Hata: İletişim formu bulunamadı.

Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

EMDR ile Tutsaklıktan Özgürlüğe

6 yıl önce · · 0 yorum

EMDR ile Tutsaklıktan Özgürlüğe

Bazen farkında olarak ancak çoğunlukla farkında bile olmadan kendimize koyduğumuz sınırlar, zincirler var; başarıyla ilgili, ilişkilerle ilgili, aslında tüm yaşamımızla ilgili.

Kendimize ne kadar izin verirsek o kadarına erişebiliyoruz. Neye inanırsak kendimize onu sunuyoruz. Sınırlarının, alanının genişlediğini; zihninde sana engel olan inançların, duyguların çözüldüğünü, özgürleştiğini ve dönüştüğünü bir düşünsene…

Bize, hayallerimize, yaşamımıza engel olan; zihnimizde yer alan ve çok derinden hissettiğimiz yetersizlik, güçsüzlük, kusurluluk, değersizlik gibi kök inançlar ve duygulardır. Bu inanç ve duyguların kökleri erken dönem yaşantılarımızda gizlidir ve bunlar, beynimizin alt bölümü olan limbik sistemde kayıtlıdır. Bu anılara, duygulara ve inançlara EMDR ile ulaşarak beynimizi değiştirmek, dönüşmek ve özgürleşmek gerçekten mümkün…

 

EMDR’nin Acı Anılara Etkisi

EMDR ile süreç tamamlandığında, beyin, öncesinde kişinin başa çıkamadığı ve donmuş halde olan görüntülere, deneyimlere ve çarpık düşüncelere üstün gelir. Kişinin, anıyla beraber kendisiyle ilgili oluşmuş olumsuz negatif inançları, şu anki duruma uygun, pozitif ve gerçekçi bir bakış açısına dönüşür.

Erken döneme ait anının çalışılması, domino etkisi yaratarak benzer diğer anılarla da ilgili olumlu değişimi yaratır. Bu durum, var olan sorunun azalmasını ya da ortadan kalkmasını sağlar.

Olumsuz anılarla ilgili görüntüler, zihinden uzaklaşıp silikleşirken yerine olumlu anılar ve daha önce fark edilmeyen yeni farkındalıklar, yeni bilgiler ve olumlu duygular gelir.

 

Travma ve Anıların Şimdiki Yaşamımıza Etkisi

Acı veren deneyimler sisteme çok ağır geldiğinde ve kişi için katlanılmaz olduğunda, zihnin bilinçli bölümü, acı veren anıları unutur ya da birkaç kişiliğe bölünerek bu anıların üzerini örter. Travmalar yok olmaz, ancak zihin tarafından derinlere gömülür. Bu nedenle, travmanın kendisi hatırlanmayabilir. Ancak, bu anılar hatırlanmasalar da fiziksel olarak kendimizi nasıl hissettiğimizi, duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve ilişkilerimizi etkiler. 

Sinir sisteminde travmaya bağlı olarak donmuş olan bölüm, daha sonra başka bir travma nedeniyle aktive olursa (bu durum çok uzun yıllar sonra bile olabilir), birey geçmişteki travmayı yeniden yaşıyormuş gibi hisseder. Çünkü, travma çözümlenmeden beynin bir yerlerinde takılı kalmıştır. Bazı kişiler, travma esnasında olan kokuyu bile yeniden aldıklarını ifade ederler. Bu durum, nörofizyolojik bir tepkidir.

EMDR’nin Travmalara Etkisi

Travmalar, beynimizin, bizi koruyup dengede kalma potansiyelini bozar. EMDR ile travmaya ait işlenmeden kalmış anılara ulaşılarak bu anılar işlenir ve bu şekilde travmanın serbest kalması sağlanır. Çift yönlü uyarım travmayla ilgili bağlantıları uyarır. EMDR terapisi esnasında uygulanan çift yönlü uyarımlar, bazı durumlarda beyni uyarırken bazı durumlarda rahatlatarak kaygı ve stresin yatışmasını sağlar.

Travma esnasında, yoğun sıkıntı ve aşırı uyarılmış olma hali nedeniyle bu yaşantı, zihinde, dağınık ve parçalanmış bir şekilde kodlanır ve bu şekilde parça parça bölünmüş olarak kalır. Kişinin zihnine parça parça görüntüler gelir. Bunlara flashback diyoruz. Bir anının travmatik olması için illaki fiziksel ve cinsel istismar gibi deneyimler olması gerekmez. Annenizin sizi eleştirdiği, babanızın ifade ettiği bir söz ya da okul döneminde sınıfta herhangi bir durumla ilgili yaşadığınız utanç hali anının travmatik olması için yeterlidir. Bu durumlara, yetişkin yaşantımızda maruz kaldığımızda bizim için travmatik bir deneyim olmayabilir; ancak çocukluğumuzda maruz kaldığımız bu yaşantılar, ruhumuzda derin yaralara yol açar.

