımdan yararlanılır. Çift yönlü uyarım; görsel, işitsel ya da dokunsal uyarımla gerçekleştirilebilir. Çalışılan yaşantıya eşlik eden görüntüler, duygular, bedensel duyumlar ve kişinin kendisiyle ilgili inançları üzerinde durulabilir. Çalışmanın nasıl ilerleyeceği kişinin ihtiyaçlarına ve ele alınan konuya göre farklılık gösterbilir.

İlk EMDR seansından neler beklenebilir?

EMDR uygulaması genellikle ilk seansta uygulanmaz. EMDR ilk seansında, danışanın ayrıntılı öyküsü alınır ve bir çalışma planı oluşturulur. Bu plan getirilen konu, süreçten beklentiler ve danışanın ihtiyacı dikkate alınarak oluşturulur. Ayrıca EMDR yönteminin nasıl uygulandığı, çift yönlü uyarımın ne olduğu ve sürecin genel çerçevesi hakkında bilgi verilebilir; kişinin merak ettiği sorular konuşulabilir.

EMDR’de beden neden önemlidir?

Bir anıyı hatırladığımızda yalnızca görüntüler ve düşünceler ortaya çıkmaz. Boğazda düğümlenme, karında gerginlik, bedende ağırlık ya da farklı duyumlar da deneyime eşlik edebilir. Bu nedenle EMDR’de anıyla ilişkili görüntü ve düşüncelerin yanı sıra duygular ve bedensel duyumlar da dikkate alınır.

EMDR sırasında yoğun duygular ortaya çıkabilir mi?

Zorlayıcı bir yaşantı üzerinde durulduğunda o deneyimle ilişkili bazı duyguların, düşüncelerin veya bedensel duyumların ortaya çıkması mümkündür. Bunun yoğunluğu kişiden kişiye ve üzerinde durulan yaşantıya göre değişebilir. EMDR protokolünde bu nedenle hazırlık ve kapanış aşamaları da bulunur. Uygulama yalnızca bir anıyı harekete geçirmekten değil, süreci yapılandırılmış biçimde takip etmekten oluşur.

EMDR’den ne bekleyebilirim?

EMDR yapılandırılmış bir yöntemdir. Ancak, çalışmanın nasıl ilerleyeceği, ne kadar süreceği ve süreç sırasında neler yaşanabileceği kişinin yaşam öyküsüne, ihtiyaçlarına ve ele alınan konuya göre değişebilir.

EMDR sonrası yorgunluk olur mu?

Bazı kişiler EMDR çalışmasının ardından yorgunluk, duygusal yoğunluk veya üzerinde çalışılan yaşantıyla ilgili düşünce ve çağrışımlarda bir süre devam eden hareketlilik fark edebilir. Bazı kişilerde ise bunların hiçbiri olmayabilir.

Bir anının tamamını hatırlamıyorsak EMDR uygulanabilir mi?

Bir yaşantının bütün ayrıntılarının hatırlanması gerekli değildir. Kişide o yaşantıya ait bir an, duygu, düşünce ya da bedensel his çalışmak için yeterlidir. Önemli olan olayın ne kadar hatırlandığı değil; hatırlanan parçanın bugün kişi için ne ifade ettiğidir.

EMDR sırasında geçmişte yaşanan her şeyi anlatmak gerekir mi?

Hayır. EMDR’de kişinin yaşadığı olayın bütün ayrıntılarını uzun uzun anlatması gerekli değildir. Kişi ne kadar paylaşmak istiyorsa o kadar anlatır.

EMDR sırasında neden başka anılar akla gelebilir?

Anılar zihinde birbirinden tamamen bağımsız parçalar halinde bulunmaz. Benzer duygular, düşünceler veya anlamlar taşıyan farklı deneyimler birbiriyle bağlantılı olabilir. Bu nedenle bir anı üzerinde dururken başka bir görüntünün, kişinin, olayın veya yaşam döneminin akla gelmesi mümkündür. Bazen ilk bakışta birbirinden çok farklı görünen iki deneyimin ortak bir duygu ya da anlam etrafında birleştiği fark edilebilir.

Her kötü anı üzerinde çalışılması gerekir mi?

Hayır. Hepimizin yaşamında üzüldüğümüz, zorlandığımız ya da unutmayı tercih edebileceğimiz pek çok deneyim bulunabilir. EMDR açısından önemli olan yalnızca bir olayın kötü olması değil, o deneyimin bugünle nasıl bir bağlantısının olduğu ve kişinin şimdiki yaşamını ne kadar etkilediğidir. Bu nedenle üzerinde durulacak yaşantılar kişinin öyküsü ve mevcut ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir.

EMDR’de yalnızca travmatik anılar mı ele alınır?

EMDR’de yalnızca büyük veya olağanüstü olaylar değil, kişinin yaşamında iz bırakmış ve bugün hâlâ etkisini sürdüren zorlayıcı deneyimler de ele alınabilir. Dışarıdan küçük görünen bir yaşantının birey için anlamı farklı olabilir. Bazen bugün yaşanan küçük bir olay, geçmişten tanıdık bir duyguyu yeniden harekete geçirebilir.

EMDR sadece geçmiş anılarla mı çalışır?

Hayır. EMDR geçmiş yaşantıların yanı sıra bugün kişiyi zorlayan durumlar ve gelecekte karşılaşılabilecek durumlara ilişkin beklenti, kaygılar ya da tepkiler üzerinde de çalışmayı içeren bir yapıya sahiptir. Bu nedenle EMDR protokolü genel olarak geçmiş, şimdi ve gelecek olmak üzere üç yönlü ele alınır.

EMDR hakkında bilimsel araştırmalar ne söylüyor? Hangi konularda kullanılıyor?

EMDR üzerine yapılan bilimsel çalışmaların önemli bir bölümü travma sonrası stres bozukluğu ve travmatik yaşantılar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bunun yanında EMDR’nin farklı psikolojik sorun ve zorlanmalardaki kullanımına ilişkin araştırmalar da bulunmaktadır. Psikolojik danışmanlık çalışmalarında kişinin ihtiyaçlarına göre; zorlayıcı ve örseleyici yaşam deneyimleri, kayıp ve yas, ayrılık, reddedilme ve terk edilme yaşantıları, kaygıyla bağlantılı zorlanmalar, korkular, değersizlik ve yetersizlik hisleri, güvenin kırıldığı deneyimler ve tekrar eden ilişki örüntüleri ele alınırken EMDR yönteminden yararlanılabilir.

EMDR’nin benim için uygun olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

Buna yalnızca internette okunan bir belirti listesine bakarak karar vermek doğru olmayabilir. Kişinin ihtiyaçları, yaşam öyküsü, üzerinde çalışmak istediği konu ve mevcut koşulları birlikte değerlendirilerek EMDR yönteminden yararlanılıp yararlanılmayacağına bakılabilir. Bazı kişilerde EMDR çalışmasına geçmeden önce hazırlık sürecine daha fazla zaman ayrılması gerekebilir. Her kişinin süreci aynı şekilde ilerlemek zorunda değildir.

Online EMDR Hakkında Merak Edilenler

EMDR online uygulanabilir mi?

EMDR yönteminden uygun koşullarda online psikolojik danışmanlık görüşmeleri sırasında yararlanılabilir. Online çalışmanın kişi ve ele alınan konu açısından uygun olup olmadığı bireysel olarak değerlendirilmelidir. Görüşmenin özel, kişinin rahatça konuşabileceği ve mümkün olduğunca kesintiye uğramayacağı bir ortamda gerçekleştirilmesi önemlidir.

EMDR uygulaması görüntülü görüşme şeklinde uygulanabilir. Online uygulamada görüşmenin yapısı korunurken çift yönlü uyarımın biçimi yüz yüze görüşmelerde olduğu gibi kişiye ve koşullara göre değişebilir. Örneğin göz hareketleri için iki bakış noktası oluşturularak, dokunsal uyarım için ise kişinin kendisine dönüşümlü dokunuşlar uygulaması yoluyla gerçekleştirilebilir. Online uygulamanın uygunluğu kişinin koşulları ve ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir.

 

Bu içerik EMDR yöntemi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme ve tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

 

Referanslar

Shapiro, F. (2016). EMDR Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme. Okuyan Us Yayınları.

Bedenimiz Bize Neler Anlatıyor?

6 yıl önce · · 0 yorum

Bedenimiz Bize Neler Anlatıyor?