Travmaya ait bu anılar EMDR ile çalışılarak yeniden kodlanır ve yeniden işlendiğinde parçalanmış anlar bütünleşir ve travmatik olmaktan çıkar. Artık anı başkalaşmış, anıyla ilgili duygular ve düşünceler dönüşmüştür.

 

Geçmiş yaşantılarımız ve anılar bugünümüzü neden ve nasıl etkiler?

Travmatik nitelikteki anılar, travmatik olmayan anılardan farklı şekilde depolanır. Örneğin, üç gün önce ne yediğinizi anımsamayabilirsiniz ancak 15 yıl önce alay edildiğiniz ya da küçük düştüğünüzü hissettiğiniz bir ilkokul anısını hatırlayabilirsiniz. Bizim için nötr ya da travmatik olmayan yaşantılar, zihin tarafından hazmedilirler ve hazmedildikleri için geçmişte kalırlar. O nedenle, bizim için duygusal yükü olmayan yaşantıların detaylarını hatırlamayabiliriz. Ancak, travmatik yaşantılar, yaşandıkları halleriyle ve o andaki duygu, düşünce ve beden duyumlarıyla depolanırlar ve zihin tarafından hazmedilmezler. Hazmedilmedikleri için de geride kalamaz; o ana ait duygu, düşünce ve bedensel duyumlar şimdiki yaşantıları etkilemeye devam ederler. Örneğin, bir otorite hissettiğinizde hala eliniz ayağınız birbirine dolanıyorsa geçmişte otorite figürü olan herhangi biriyle (baba, anne, öğretmen vb.) olumsuz kayıtlı bir yaşantınız mevcuttur ve bu yaşantı, halen şimdiki yaşamınızı etkilemeye devam eder.

Travmatik bir durum olduğunda, olay geçmişte kalmıştır, ancak verilen tepkiler sanki dün yaşanmış gibidir. Çünkü, kişi için travmatik nitelikteki olaylar, belleğe donmuş olarak depolanır. Bu anılar, yeni durumlara uygun olmayan şekilde aşırı tepkiler verilmesine; korku, kaygı, üzüntü öfke gibi duyguların yoğun bir şekilde hissedilmesine neden olurlar. Kişinin duygusu aslında şimdiye değil geçmişte takılı kaldığı ana ait bir tepkidir.

Travmatik nitelikteki anılar yalnızca kaza, fiziksel ya da cinsel saldırı ya da deprem yaşantısı değildir. Aynı zamanda; küçük düşme, alay edilme, utandırılma, utanma, mahçup olma, suçlanma gibi yaşantılar da zihnimiz için travmatik nitelikteki anılardır. Pek çok kişinin, tekrar tekrar benzer sorunlar yaşamalarının nedeni, genellikle işlenmemiş travmatik nitelikteki anılardır.

Travma nedeni, bir yetişkinin bakış açısıyla önemsiz bir olay gibi görünebilir. Ancak, bir çocuğun bakış açısıyla aynı yaşantı travmatik algılanabilir ve bu olay bundan sonraki tüm yaşamı alttan etkilemeye devam eder. 

Çocukluk yaşantılarımızın şu anki yaşantımızı ve bizi ne kadar etkilediğinin çoğu zaman farkında olmayız. Ancak, yaşadığımız sorunların kaynağı işlenmemiş anılarda gizlidir ve bu anılar çalışıldığında günümüzle birleşerek yeni bir bakış oluşur ve var olan sıkıntı ortadan kalkar.

Zaman bütün yaraları iyileştirmez. Yıllar önce meydana gelmiş olaylarla ilgili hala kırgınlık, acı, keder, kızgınlık ya da başka duygular hissediyor olabilirsiniz. Bu duygular zamanda donmuştur; yalnız duygular değil duygularla birlikte bedensel duyumlar da oradadır. Bu işlenmemiş anılar, şimdiki ruhsal ve bazen de bedensel sorunların kaynağını oluşturur.

 

Donma Mekanizması ve EMDR

İnsan, diğer tüm canlılar gibi hayatta kalmaya programlanmıştır. Gerçek ya da hayali herhangi bir tehdit ile karşı karşıya kaldığımızda, savaş ya da kaç mekanizmamız devreye girer ve tehdit ile savaşmaya ya da kaçmaya yönelik harekete geçeriz. Her ikisi de mümkün olmadığında ise donakalırız. Bu durum, büyük acı veren travmatik deneyimden nörofizyolojik bir kaçış yoludur. Disosiyasyon olarak tanımlanır. 

Örneğin, cinsel istismara uğrayan çocuklar, var olan tehditten kaçamadıkları ya da bununla o anda savaşamayacakları için durumdan kendilerini soyutlarlar. Bu durum, bedenin hayatta kalma ve kendini koruma mekanizmasıdır. Travmatik deneyimden kaçmak mümkün olmadığından bedenlerinden uzaklaşırlar ve olanları dışardan gözlemlerler. Hiçbir şey hissetmez, yok olmaya çalışırlar. Bu durum, tacize uğrayan her yaştan kurbanda görülen bir belirtidir. Kurban, hissetmemeye başlar, kendi içinde bir yerlerde kaybolur.