Bir ağrınız, acınız ya da fiziksel bir rahatsızlığınız olduğunda ilk olarak doğal biçimde bedensel bir neden ararsınız. Ve olması gereken de budur. Yeni başlayan, tekrarlayan ya da nedeni bilinmeyen fiziksel belirtilerin öncelikle tıbbi olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Ancak bedenimizle ruhsal yaşantımız birbirinden tamamen bağımsız değildir. Bazen yoğun stres altında olduğumuz dönemlerde bedenimizdeki bazı değişiklikleri daha fazla fark ederiz. Başımız ağrır, kaslarımız gerilir, uykumuz değişir, midemizde bir sıkışma hissederiz. Bazen de zaten var olan bedensel bir yakınmanın stresli dönemlerde arttığını fark ederiz.

Peki bedenimizde olanlarla hayatımızda olanlar arasında bazen bir ilişki olabilir mi?

Hayatımızın bazı dönemleri diğerlerinden daha zorlayıcıdır. Ergenlik, evlenme, çocuk sahibi olma, yeni bir işe başlama, sevdiğimiz birini kaybetme, işimizi kaybetme, boşanma ya da yaşamımızdaki başka önemli değişiklikler yalnızca zihinsel olarak değil, bedensel olarak da bizi etkileyebilir. Çünkü stres yalnızca düşündüğümüz bir şey değildir; aynı zamanda bedenimizin de içinde olduğu bir süreçtir.

Takıntılı Düşünceler Zihnimizi Neden Meşgul Ediyor Olabilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Takıntılı Düşünceler Zihnimizi Neden Meşgul Ediyor Olabilir?

Aklımıza bazen şöyle düşünceler gelir: “Ya kapıyı kilitlemediysem?”, “Ya yanlış bir şey söylediysem?”, “Ya birine zarar verirsem?”, “Ya kötü bir şey olursa?” gibi… Aslında istenmeyen, tuhaf ya da rahatsız edici düşüncelerin zaman zaman zihne gelmesi oldukça yaygındır. Peki bazı düşünceler gelip geçerken neden bazıları zihnimizde takılıp kalır?

Elbette bir konuyu uzun süre düşünmek her zaman takıntılı bir düşünce anlamına gelmez. Bazen bir sorunu çözmek, bir karar vermek ya da yaşadığımız bir şeyi anlamlandırmak için aynı konu üzerinde tekrar tekrar düşünebiliriz. Burada sözünü ettiğim ise bundan biraz farklı: Kişinin istemediği halde tekrar tekrar zihnine gelen, rahatsızlık yaratan ve bir sonuca ulaşmaktan çok kişiyi aynı düşüncenin etrafında dönüp durmaya iten düşünceler…

Fobi Nedir? Korku ve Fobi Arasındaki Fark Nedir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Fobi Nedir? Korku ve Fobi Arasındaki Fark Nedir?

Korku yaşamımız için gerekli ve işlevsel bir duygudur. Bizi tehlikelerden korur ve gerektiğinde uzaklaşmamızı sağlar. Ancak bazen ortada gerçek bir tehlike olmadığı halde belirli bir nesne ya da durum karşısında oldukça yoğun bir korku yaşayabiliriz.

Fobi; belirli bir nesne ya da durum karşısında ortaya çıkan yoğun korku ve bu korkuyla ilişkili kaçınma davranışlarıyla tanımlanabilir. Kişi çoğu zaman korkusunun içinde bulunduğu durumla orantılı olmadığını bilir. Buna rağmen korktuğu nesne ya da durumla karşılaştığında hissettiği korkuya engel olmakta zorlanabilir.

Örneğin köpeklerden korkan biri, karşısında hırlayan ve kendisine doğru yaklaşan bir köpek olduğunda korkabilir. Buradaki korku, gerçek bir tehlikeye karşı verilen anlaşılır bir tepkidir. Ancak sahibinin yanında tasmasıyla yürüyen küçük bir köpeği uzaktan görmek bile kişide yoğun bir korku yaratıyorsa durum farklıdır. Köpek korkusu olan bazı kişiler için köpeğin kendilerine ulaşamayacak kadar uzakta olması bile yeterince korkutucu olabilir. Aynı durum kedi korkusu, uçak korkusu, asansör korkusu ya da başka korkular için de geçerli olabilir.

Korku ile Fobi Arasındaki Fark Nedir?

Her korku fobi değildir. Bir şeyden korkuyor olmamız tek başına fobimiz olduğu anlamına gelmez. Burada korkunun ne kadar yoğun olduğu, gerçek tehlikeyle ne kadar orantılı olduğu, kişinin o durumdan ne ölçüde kaçındığı ve günlük yaşamının bundan nasıl etkilendiği önemlidir.

Fobisi olan kişiler korktukları nesne ya da durumla karşılaştıklarında yoğun kaygı yaşayabilirler. Kalp atışında hızlanma, terleme, titreme, nefes alışverişinde değişiklik, baş dönmesi ya da ortamdan hemen uzaklaşma isteği gibi tepkiler ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu kaygı oldukça yoğun yaşanabilir.

Korkular Günlük Yaşamımızı Nasıl Etkileyebilir?

Korkulan nesne kişinin kolaylıkla kaçınabileceği ve günlük yaşamında pek karşılaşmadığı bir şeyse, bu korku uzun süre yaşamında önemli bir sorun yaratmayabilir. Ancak bazen kaçınmak giderek zorlaşır. Örneğin uçak korkusu olan biri yıllarca uçağa binmeden yaşayabilir. İş ya da başka bir nedenle sık seyahat etmesi gerektiğinde ise uçak korkusu yaşamını belirgin biçimde kısıtlamaya başlayabilir. Uçağa binmemek için uzun saatler araç kullanabilir, bazı seyahatlerden vazgeçebilir ya da daha uçağa binmeden günler önce kaygılanmaya başlayabilir.

Benzer biçimde asansör korkusu olan biri sürekli merdivenleri kullanabilir; kedi veya köpek korkusu olan biri hayvanla karşılaşabileceğini düşündüğü yerlere gitmekten kaçınabilir. Burada önemli sorulardan biri şudur: Korktuğum şeyden kaçınabilmek için hayatımda neleri değiştirmeye başladım?

Kedi Korkusu ve Kedi Fobisi

Kedilerden hoşlanmamakla kedilerden yoğun biçimde korkmak aynı şey değildir. Kedi korkusu yaşayan bazı kişiler bir kedinin bulunduğu ortama girmekte zorlanabilir, kedinin yaklaşmasından endişe duyabilir ya da sokakta bir kedi gördüğünde yolunu değiştirebilir.

Bazen korku yalnızca kediyle karşılaşıldığında değil, karşılaşma ihtimali düşünüldüğünde de ortaya çıkabilir. Kişi gideceği yerde kedi olup olmadığını önceden öğrenmeye çalışabilir veya kedinin bulunabileceğini düşündüğü ortamlardan uzak durabilir.

Uçak Korkusu ve Uçak Fobisi

Uçak korkusu yalnızca “Uçak düşecek.” düşüncesinden oluşmayabilir. Bazı kişiler için kontrolün kendisinde olmaması, uçağın içinden istediği zaman çıkamamak, türbülans yaşamak ya da uçuş sırasında kendisine bir şey olacağı düşüncesi korkutucu olabilir.

Uçak korkusu olan biri uzun süre uçmayarak bu korkuyla karşılaşmadan yaşayabilir. Ancak işi, ailesi ya da yaşam koşulları nedeniyle seyahat etmesi gerektiğinde korku yaşamını daha fazla kısıtlamaya başlayabilir. Kişi uçmamak için çok uzun yolları araçla gitmeyi tercih edebilir ya da yapmak istediği bazı seyahatlerden vazgeçebilir.

Mesele yalnızca uçaktan korkmak değil; korkunun kişinin yaşamında ne kadar alan kaplamaya başladığı ve yaşamını ne kadar engellediğidir.

Asansör Korkusu

Asansör korkusunda kişinin korktuğu şey herkeste aynı olmayabilir. Kapalı kalmak, dışarı çıkamamak, asansörün bozulması ya da içerideyken yoğun kaygı yaşamak bazı kişiler için korkutucu olabilir. Asansöre binmemek ve merdivenleri kullanmak kişiyi kısa vadede rahatlatabilir. Ancak bu rahatlama aynı zamanda kaçınma davranışının devam etmesine de katkıda bulunur.

Kaçındıkça Korku Neden Devam Eder?

Fobilerde üzerinde durulan önemli konulardan biri kaçınma davranışıdır. Korktuğumuz bir şeyden uzaklaştığımızda çoğu zaman hemen rahatlarız. Örneğin kedi korkusu olan biri karşıdan bir kedi geldiğini gördüğünde yolunu değiştirirse korkusu azalır. Asansörden korkan biri merdivenleri kullandığında rahatlar. Uçaktan korkan biri seyahatini iptal ettiğinde kaygısı düşer. Bu rahatlama, kaçınmayı bir sonraki sefer için daha güçlü bir seçenek haline getirebilir. Kişi kısa vadede rahatlar ancak korktuğu durumla ilgili farklı bir deneyim yaşama fırsatı da bulamaz. Böylece kaçınma, bazı korkuların devam etmesinde rol oynayan etkenlerden biri haline gelebilir.