Çocuklar genelde başlarına geleni unutur. Çok sonra, bu travmatik deneyimin parçaları ortaya çıkar. Donma mekanizması, yalnız cinsel istismar gibi büyük travmalarda değil; kişi için kaçmanın ya da savaşmanın mümkün olmadığı her durumda devreye girer. Çocukluğa ait travmatik yaşantılarda, sadece duygular ve görüntüler donmaz, kişiler de çocuksu bir rolde donarlar. Anıyı çağrıştıran yaşantılarda, yetişkin gibi davranamamalarının nedeni, geçmişte çocuksu bir rolde donmuş olma halidir. Anıyla çalışıldıktan sonra kişiler çözülerek yetişkin gibi davranmaya başlarlar.

 

EMDR’nin Beyin Üzerindeki Etkileri

EMDR, beyin temelli bir yaklaşımdır.

Çoğu zaman mutlu ya da üzgün olmamızı dışsal sebeplere bağlamaya meyilliyizdir. Ancak, her şey yolunda gidiyor olsa da kişi çaresizlik ve umutsuzluk duyguları içerisinde olabilir. Bedenimiz ve zihnimiz hayatta kalma mekanizması üzerine kuruludur. Herhangi kötü bir olay yaşadığımızda, eğer başa çıkabilmişsek ‘kötü etkilendim ama geçecek ve iyi olacağım’ deriz. Ancak, başa çıkma becerimiz, her zaman bu travmatik deneyimlerin etkisini ortadan kaldırmak için yeterli gelmeyebilir. EMDR Terapisi burada devreye girer. Beyin görüntüleme çalışmaları, Emdr tedavisi sonrasında beynin değiştiğini göstermektedir.

Konuşma Terapisi ister bilişsel davranışçı terapi isterse psikanaliz olsun önbeyni yani korteksi etkiler. Ancak, travmatik deneyimler, duygusal beyni (memeli beyin), alt beyni (sürüngen beyin) ve bedeni etkiler. Duygusal beyine konuşarak ulaşmak zordur, konuşarak bedene ulaşmak ise neredeyse imkansızdır. EMDR Terapisi yoluyla duygusal beyine, alt beyine ve bedene ulaşılır ve buralarda değişim meydana gelir. Ayrıca, kelimelerle konuşma öncesi döneme ulaşamayız, ancak ses, koku, görüntü ve bedensel duyumlar ilkel beyinde kayıtlıdır. Beş duyuyla yaşadığımız deneyimlere ilişkin duygulara ulaşmamız travmaya ilişkin tepkilerimizi yeniden aktif hale getirebilir. Tepkiler, hem zihinde hem bedende ortaya çıkar. EMDR ile ilkel beyinden duygusal beyine ve en son da önbeyin yani kortekse ulaşılır. Yani, beynimizin aşağısından yukarıya doğru bir işlemleme olur. İlkel beyinde ve bedende kayıtlı anılar aktif hale gelir ve sonrasında çözüm için önbeyine ulaşılır. Diğer konuşma terapilerinde ise tam tersi bir şekilde, yukarıdan aşağıya doğru bir işlemleme olur. Bilgiyle duygusal beyine ulaşma sınırlı olduğundan alt beyine ve bedene ulaşmak zordur. Bu nedenle, EMDR terapisinin Travmayla ilgili başarısına Konuşma Terapisiyle ulaşmak  zordur ve sınırlıdır.

EMDR bir terapi tekniğidir. Terapistin becerisi ve kurulan terapötik ilişkinin sonuç üzerindeki etkileri büyüktür.

 

EMDR’nin Beden Üzerindeki Etkileri

Travmalar yaşamın bir parçasıdır. Beden ve zihin travmadan bir bütün olarak etkilenir. EMDR terapisinde beden iyileşmenin merkezindedir. EMDR, beden zihin sistemini iyileştiren bütünleştirici bir yaklaşımdır. Sistemde takılı kalmış travmayı belirleyip önce uyarır sonra da serbest bırakır. Çift yönlü uyaran en yüksek etkiyi yaratır ve EMDR terapisinin iyileştirici etkileri ortaya çıkar.

 

EMDR  ve Değişim

Heyecan uyandıracak düzeyde bir değişim sağlayan EMDR sanat gibi… Yaraları sarma, çocuklukla bağ kurma, kendine iyi ebeveyn olma, büyüme, gelişme, özgürleşme ve dönüşme sanatı…

 

Kaynaklar

1. EMDR Terapisi Teknikleri ile Acı Anıları Silmek. Shapiro, F. (2012). Kuraldışı Yayınları.

2. EMDR Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme. Shapiro, F. (2016). Okuyan Us Yayınları.

3. Işık Hızında Duygusal İyileşme, Grand, D. (2001). Kuraldışı Yayınları.

 

*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza başvurunuz.

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , Kategoriler: EMDR

error: İçerik Korunuyor!