Zaman içerisinde kişi yalnızca korktuğu nesneden değil, onunla karşılaşabileceği durumlardan da kaçınmaya başlayabilir. Bu nedenle başlangıçta oldukça sınırlı olan bir korku bazen kişinin yaşamında giderek daha fazla yer kaplayabilir.

Bazı Korkular Neden Bu Kadar Güçlüdür?

Korku ve kaygı aslında yararlı duygulardır. Sahip olduğumuz diğer duygular gibi onların da bir işlevi vardır. Korku, olası bir tehlikeye karşı dikkatimizi yöneltmemize ve kendimizi korumamıza yardımcı olur. Ancak beynimizin tehlike sistemi her zaman yalnızca gerçekten tehlikeli olan şeylere tepki vermez. Geçmişte yaşadığımız bir deneyim, gözlemlediğimiz bir olay, öğrendiğimiz bilgiler ya da zaman içerisinde oluşan bazı çağrışımlar belirli bir nesnenin veya durumun bizde yoğun korku yaratmasına neden olabilir.

Bu nedenle bazen korkunun neden bu kadar güçlü olduğunu anlamak için yalnızca korktuğumuz nesneye ya da duruma değil, onun bizde neyi çağrıştırdığına bakmak gerekebilir. Çünkü korktuğumuz şeyin bizim için anlamı önemlidir. Bir nesne ya da durum bizim için çaresiz kalmak, kontrolü kaybetmek, kontrolün bizde olmaması, güvende hissedememek ya da bir şey olduğunda baş edememek gibi anlamlar taşıyabilir. Bu nedenle, nesnenin gerçekte ne kadar tehlikeli olduğundan bağımsız olarak, bizim için ne anlama geldiği korkunun neden bu kadar güçlü yaşandığını anlamamıza yardımcı olabilir.

***Bu içerik korku ve fobi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler kişiye özel değerlendirme, psikiyatrik tanı veya tıbbi tedavi önerisi niteliğinde değildir. Psikiyatrik değerlendirme, tanı veya tıbbi tedavi gerektiren durumlarda psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

Kaygı Neden Sürekli En Kötü Senaryoyu Düşündürür?

6 yıl önce · · 0 yorum

Kaygı Neden Sürekli En Kötü Senaryoyu Düşündürür?

Kaygının da diğer duygular gibi bir işlevi vardır. Gerçek bir tehlikeyle karşılaştığımızda bizi uyarır, harekete geçmemizi ve gerekli önlemleri almamızı sağlar. Bu anlamda kaygı hayatımız için gerekli bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehlike olmadığı halde zihnimiz sürekli olabilecek kötü şeyleri düşünüyorsa ne olur?

Telefonla aradığımız çocuğumuz telefonu açmadığında, toplantıda yöneticimiz bizimle konuşmak istediğini söylediğinde ya da bedenimizde daha önce fark etmediğimiz bir şey hissettiğimizde zihnimiz bir anda en kötü ihtimallere gidebilir. Aslında henüz hiçbir şey olmamıştır ama zihnimiz çoktan olabileceklerin peşinden gitmeye başlamıştır. Kaygıyı zorlaştıran şeylerden biri de budur.

Aşk ve Aşk Acısı

6 yıl önce · · 0 yorum

Aşk ve Aşk Acısı

Aşk, psikodinamik perspektiften erken çocukluk dönemindeki anneyle olan birlikteliğin yeniden yaşantılanmasıdır.  Jung’a göre aşk, kişinin ideal benliğini aşık olduğu kişiye yansıtmasıdır. Aşık olduğumuzda sevgiliyi idealize ederiz.

Aşık olduğumuzda, uyarım düşünsel beynimiz olan kortekste değil duyguların merkezi olan limbik sistemde gerçekleşir.

Aşk, bir bütünlük arayışıdır.

Aşık kişi sevgilinin hatalarını görür, ancak bu hatalar onu rahatsız etmez, onlar da sevebilecek bir yan bulur. Bu hatalar sevgiliyi kendine özgü kılar.

Genellikle benzer algılara sahip kişiler birbirlerine daha çekici gelir. Yaş, öğrenim düzeyi, din ve ırk en çok benzerlik gösteren ve ilişkiyi en çok etkileyen özelliklerdendir. Araştırmalar, fiziksel benzerlik, tutumların benzerliği, kişilik benzerliğinin de aşık olmada etkili olduğunu göstermektedir.

Sosyal Kaygı Nedir? Neden Olur ve Nasıl Ele Alınabilir?

6 yıl önce · · 0 yorum

Sosyal Kaygı Nedir? Neden Olur ve Nasıl Ele Alınabilir?

Topluluk önünde bir konuşma yaparken aniden söyleyeceklerinizi unuttuğunuz, kendinize güveninizi kaybettiğiniz ya da herkesin size baktığını düşündüğünüz oldu mu?

Sosyal yaşamınızda ya da iş yaşamınızın herhangi bir anında kendinizi yetersiz hissettiğiniz ve sanki çevrenizdeki insanlar sizin ne kadar kaygılı olduğunuzu fark ediyormuş gibi düşündüğünüz oldu mu?

Sosyal kaygı yalnızca topluluk önünde konuşmayla ilgili değildir. Yeni insanlarla tanışmak, bir toplantıda söz almak, kalabalık bir ortamda yemek yemek, fikirlerini ifade etmek, birşeye itiraz etmek ya da dikkatlerin üzerinde olduğunu hissetmek de bazı kişiler için yoğun kaygı yaratabilir.

Birçok kişi bu kaygıyla baş etmek için kaygılandığı durumlardan uzak durmaya çalışır. Konuşmamayı, geri planda kalmayı, toplantıda söz almamayı ya da kendisini göstereceği durumlardan kaçınmayı tercih edebilir. Bu durum kısa süre için rahatlatıcı olabilir. Ancak zamanla kişinin yapmak istediği şeyleri yapmasını, ilişkilerini ve iş yaşamını kısıtlamaya başlayabilir.

Sosyal Kaygının Altında Ne Olabilir?

Yakın İlişkiler ve Bağlanma

6 yıl önce · · 0 yorum

Yakın İlişkiler ve Bağlanma

Bağlanma

Bağlanma kuramına göre yakın ve romantik ilişkiler üzerindeki en derin etkiler erken çocukluk deneyimleridir.

Yetişkin yakın ilişkileri, erken çocukluk döneminde oluşan bağlanma modelini temel alır.

Bu model, kişinin sevilmeye layık olup olmadığı, başkalarının sevgi ve desteğine güvenip güvenemeyeceği inançlarını şekillendirir.

Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanan kişiler yakınlıktan, bağlanmaktan ve yalnız kalmaktan korkmazlar ya da rahatsız olmazlar. Terk edilmek ve bağlanmak zihinlerini çok fazla meşgul etmez.  İnsanlarla ve romantik ilişkilerde, yakınlaşmak ve bağlanmak onlar için kolaydır. Özgüvenleri yüksektir, insanlara güvenirler.

Bağlanma Korkusunun Sonuçları

6 yıl önce · · 1 comment

Bağlanma Korkusunun Sonuçları

Sürekli kendinden, duygulardan kaçmanın ve güven duygusunu hissedememenin en sık ortaya çıkan sonuçları alkol ya da maddeye ya da herhangi bir şeye bağımlılık, psikosomatik hastalıklar, tükenmişlik ve depresyondur. Bağımlılık; kaçma mekanizmasının bir sonucudur. Kişi, kendini uyuşturarak acıyı hissetmemeye çalışır.

Bağlanma Korkusuyla Baş Edebilmek Ne işe Yarar?

Bağlanma korkusuyla baş edebilmek, kişinin, kendi benliğini ve duygularını daha çok fark edebilmesini ve hissedebilmesini sağlar. Kendini, daha dingin, daha dengeli ve paradoksal olarak daha özgür hissedebilmeyi sağlar. Çünkü, kişiler daha az baskı hissederler.  İlişki esnasındaki duygularla baş etmek için harcanan enerji daha farklı yerlere akabilir. Daha kolay karar alabilirler ve kararlarının arkasında daha sağlam bir şekilde durabilirler. Romantik ilişkilerde kendilerini daha rahat hissederler ve daha istikrarlıdırlar.

error: İçerik Korunuyor!